Great Teacher Onizuka

Seri Çıkış Tarihi: 30 Haziran 1999 – 17 Eylül 2000

Türü: Aksiyon – Komedi – Okul

Bölüm Sayısı: 43

İzlenme Tarihi: 25 Şubat 2017 – 12 Eylül 2026

Great Teacher Onizuka da büyük anime tatili olarak değerlendirdiğim 2016/17 döneminde başlayıp yarıda bıraktığım onlarca seriden biriydi. Neredeyse 10 sene olmuş başlayalı. O zamanlar 5 ya da 6 bölüm izlemiştim. Hikayede fazla ileri gitmediğim için kararlı bir şekilde dönüş yaptıktan sonra karakterlere ve olaylara kolayca ayak uydurdum.

Onizuka karakteri için gerçekten iyi veya kötü diyorum. Tam bir anti-hero. Garip bir adalet anlayışı var. Elbette bu bir kurgu olduğu için, FRP tabiriyle hep 20 atıp, olayları müthiş bir şekilde kotarıyor. Bu bir süre sonra gözümde bir plot-armor olarak belirdi. Yer yer olayların tehlike seviyesini ve ciddiyetini kaybetmeme bile neden oldu.

Örneğin Kanzaki Urumi’nin hikayeye dahil oluşu ve sonrasında yaşadıkları aksiyon ve ölüm tehlikesi dolu anlarda bir an bile şüphe duymadım. Onizuka hem onu hem kendisini bir şekilde kurtaracaktı zaten. Veya Okinawa bölümlerinde karakterlerin hiçbirinin başına bir şey gelmeyeceğini az çok biliyorum. Tüm sahneleri “Acaba Onizuka ne zaman dahil olacak?” diye izledim diyebilirim.

Fakat bunu bu şekilde dile getirmiş olsam da ben GTO animesinden epey keyif aldım. En iyi komedi işi değil belki ama Müdür yardımcısının surat ifadeleri beni inanılmaz güldürüyordu.

Fuyutsuki’den yılan zehrini çıkarmasını istemesi ve müdür yardımcısının tüm olaylar bittikten sonra balıkçı ağına takılmış halde bulunuşu kendimi gülmekten alıkoyamadığım anlardı. Tüm arcları gözden geçirecek olursak en beğendiğim kesinlikle Okinawa öyküsüydü.

Esere puanım 8/10.

One Piece Movie 4: Dead End Adventure

Orijinal Adı: One Piece Movie 04: Dead End no Bouken (2003)

Türü: Macera – Aksiyon – Fantastik

Stüdyo: Toei Animation

İzlenme Tarihi: 9 Eylül 2026

One Piece mangası Rocks’un hikayesini anlatmasından sonra, spesifik olarak Ekim 2025, tekrar rezil bir hal almaya başladı. Bu baş aşağı düşüş sırasında da ister istemez timeskip öncesine dair bir nostalji duymaya başladım. Bunu yakın zamanda izlediğim diğer iki OP filmi için de söylemişimdir ama tekrar edeceğim. Eski bölümler çok daha iyiymiş.

Sadece çizim kalitesi veya animasyonlardan bahsetmiyorum. Karakterler bana daha sıcak ve insani geliyor. Sanji’yi neden çok sevdiğimi hatırladım. Tayfadaki bana en gerçek insan gibi hissettiren çok yönlü karakter o idi. Usopp da bana hep insan gibi gelse de şapşallıkları onu karikatür seviyesine indirmeme sebep oluyordu.

Bu film de şu ana dek izlediğim OP filmleri içinde kesinlikle en iyisiydi. Korsan gemisi yarışı konsepti güzeldi, Sabo prototipi diyebileceğimiz havalı bir karaktere sahipti ve orta şeker bir intikam öyküsü barındırıyordu. Tekrar izlenmeyi bile hak ediyor diyebilirim. Baştan sona keyifliydi.

Esere puanım 7.5/10.

The Bear

Seri Başlangıç Tarihi: 5 Ekim 2022

Türü: Komedi – Drama

___

Sezon Sayısı: 1/5

Bölüm Sayısı: 8

Çıkış Tarihi: 5 Ekim 2022

İzlenme Tarihi: 20 Temmuz 2026 – 6 Eylül 2026

İzlemeye başladığım ilk bölümden itibaren bu diziyi sevemedim. Yemek yapmayı ve mutfakta bulunmayı hep sevmişimdir. Ancak başkasını mutfakta izlemek veya MasterChef’imsi şeyler o kadar da ilgimi çekmiyormuş.

