Fire Emblem: Path of Radiance

İlk piyasaya sürülme tarihi: 4 Kasım 2005

Geliştirici: Intelligent Systems

Tür: Tactical role-playing

Platform: Gamecube

Oynama Tarihi: 8 Şubat 2022 – 12 Mart 2022

Fire Emblem ana serisinin 9. oyunu olan Path of Radiance tam 40 saat 25 dakika 12 saniyelik bir gameplayin ardından 20 level Lord olup eli Ragnell tutan diri bir Ike ve hiç kayıp vermeden son dövüşe değin bana eşlik eden ordum ile final verdi.

Fire Emblem New Mystery of the Emblem, yani FE 12, adlı oyunu bitirdiğimde söylediğim bir söz vardı. “Bu bugüne değin oynadığım en iyi Fire Emblem oyunu” diye. Bu söz hala geçerliliğini sürdürüyor. Ancak oynanış açısından sürdürüyor. Hikaye olarak ele alacak olursam Path of Radiance şu ana kadar seride oynadığım en iyi oyun oldu. Her şeyden önce ilk kez bir oyunun ana karakteri soylu değildi. Namı büyük bir paralı askerin çocuğu olan Ike’ın yaklaşık bir senelik macerasına tanık oluyoruz bu oyunda. Ve bu yolculuğu sırasında Ike’ın hem ahlaken hem de fiziken geliştiğini görüyoruz.

Ike’ın ana karakter olmadığı diğer ilk 12 Fire Emblem ana oyununda böyle bir dokunuş görmedim. Geneology of the Holy War ile Thracia 776’dan oluşan ikilemeyi henüz oynamamış olsam da ana karakterin prens olduğu ve kayıp krallığını kurtarmaya çalıştığını biliyorum. Bir SNES oyunu olduğu için de pek hikayesel kuvveti olduğunu düşünmüyorum. Ancak bu bir önyargı. Radiant Dawn’ı bitirdikten sonra bu ikisini oynamayı planlıyorum. Belki beni bu konuda haksız çıkarırlar.

Her şeyden önce grand-narative klişe bir savaş öyküsü. Bunu belirtmem gerek. Ancak ana karakterimiz bu savaşın halk kahramanı rolünü üstleniyor. Dostluk kurduğu herkese önce kendisini bireysel olarak ispatlamak zorunda kalıyor. Çünkü soylu bir aileden gelmiyor, sadece bir grup paralı askere liderlik ediyor. Bunu hem düşmanları hem de henüz arkadaşı olmamış karakterler de sık sık vurguluyor. Oyunun başında insan olmayanlara (laguz ırkı mensupları) karşı cahillik edip kaba davranırken, hikaye ilerledikçe hem onlara karşı söylemlere hem de davranışları değişiyor.

Sürekli diyalog barındırmayan bir Tactical RPG (Banner Saga gibi olmayanlar) için oldukça iyi bir karakter gelişimi gösteriyor. En başta Ike’ı ergen shounen karakterlerinden hallice bir MC olacak diye bekleyip sevmemiş olsam da, olgunlaşma sürecini takip ederken kendisine bağlandım. Son dövüşten önce Prenses Elincia ile birlikte yaptıkları konuşma sırasında gözlerim yaşardı. Küçük oğlum büyümüş de kahraman olmuş gibi sevinç gözyaşları dökecektim. Ama kendimi tuttum.

Bu oyunda, FE11 ve FE12’de de olduğu gibi bir savaş öncesi hazırlık menüsü mevcut. Bu menüde outfit, manage, support ve info gibi seçenekler bulunuyor. Sırayla bahsetmem gerekirse Outfit isimli bölümde ordumuzdaki karakterlerin üzerinde taşıdığı 4 silah/asa ve 4 yardımcı itemleri düzenleme imkanı buluyoruz. Markette alım-satım yapma ve item forge etme işleri de bu kısımdan yürütülüyor.

Manage bölümü kendi içinde Award EXP ve Skills olarak ikiye ayrılıyor. Bu bölüm oynadığım diğer FE oyunlarından farklı bir mekanik barındırıyor ki hoşuma da gitti. Öncelik Award EXP kısmı adından da anlaşılacağı üzere her bölümü bitirerek elde ettiğimiz bir miktar EXP’yi dilediğimiz karaktere vererek hızlıca level atlamasını sağladığımız bir kısım. Oyunun başında bunu sevdiğim karakterleri hızlıca güçlendirmek için güzel bir yol olarak görüp sıkça uyguladım. Ancak finale doğru bu level atlamaları sırasında weapon proficiencylerinin artmadığını fark edince yıkıldım. Yani bu 1 Leveldan 18 Levela taşıdığınız bir karakterin statları yükselmiş olsa bile hala E sınıfı bir silah taşıyacağı için rakibine ciddi hasar vereyecek anlamına geliyor. Bu dezavantajını göz önünde bulundurarak EXP dağıtmanızda fayda var. Skills isimli diğer kısımda bu oyunu diğerlerinden farklı kılan asıl özelliği barındırıyor, yani karakter yetenekleri. Her karakterin özel yetenek öğrenebilme kapasitesi bulunuyor. Kimisi 25, kimisi de 15 derece ile kısıtlanmış. Bu kapasitelerine uygun olarak belli başlı parşömenler ile statları ve silahlarına ek olarak belli koşullarda sergileyebilecekleri yeni yetenekler elde edebiliyorlar. Bir dövüşte ilk saldırıyı kendisi yapmak, HPsi yarıya indiğinde kritik vuruş ihtimalinin artması veya birini taşırken rakibe daha fazla hasar verebilmek gibi örneklerle bu yetenekler özetlenebilir. Gerçekten hayat kurtaran bir mekanik bu. Hele de benim gibi hiçbir karakteri ölmesin diye ter döken bir oyuncu iseniz bu skill parşömenlerini asla kaçırmayın derim.

