Fate/strange Fake

Seri Çıkış Tarihi: 3 Ocak 2026 – 28 Mart 2026

Türü: Aksiyon – Fantastik – Drama – Gizem

Bölüm Sayısı: 13

İzlenme Tarihi: 3 Mart 2026 – 24 Nisan 2026

Animeden bahsetmeye başlamadan önce opening mevzusunu açmak istiyorum. Jujutsu Kaisen S2 opening 2’si SpecialZ’dan beri bu kadar beğenip bağlandığım bir opening olmamıştı. Provant’ı besteleyen Sawano Hiroyuki diğer eserleri gibi bu parçada da muazzam bir iş çıkarmış.

Strange Fake’in bu kadar iyi çıkmasını beklemiyordum. Hikayenin ABD’ye taşınıyor oluşu popülist bir seçim gibi düşünmüştüm. Ancak Durarara ve Baccano gibi iki büyük eser vermiş bir yazar olan Ryohgo Narita, laf olsun diye bir işe kalkışmayacaktır diye kendimi ikna ettim. Haksız çıkmadım.

Bu hikayeyi tek başına ele almak oldukça zor. Apocrypha, Zero ve Stay Night öykülerine de referanslar vermekten geri durmuyor. Hatta son bölümün neredeyse yarısında diğer Fate olay örgülerine değiniliyordu.

Finalin tam bir kapanış sunmadığını, çünkü Kutsal Kase Savaşı’nın sonlanmadığını görüyoruz. Bu sebeple devam sezonunun yakında duyurulabileceğini düşünüyorum. Genel izlenimim insanların bu sezonu beğendiği yönünde. MAL puan ortalaması da anlık 8.34 olarak okunmakta.

Richard ve Enkidu’yu çok beğendim. Amazon Hippolyta’yı yeterince görememiş olmak beni üzmüş olsa da devam sezonunda çok büyük savaşlar dönecek gibi duruyor. Richard da Alexander’dan sonraki en sevdiğim Fate karakteri olabilir. Kişiliğine bayıldım. Bulunduğu her sahnede seyirciyi kendine bağlıyor.

Sezona puanım 8/10. Umarım hikaye böyle kalmaz. Detayları unutmadan evvel devamının gelmesini diliyorum.

Teenage Mutant Ninja Turtles: Tournament Fighters

tmnt tournament fighters snes

İlk piyasaya sürülme tarihi: 30 Ağustos 2022 (4 Eylül 1993)

Geliştirici: Konami

Tür: Fighting

Platform: PS4 (SNES)

Oynama Tarihi: 16 Aralık 2025 – 23 Nisan 2026

TMNT Tournament Fighters SNES versiyonu yaklaşık 2 saatlik bir oynanış sonunda final verdi.

Oyunun hikaye moduna 13 Şubat 2026 başlayıp aynı gün veda etmişim. Ancak birkaç gün önce oyuna tekrar başlayıp hızlı kayıt alarak bitirmeye karar verdim. İlk stage olarak art museumda Chrome Dome ile kapıştıktan sonra Aska dövüşüne geçmeden hemen önce kaydedip kapatmıştım. Kalan 7 dövüşün tamamını bugün Beşiktaş – Alanyaspor maçı eşliğinde oynayıp bitirdim.

Oyunun versus modunda Rat King ve Karai neden yok diye düşünmeden edemiyorum. Fazla güçlü kalabilirler belki. Fakat yine de hikayeyi tamamladıktan sonra o karakterlerin de seçilip oynanabilir hale gelmesini görmek isterdim.

Oyuna puanım 5.5/10. Oyunu hızlı save-load döngüsü olmadan oynasam 19 dakika kadar sürerdi. Oyun sonu ekranında yazan skorum 129200. Notumu da düştüm.

Hızlı ve Öfkeli 3: Tokyo Yarışı

Orijinal Adı: The Fast and the Furious: Tokyo Drift (2006)

Yönetmen: Justin Lin

Türü: Aksiyon – Suç – Gerilim

İzlenme Tarihi: 12 Nisan 2026

Bu filmi çıktığı günden 20 sene sonra tekrar heyecanla izleyeceğimi hiç düşünmezdim. Çıktığı dönem herkesin telefon zil sesi haline gelen o meşhur şarkıyı duyunca kendimi Ratatouille yemek tadımı sahnesinde gibi hissettim.