Dizi intihar eden abisi Micky’nin yerine aile restoranına sahip çıkmak için gelen ödüllü bir şef olan Carmen’in hikayesini konu ediniyor. Fakat hikayede onun kontrol manyaklığı ve sinir krizlerini izlemek beni açmadı.

Son iki bölüm güzeldi ancak ben diğer sezonlara devam edeceğimi düşünmüyorum. Buraya kadarmış. İzleyenlere sabırlar ve iyi eğlenmeler.

Sezona puanım 6.5/10.

Akira

İngilizce Adı: Akira

Japonca Adı: AKIRA

Seri Başlangıç Tarihi: 6 Aralık 1982

Seri Bitiş Tarihi: 11 Haziran 1990

Bölüm Sayısı: 120

Türü: Aksiyon – Doğaüstü – Seinen – Sci-fi

Okuma Tarihi: 16 Mayıs 2024 – 4 Eylül 2026

Bir klasik nedir? Bir eser nasıl klasikleşir? Klasikleşen bir eser her dönem aynı duyguları verebilir mi?

Bu soruların her birini Akira üzerinden kolayca cevaplayabilirim. İki farklı medya ürününde de deneyim ettiğim bu eserin birbirinden çok farklı bir anlatım tarzı ve olay örgüsü olduğunu görmek beni başta etkilememişti. Sonuçta bu tarz işlere sık sık denk geliyoruz.

Ancak iki cilt boyunca inşa edilen dünyanın kuralları ve bilimsel araştırmalar ile ilgilenen çeşitli grupların birbirinden bağımsız yürüyen operasyonlarını takip etmek beni epey sıkmıştı. Öyle sıkılmışım ki 2 senedir mangada bir arpa boyu yol almamışım.

İkinci cildin finalinde Tetsuo’nun Akira’yı bulup serbest bırakması ile birlikte hikaye birden inanılmaz bir hız kazanıyor. Üçüncü cilt baştan sona bir koşturmaca öyküsü.

Üçün finalinde gerçekleşen patlama ile Neo-Tokyo yerle bir oluyor. Bu kaos ortamında Tetsuo ve Akira’nın liderliğinde The Great Tokyo Empire ortaya çıkıyor. İmparatorluğun ortaya çıkmasıyla Mad Max-vari post-apokaliptik bir dünyaya giriyoruz.

Bir tarafta Miyako önderliğinde bir tapınak rahibesi diğer psychicleri yanına toplayıp Akira’yı dengelemek ve düzeni kurmaya çalışıyor. Diğer tarafta ise anarşist bir oluşum olarak imparatorluk ile karşı karşıya geliyorlar.

Bu factionlara daha sonra Birleşmiş Milletler ordusu ve Kei liderliğindeki Japon devrimciler de dahil oluyor. Bir de bizim filmden de tanıdığımız Kaneda isimli dostumuz koşturup duruyor

Film kendi kurgusunu ilk 3 cilde göre düzenlemiş diyebiliriz. Tetsuo’nun delirişi ve olayların gerçekleşme sonra elbette değiştirilmiş olsa da hikaye ana fikir olarak benzer bir tonda diyebilirim.

Manganın yarısında iken internette renklendirilmiş versiyonu olduğunu gördüm. Keşke daha erken görseydim dedim. Çünkü o fütüristik dünyayı renkli okumak da güzel bir deneyim olurdu. Ancak bu şekilde de gayet iyi.

Akira mangası Batı stili soldan sağa doğru okuma sırasına sahip. Çünkü benim okuduğum 6 cilt versiyonu Batıda çıkış yapan haliymiş. Ama adapte olmam çok uzun sürmedi. Yine de belirtmek istediğim bir detaydı.

Esere puanım 8.5/10

One Piece Movie 3: Chopper Kingdom of Strange Animal Island

Orijinal Adı: One Piece Movie 03: Chinjuu-jima no Chopper Oukoku (2002)

Türü: Macera – Aksiyon – Fantastik

Stüdyo: Toei Animation

İzlenme Tarihi: 30 Ağustos 2026

Chopper çok sevdiğim bir karakter değil. One Piece orijinal beşlisinin kendi arasındaki enerjiyi hep daha çok sevmişimdir. Chopper ve sonrasında tayfaya dahil olan Robin bana hep ekstra gibi hissettirdi. Franky ve Brook’a zaten hiç aidiyet hissedemedim.

