Büyük İskender

Orijinal Adı: Alexander the Great (2004)

Yönetmen: Oliver Stone

Türü: Aksiyon-Macera-Biyografi

İzlenme Tarihi: 21 Ocak 2019


Büyük İskender, Alexander the Great, Megos Aleksandros… Bu isimlerle anılan o büyük hükümdar. Kendisi dünya üzerinde yaşamış ve yaşayacak olan herkesten daha fazla saygı duyduğum tek şahsiyet.

Hayatını düşününce aklım fırlıyor adeta. Genç yaşında yaptığı onca şey. Kimsenin gidip görmediği yerlerde at koşturması, dünyanın sonunu görme isteği, bambaşka tecrübelerin hamisi… İrade, liderlik ve cesaretin vücut bulmuş hali. Kendini tanrılara denk gören ve soyunu ulu Akhilleus’a dayandıran büyük insan. Tarihin seyrini tek başına, kendi kararları ve yaptıklarıyla değiştiren kimse…

Şahsına ne kadar övgü dizsem az gelir ki benim yüceltmeme ihtiyacı bile olmayan biri. Onun başarıları yüzyıllar boyu medeniyet sahibi her devlet liderinin hayali oldu, ona birazcık bile benzemek ve onunla denk olabilme hayali. Bu hayal dostu Ptolemy ve soyunu dahi büyüledi, ardından Roma’yı. Julius Caesar’ı, Octavianus Augustus’u, Caligula’yı, Caracalla’yı ve daha niceleri.

Augustus’un, Mısır’ın alınması sonrasında onun kabrini ziyaretinde dedikleri her zaman ruhuma dokunur. Kabirden sorumlu rahiplerin, İskender’in Ptolemy soyu ile birlikte bu necropol kompleksinde yattığını ve Augustus’un gelmişken bu hanedana da ziyaret etmesini önerir. Buna karşılık Augustus: “Buraya bir kral görmeye geldim, bir yığın ceset görmeye değil.”

Evet şimdi gelelim filme. Açıkçası cinsellik kısımları çok uzatılmış buldum. Rahatsız etti beni. Bunu ilk önce bahsetme isteği duydum çünkü cidden çok huzur oldum film boyu.

Film öncelikle İskender’in son anlarından bir kesit sunuyor ve birden geçmişe dönüp Gaugamela Savaşı’na geliyor. İskender’in zaferi, Persleri yıkışı, Persopolis’e girişi şeklinde devam ediyor. Ara ara İskender’in çocukluğu, gençliği ve bize bu filmde hikayeyi anlatan ihtiyar Ptolemy’nin İskenderiye’deki katiplerle olan sahneleri giriyor.

İran’dan, Baktriya oradan Afganistan ve sonra Hindistan’a iniş. Filmde savaş kısımları veya cinsellik kısımlarını çıkarırsak çok daha iyi bir eser kalabilir elimizde. Esasında karakterlerin birbiriyle ilişkisi, diyaloglar, demeçler, tiratlar ve geçmişe dönüşler gayet güzel ve etkileyiciydi. Fakat tüm yapıma baktığımızda ne yazık ki olmamış bir işle karşılaşıyoruz. Üzücü.

Filmden de sıkıldım zaten. 16 Ekim 2017’de izlemeye başlamışım. 2 saat izleyip ara vermişim anca şimdi bitirebildim. O derece kötü hissettim film hakkında. Neyse bitirdik şekilde.

Sondaki Ptolemy’nin İskender için söyledikleri de çok güzeldi.

“His failure towered over other men’s successes”

Filme puanım 6/10. Pek önerdiğim söylenemez. 3 saat 40dklık filmin totalde 1 saatlik kısmını beğendim herhalde. Yine de iyi ki izlemişim deyip defteri kapatıyorum.

Yorum bırakın