Filmin Initial D etkisinde yazılıp çekildiği çok bariz. Evet, Japonya’da sokak yarışı kültürü var. Haliyle birçok medya ürününe de sirayet etmiş bu olay. Ancak direkt Toyota Corolla 86 bahsi geçirmek gibi açıktan selamlamaların bulunması da hoştu.

Initial D ve NFS Carbon ana esin kaynakları diyebilirim. Carbon’un filmden bir ay önce çıkış yapmış olması da senaristlerin bir göz ucuyla bakıp ekle/çıkar yapmasına fırsat sağlamış olabilir.

Filmin kendisi hikaye olarak ne vaat ediyor diye sorulursa da çok etkileyici bir olay örgüsünden bahsedemem. Sorunlu bir Amerikalı lise öğrencisi, Japonya’daki babasının yanına postalanıyor. Buraya gelir gelmez de uzaklaştırılmasının sebebi olan araba yarışlarının göbeğinde buluyor kendisini.

Ana karakter aşırı ahmak olsa da filmi arabalar ve mekanlar izletiyor. Elbette bir de müzikler. Shibuya Meydanı sahnesinin bilgisayarda yapıldığını öğrendiğimden beri eski etkileyiciliğini de kaybetti. Yine de en ikonik sahnelerden biriydi.

Esere puanım 6.5/10.

RoboCop 2

Orijinal Adı: RoboCop 2 (1990)

Yönetmen: Irvin Kershner

Türü: Aksiyon – Suç – Sci-fi – Gerilim

İzlenme Tarihi: 11 Nisan 2026

Robocop‘ı baştan sona ilk izleyişimin üzerinden iki yıl geçmiş. Gerçekte de ilk film ile ikinci film arasında üç senelik bir fark var. Hemen hemen hissiyatı yakaladım diye inanıyorum.

DMAX’in sinema kanalı sağ olsun. Film, ben koltukta oturmuş TV’ye boş boş bakınırken birden ekranda beliriverdi. TV’de gösterilen Türkçe dublajlı bir aksiyon filminin tadını ne kadar özlediğimi fark ettim. Oturdum, izledim. İyi ki de izlemişim. Sonunu getireceğim diye biraz geçe kalmış olsam da ilaç gibi geldi.

Filmin dövüş sekansları muhtemelen oyuncak veya maketlerle yapılmış. Aktörlerin olduğu sahnelerden robot dövüşlerine geçildiğinde görsel kalite ve dil bariz şekilde değişiyor. Ancak eserin gore seviyesini hiç de fena tutmamışlar. Bir yetişkin olarak dahi beni rahat edebilen görsellere sahipti.

İlk film etik sorgulamaların çerçevesinde, görev başında ölen askerin bedenini onu “onurlandırmak” adına bir robotun inşasında kullanılması ile şekilleniyordu. Robotun hala Alex Murphy mi yoksa ondan bağımsız bir yaratık mı olduğu üzerine ufaktan değiniyordu.

Ancak ikinci film göreve gönderilen RoboCop’ın kötülük tanımı üzerine düşündüğü, kendi kimliğini ve sahip olduğu anıları sorguladığı bir yapım olmuş. Kanunen ehliyeti olmayan ancak ne hikmetse suça sürüklenip (!) madde ticareti yapıp cinayet şebekesi idare eden bir velede de hikayede yer verilmiş.

Hikayede “kötülüğün doğası” üzerine düşülmek yerine kült liderinin suçları ve aksiyona odaklanılmış olması eserin derinliğini alıp götürmüş. Ortaya istediği hiçbir şeyi tam yapamayan vasat bir iş çıkıvermiş.

Yapıma puanım 6/10.

Infamous First Light

İlk piyasaya sürülme tarihi: 26 Ağustos 2014

Geliştirici: Sucker Punch Productions

Tür: Action – Adventure

Platform: PS4

Oynama Tarihi: 1 Mart 2026 – 8 Nisan 2026

Infamous First Light yaklaşık 4 saatlik bir oynanış sonunda final verdi.

Bu oyuna gerçekten gerek var mıydı bilmiyorum. Second Son’ı oynayalı da 9 sene olmuşken detaylar zaman içinde uçup gitti. Yine de Fetch pek umursadığım bir karakter değildi. Zaten merak ettiğim biri olsa DLC zamanında hesabıma eklendiğinde indirip oynardım.

Oynarken hiçbir şey hissetmediğim bir yapım oldu. Neon formunda sağa sola süzülmek ve grafiti yapmak dışında oyunun keyifli hiçbir olayı mevcut değil.