Neyse filme odaklanayım. Bu öykü Mowgli ve Bambi karakterlerinin birleşiminden oluşmuş Mobambi isimli bir karakteri tanıtıyor bize. Babası korsanlar tarafından öldürülmüş ve bulunduğu gemi karaya vurmuş olan bu çocuğa adada bulunan ve konuşabilen hayvanlar sahip çıkmıştır. O da hayvanları ailesi olarak bellemiş ve onlara liderlik edecek olan Hayvan Kralı aramaya çalışmış.

Bu günlerin birinde bizim hasır şapkalar suda oluşman gayzer gibi bir fışkıran su nedeniyle göğe fırlar. Bu sırada Chopper gemiden düşer. Düştüğü gibi de Hayvan Kralı arayan canlıların ortasına düşer.

Bu noktadan itibaren tahmin edilebileceği üzere Chopper, Hayvan Kralı ilan edilir. Ancak Hasır Şapkaların dahil oluşu ile birlikte adadaki kötü korsanlara karşı mücadele verilir.

Film öylesine bir yan öykü olarak değerlendirilebilir.

Puanım 6/10

Kimetsu no Yaiba

İngilizce Adı: Demon Slayer

Japonca Adı: 鬼滅の刃 (Kimetsu no Yaiba)

Seri Başlangıç Tarihi: 15 Şubat 2016

Seri Bitiş Tarihi: 18 Mayıs 2020

Bölüm Sayısı: 207

Türü: Aksiyon – Doğaüstü – Shounen – Tarihi

Okuma Tarihi: 19 Ağustos 2026 – 27 Ağustos 2026

Jujutsu Kaisen ile birlikte beni animeye tekrar döndürüp sonra da bağlayan seri oldular. O sebeple bendeki yerleri çok ayrı bu ikisinin de.

JJK ve KnY dünyaları arasında bir seçim yapacak olsam güç çeşitliliği nedeniyle JJK diyebilirim. Fakat KnY karakterleri hem daha sempatik hem de daha önemsenebilir geliyor.

En başta Rengoku gibi bir karakterin varlığı beni hep bu seriye karşı olumlu yerde tutan bir özellikti. Daha sonra Uzui karakterini çok sevdim. Finale giden yolda da Himejima ve Yoriichi ile tanışıp onları da kafileye kattım. Ancak ne kadar istesem de hiçbiri Rengoku’yu favori karakter tahtımdan edemedi.

Kötü adamlar da JJK ile kıyaslanınca daha dehşet verici ve nefret edilesi durumdalar. Akaza gibi tiplerde nefret/sevgi ikilemine daha çok düşüyorsunuz. Bu yönünde Naruto ile benzerlik gösterdiğini söyleyenilirim. JJK da daha Bleach’e öykünen bir tarafta kalıyor.

Velhasıl Kimetsu no Yaiba’nın son hikaye arcı olan Infinity Castle öyküsünü üç film şeklinde olacak diye duyurduklarında aşırı moralim bozulmuştu. Çünkü Japonların telif haklarını koruma konusundaki üstün çabası nedeniyle sinema çekimi olmayan, sorunsuz bir kopyaya erişmek için tam bir sene beklememiz gerekti. Ve ikinci filmin gelmesine daha bir sene var.

Ben iki hafta önce, ilk filmi izledikten sonra direkt mangadan devam edeceğimi duyurdum. Çünkü öykünün kesildiği yer o kadar heyecan dolu ki ikinci filmi bir sene, final filmi de üç sene bekleyebilecek bir sabra sahip değildim.

Akaza dövüşünden sonra Kizuki 2 ve Kizuki 1 ile yapılan dövüşler son derece heyecan doluydu. Muzan’a giden yolda vurulup düşenler herkesin yüreğinde bir umut ışığı oldular.

Son çarpışmada tüm Hashiraların ustalıklarını sergilemeleri inanılmaz keyifliydi. Yılan ve Rüzgar hashiralarını daha yakından tanıma fırsatı bulmuş olmak beni mutlu etti. Tanjiro, Zenitsu ve Inosuke’nin mücadelesi, bir ekip olarak her iblis avcısının topyekun direnmesi yer yer beni çok duygulandırdı.

Mangayı renkli okuduğumu da belirtmek isterim. Mangadan aldığım keyfi inanılmaz artırdı. Animasyonlardaki renkli nefes tekniklerine mangada da hiçbir downgrade yemeden şahit olabilmek benim için büyük bir şanstı.