Üçüncü bölme olan Support ise diğer oyunlarda da bulunan iki karakterin birlikte savaş alanında bulunması ile aralarında özel diyalogların geçmesini sağladığımız bir mekanik. Bu karakter ilişkilerini fullleme işini hiçbir FE oyununda başaramadım ancak bu oyun belki de en kötü performans sergilediğim olabilir. Bu sefer oyuna her karakter için bir diyalog limiti konulmuş. Yani 5 diyalog hakkı olan bir karakter iki ayrı kişi ile ilişkisini A seviyesine getiremiyor. Ben bunu geç fark ettiğim için gerçekleşmesini istediğim romance ve dostluklarında hiçbirini başaramadım. Gerçekten üzücü oldu.

Sonuncu ve en temel kısım ise Info. Bu sekmede farklı karakterler ile birden fazla kişinin dahil olabildiği durum değerlendirmeleri veya o bölüme özel olarak gelişen olayları görüştüğümüz bir sekansa dahil oluyoruz. Birkaç karakterin recruit edilme durumu da bu konuşmalarda sırasında ortaya çıkıyor. Bu bölümün önemli olduğunu zaten oynamaya başladığınızda direkt fark edeceksinizdir. Oyunun ilk yarısına kadar da buradaki diyaloglar size o bölümle alakalı önemli tüyolar veriyor. Örneğin çöl bölümünde iken girdiğim bir konuşmada NPC bana kumlarda saklı itemler keşfedebileceğimizi söyledi. Onun sayesinde bir bölümde 7-8 item falan bulmuş olmam lazım. Epey iş görüyor bu kısım, atlamayın.

Oyuna mekanik çeşitliliği ekleyen bir diğer unsur da beorc (insan) ve laguz (shape-shifter) karakterlerin farklı zayıflıklarının bulunması. Bazı silahların, örneğin laguz bow, diğer ırka fazla hasar veriyor olması gibi durumlar, bazı kritik anlarda maçı bile çevirmenize yarayabiliyor. Ejderha kabilesinin oyuna son 3-4 bölümde dahil olması biraz üzücü oldu. Kesmesi epey zor düşman tipi olsa da varlıkları dövüş alanına heyecan katıyordu.

Oyunda beğendiğim karakterleri sıralamam gerekirse; swordmaster Zihark, sage Ilyana, warrior Boyd, paladin Oscar, assassin Volke, sage Soren, sniper Shinon, falcon knight Marcia… Aslında epey de sevdiğim varmış. Buraya Rolf, Makalov, Lucia, Bastian, Elincia, Kieran, Haar ve Sephiran’ı da yazabilirim. Ve yazdım da.

Epey uzun bir liste oldu bu. Direkt aklımda kalacak 2-3 karakteri söylemem gerekiyorsa ama sürekli aç gezen Ilyana, sandık açmak için 50 gold isteyen Volke, insan ikiyüzlülüğünden tiksinen Soren, abisi Makalov’u her fırsatta azarlayan Marcia ve Shakespeare gibi konuşan ve giyinen Bastian’a özellikle değinmeliyim.

Oyun sonu istatistiklerine göre en çok savaş kazanmış karakterler sırasıyla;
Boyd, Warrior, Lv 20, 149 Wins
Ike, Lord, Lv 20, 125 Wins
Oscar, Paladin, Lv 19, 94 Wins
Titania, Paladin, Lv 10, 66 Wins
Ilyana, Sage, Lv 9, 47 Wins

Geçen ay yüksek lisans tezime odaklanma kararı aldığım için bir süre büyük bir yapım bitirmeyi planlamıyorum. En azından yaz tatiline kadar Radiant Dawn’a başlayacağımı sanmıyorum. Ancak aklımın bir köşesinde ve mutlaka bu hikayenin devamına bakacağım. Şimdilik Path of Radiance’ın kalbimde bıraktığı tatlı sızıyı hissederek vakit geçirmek istiyorum.

Oyuna puanım 8.5/10. Oynarken acayip keyif aldım. Hikayesinin sürükleyiciliği bir kenara Ike’ı her bölümde daha da fazla sevebilmiş olmaktan dolayı memnun ayrıldım.

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s