Zamanında Second Son’ın dövüşlerinden de hiç haz etmemiştim. Aynı olmamışlık First Light’ın melee combatında da geçerli. Spiderman oynadıktan sonra insan ister istemez rahatlığa alışıyor.

PS4’in ilk yıllarının oyun kısırlığı döneminde sırf exclusive oyun kütüphanesi kabarık gözüksün diye standalone çıkarılmış, yenilik barındırmayan bir DLC idi.

Esere puanım 6/10.

Granblue Fantasy Versus

İlk piyasaya sürülme tarihi: 3 Mart 2020

Geliştirici: Arc System Works

Tür: Fighting – RPG

Platform: PS4

Oynama Tarihi: 30 Mart 2026 – 7 Nisan 2026

Granblue Fantasy Versus yolculuğum yaklaşık 7 saatlik bir oynanışın sonunda Beelzebub bossunu yenmem ile son buldu.

Bu oyun serisi ve evrenine hiç hakim değilim. Girişi de bir spin-off dövüş oyunu ile yapmış olmam da ilginç oldu. 2014 yılında yayınlanan bir mobil oyunu ile çıkış yapan seri için çok da emek harcamak istemedim.

Hikaye olarak pek önem vermeden oyunun ara sahnelerini X tuşuna basarak hızlıca geçtim. Fakat genel hatlarıyla mevzuyu anladım. Mavi saçlı bir kız ve konuşabilen minik bir ejderha ile dolanan Gran, eski dostu Katalina’yı kötü adam olduğunu öğrendiğim Belial’ın etkisinden çıkarıp Beelzebub’ın dirilişine engel olacağımız yolculukta bizimle gelmeye ikna ediyoruz. Bu yolculuk süresince de zihnini özgürleştirdiğimiz her bir karakter bize katılarak daha güçlü bir parti halinde final görevine doğru sürükleniyoruz.

Gran karakterinin tasarımını beğendiğim için oyunun RPG hikaye modunun %80’ini onunla oynamayı seçtim. Oyun bir yerden sonra aynı göreve iki karakter ile girmeye izin veriyor. O noktadan itibaren iki kişi birlikte oyunu ilerletebiliyor. Fakat ben ikinci oyuncuyu NPC olarak atadım.

Oyunun büyük çoğunluğunu yanımda Katalina ile birlikte oynadım. Son iki chapterda yanıma eklenen her karakteri keşfetme adına yardımcım yapıyor olsam da içlerinden bir tek Ferry karakterini beğendim. Fakat Beelzebub bossunda güçsüz kaldığını fark edince tekrar Katalina’ya döndüm.

Karakterlerin hepsinin aynı saldırı şeması ile kombo üretiyor olması çok tembelce bir dizayn olmuş.

Fakat oyunun sanat diline ve müziklerine bayıldım. Özellikle de Beelzebub üçüncü fazında çalan OST favorim oldu diyebilirim.

Oyuna puanım 6.5/10. Bir SF veya KoF etkisi bırakamadı. Ancak farklılık olması için oynanabilir.

Kentte Son Yaz

Orijinal İsim: L’ultima estate in città (Last Summer in the City) (1973)

Yazar: Gianfranco Calligarich

Okuma Tarihi: 28 Mart 2026 – 6 Nisan 2026

Bugüne değin okuduğum eserler içinde bana olayların yaşandığı şehri bu kitaptaki kadar iyi hissettirebilen bir yapım ile karşılaşmamıştım. Kente yağan yağmuru da, akşam esintisini de, sıcağın bunaltıcı havasını da tenimde hisseder oldum.

Romanın başlangıcı ve kapanışı zihnimde güçlü bir yer edindi. Roma kentine yağmurlu bir günde gelmiş ve güneşli sıcak bir günde ondan ayrılmış olduk. Arada da Leo Gazzara’nın yaşam mücadelesine tanık olduk.

Leo’yu Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam‘ına çok benzettim. Fakat o romanın aksine Leo bana daha insani ve gerçek hissettirmeyi başardı. Tam anlamıyla bir flanör, kent gezgini ve gece uykusuzu. Fakat hayatını geçindirebilmek için bir spor dergisinde yazmanlık yapmaktan da geri durmuyor.