Belki de bekleyip tüm hikaye bittikten sonra okumanın bir avantajı da bu olabilir. Renkli ve Siyah beyaz alternatifine sahip olmak bile büyük bir lükstü. Eskiden, 15 sene önce, anime manga çeviren ve üzerine gönüllü emek veren kitle oldukça kısıtlıydı. Her geçen gün anime dünyasına gönül veren insanların sayısı arttığı için artık bir de bu tarz hizmetler sunan insanlara daha sık rastlamaya başladık.

2010 senesinde bana gelip de bundan 15 sene sonra Türkiye’de bu kadar fazla manga hem dijital hem de basılı olarak çevrilip yayınlanacak deselerdi herhalde “tabii, tabii” der geçiştirirdim. O dönem bizim de içinde bulunduğumuz komünitelerde verdiğimiz ufak emekler (çeviri olsun, içerik üretimi olsun) kelebek etkisi ile büyüyüp bir çığ gibi doruklardan kopup gürül gürül yoluna devam etti. Şimdi bakınca büyük yok kat edildiğini görüyorum. Türk popüler kültür dünyasının genişlemesine bir gram tuzumuz olduysa ne mutlu bize. Daha da olması dileğiyle.

Mangaya puanım 8.5/10.

Hamnet

Orijinal Adı: Hamnet (2025)

Yönetmen: Chloé Zhao

Türü: Biyografi – Tarihi – Dram – Trajedi

İzlenme Tarihi: 24 Ağustos 2026

Bu filme bayıldım. Neredeyse bir yıldır beni bu kadar duyguya sürükleyen başka bir film izlememiştim. En son About Time isimli yapımı izlerken boncuk boncuk gözyaşı oluşmuştu.

Ben de her edebiyat tutkunu gibi Shakespeare’in kült eserlerini okudum. Hamlet’in yeri bende çok ayrıydı. Soluksuz intikam serisi ve tam bir kan gölüne şahit oluyorduk. Bu beni izlemesi ve okuması son derece sürükleyici bir eser ile baş başa bırakıyordu. Fakat Hamnet bir başka öykü olarak adlandırılmalı.

Bu bir kaybı kabullenme, bir acının üstesinden gelme öyküsü. Herkes farklı türlü ağıt yakar. Herkes başka türlü acılar çeker. Ve herkes zorlukları ayrı şekilde alt eder.

Bu açıdan bakınca Hamnet filmi Ghostlight isimli filme epey benziyor. Shakespeare oyunlarının bir avunma yöntemi olarak değerlendirilmesi fikri çok hoşuma gitti. Bana da başka bir öykü yazma konusunda ilham oldu.

Filme dönecek olursak. Ben Agnes karakterini canlandıran Jessie Buckley ve William’ı oynayan Paul Mescal’ın oyunculuklarına bayıldım. Özellikle de Agnes’in doğum ve ölüm anlarındaki yakın plan çekimlerinde duygusunu seyirciye aktarma konusundaki maharetine hayran kaldım.

En beğendiğim ve zihnimde sonsuza dek kazılı kalacak kısım da Globe Theatre’da, Hamlet’in temsili sırasında, final sahnesinde seyircilerin ölmekte olan Hamlet’e ellerini uzatarak destek oluşları idi. Müthiş bir kare. Eşsiz bir duygu seli.

Esere puanım 8.5/10.

Üç Anadolu Efsanesi

Orijinal İsim: Üç Anadolu Efsanesi: Köroğlu – Karacaoğlan – Alageyik (1967-68)

Yazar: Yaşar Kemal

Okuma Tarihi: 4 Ağustos 2026 – 18 Ağustos 2026

Bu eseri okumayı çok uzun zamandır istiyordum. Bir türlü zaman yaratıp da okuyamamıştım. Ancak dahil olduğum kitap topluluğunda yapılan oylama sonucunda Türk Edebiyatı kulvarında Üç Anadolu Efsanesi seçildi. Böylece okuma listemde kolay yoldan üst sıralara yükseltmiş oldu.

Eserin bir masal derlemesi olduğunu göz önünde bulundurursak Yaşar Kemal’in kendisinden neler kattığını anlamak çok da zor değil. Bir nevi Homerosçuluk yapıp Anadolu’da söylenmekte olan bu üç anlatıyı kaleme alarak kanonik bir metin haline getirmiş. Bu sebeple yaptığı iş sonuna kadar takdir edilesi.

Öyküler içinde favorim Karacaoğlan oldu. Finali öyle iç burkan bir havadaydı ki öyküyü bitirir bitirmez kendi kendime “işte Türk draması budur” dedim. Bizim genimize işlemiş o acı teması, duyguların ifade edilememesi, iletişimsizliğin yarattığı trajediler… Bunun Yeşilçam uyarlaması eminim ki seyircileri hüngür hüngür ağlatmıştır.

Köroğlu öyküsü de oldukça gaz ve yüksek tempoda başlayıp sonunda pek istediğim gibi sonuçlanmayınca modumu aşağı çekti. Ben Bolu Bey’i ile teke tek düello atmasını beklemiştim.

Alageyik öyküsü de finali itibariyle son derece trajik ancak birçok karakterin aşırı beyin yoksunu olması nedeniyle tam da içine giremediğim bir orta oyunu tadındaydı. Bir çeşit Romeo ve Juliet tonuna sahip olduğunu da söylemeliyim. Çok az ama var. Üzerine düşününce anlarsınız.

Esere puanım 7.5/10.

Demon Slayer: Kimetsu no Yaiba Infinity Castle I

Orijinal Adı: Kimetsu no Yaiba Movie 1: Mugenjou-hen – Akaza Sairai (2025)

Türü: Macera – Aksiyon – Fantastik – Tarihi

Stüdyo: ufotable

İzlenme Tarihi: 15 Ağustos 2026

Kimetsu no Yaiba benim uzun süre animeye ara verdikten sonra tekrar düzenli izlemeye başladığım dönemin ilk uzun serisi sanırım. Yani 2019’da yavaştan ısınıp pandemide iyiden iyiye dönüş yaptığım sırada genelde eskiden başlayıp yarım bıraktığım serileri tamamlamaya gayret ediyordum.

Fakat Kimetsu no Yaiba sıfırdan girişip de kısa sürede izleyip günceline geldiğin ilk yapım olmuştu. Sadece beni shounen türüne tekrar ısındırmış olması bile benim onu kalbimde özel bir yere koymama yeterli bir sebep.

Bu film de Hashira Training sezonunda ekibimizin Muzan’ın sonsuzluk kalesine yakalandıkları o ikonik son sahneden itibaren bizi alıp Shinobu v 4. Üst Rütbeli, Zenitsu v. Kaigaku ve kapanışı süsleyen Giyu&Tanjiro v. Akaza dövüşlerine şahit ediyor.

Animasyon kalitesi, müzikler, atmosfer, görsel efektler hepsi muazzamdı. Ufotable’ın bundan daha alt bir kalite iş yapması mümkünmüş gibi gelmiyor artık bana. Stüdyo çıtayı öyle bir seviyeye koydu ki artık bunları bize sunmadığı her yapımda şımarıkça tepkiler vermeye başlayacağız.

Filmin kendisi tek başına öyküyü sonlandırmıyor. Stüdyo bu final öyküsünü üç parça halinde yayınlamayı uygun görmüşler. Ancak benim gibi hikayeyi merak eden izleyiciler için bu tam bir çile. İkinci filmin 2027 son çeyreğine doğru yayınlayacağı sızıntılarını görünce de ben daha fazla dayanamayacağıma karar verdim. İlk fırsatta hikayenin kaldığı yerden devamını mangayı okuyarak tamamlayacağım.

Yapıma puanım 9/10. Müthişti.

Bıçaklar Çekildi: Gizemli Bir Serüven

Orijinal Adı: Glass Onion (2022)

Yönetmen: Rian Johnson

Türü: Suç – Komedi – Drama – Gizem – Gerilim

İzlenme Tarihi: 9 Ağustos 2026

İlk filmi bol bol Hercule Poirot esintili bir yapım olmuştu Knives Out serisinin. İkinci filminde de içine Poirot eklenmiş “And Then There Were None” uyarlaması izliyormuşum gibi hissettim.

Elbette bunun neden olduğunu filmi izlemeye başlayıp 10 dakika devam eden herkes anlayacaktır. Fakat olayın başlangıcından, ilk cinayet şekline ve hatta finalde bağlanan failin kim oluşuna kadar gerçekten ağır bir esinlenme var.

Bu kötü bir şey değil. Fakat oyuncuların çiğ gelmesi nedeniyle ben filmdeki hiçbir karaktere ne sempati duydum, ne de başlarına bir şey gelecek diye endişelendim. Finaldeki cam kırma sahnesi çok anlamsızdı. Mahkemede şahitlik edişleri çok yersizdi.

Karakterlerin çoğu zaten NPC gibiydi. Yarısının doğru düzgün diyalogu bile yok. Sadece kalabalık etmek için çağrılmışlar. Komedisi bayıktı. Blanc yapmacık ve abartılı aksanı nedeniyle beni rahatsız etti.

Filme puanım 6/10.