Külüstür Alfa’sı ile tüm şehri boydan boya dolanan bu Milanolu genç yetişkin, gönlünü Arianna isimli bir hanıma kaptırınca işler sarpa sarmaya başlıyor.

Bu kitabı ileride bir gün İtalya’yı ve özellikle de Roma’yı gezdikten sonra tekrar okuyacağım. Popolo Meydanı ve daha nicesini kendi gözlerimle görüp, atmosferini soluduktan sonra bu esere geri dönmek istiyorum.

Mary Beard’in SPQR kitabı ile eş zamanlı olarak bunu okumuş olmam da manidar oldu.

Esere puanım 7.5/10. Roma’ya seyahat etme isteği uyandırdı.

Houseki no Kuni

Seri Çıkış Tarihi: 7 Ekim 2017 – 23 Aralık 2017

Türü: Aksiyon – Fantastik – Drama – Gizem

Bölüm Sayısı: 12

İzlenme Tarihi: 17 Eylül 2025 – 6 Nisan 2026

Dürüst olmak gerekirse kendi başıma bu seriyi keşfetmiş olsam muhtemelen ilk bölümün ardından izlemeye devam etmezdim.

Mesele yalnızca CGI değil. Ben konunun içine de kolayca giremedim. Phos, Cinnabar vs. karakterlerin hiçbirini önemsemedim. Amaçlarını ve o evrendeki motivasyonlarını da bir türlü idrak edemedim.

Çevremde temas halinde olduğum anime-manga kültürüne güvendiğim insanların övmesi üzerine dişimi sıkıp ara ara izlemeye devam ettim. Ve yaklaşık 7 aylık bir izleme serüveninin ardından animeyi tamamlamış oldum. Fakat asıl sıkıntı burada başlıyor. On iki bölümlük bu anime, günün sonunda evrene ve öyküye dair merak ettiğim hiçbir soruya yanıt vermedi.

Ben bu tarz işleri sevmem. Anime uyarlamasını yalnızca çizilen manganın reklamı olarak gören mangakalar ve yayıncılar canımı sıkıyor. Bu 12 bölüm de kendi içinde bir şeyler anlatıp beni bir yola sokabilirdi. Ancak ben beni yalnızca manga okumaya yönlendiren bir yapım görüyorum karşımda.

On iki bölümlük -yaklaşık 5 saatlik- bir reklam dizisi izlemiş olma fikri tadımı epey kaçırıyor. Yine de her şeye rağmen Tsukijin (Lunarian) tipleri üzerine büyük bir merak duyuyorum. Ve bu elemanların mücevher karakterlerimizin “ustası” ile ne gibi bir bağlantıları var gerçekten bilmek istiyorum.

Hikayenin özünde bir Theseus’un Gemisi anlatısı olduğuna inanıyorum. Bana ucundan gösterilen kısmında Phos’un yitirdiği parçalarını platin ve altın ile ikame etmesi ve bunun sonucunda karakterinin değişime uğramasını oldukça ilgimi çekti. Hatta kopan her bir uzuv ile birlikte benliğine ek olarak hafızasını da yitiriyor oluşu güzel bir konsept olmuş.

Günün birinde mangasını okuyup yarım kalan sorularımın cevaplarını alabilirim diye umuyorum.

Esere puanım 7/10. Hikayenin sonunu öğrenmek istiyorum.

Jujutsu Kaisen 3rd Season – The Culling Game Part 1

Seri Çıkış Tarihi: 9 Ocak 2026 – 26 Mart 2026

Türü: Aksiyon – Fantastik – Shounen

Bölüm Sayısı: 12

İzlenme Tarihi: 11 Ocak 2026 – 26 Mart 2026

Jujutsu Kaisen mangasını önden okuyup bitirmiştim. O yüzden Culling Game arcının öneminin farkında olmakla birlikte bu sezon içerisinde epey sıkıldığımı da belirtmeliyim. Mangada epey uzunca anlatılan kısımlar animasyonun yardımı ile hızlıca anlatılabilmiş.

Sezon genel anlamda kompakt bir öykü anlatmayı başarmış. İtadori’nin infazı, Zenin Klanı katliamı, İtadori-Higuruma dövüşü ve Yuta’nın son bölümdeki şovu bu sezonun en akılda kalıcı anları idi.

Açılışı ve kapanışı güzel yaptığı için The Culling Game Part 2’ye karşı büyük beklenti içindeyim. Umarım araya çok zaman farkı koymadan devamını da getirirler. Gojo’nun dönüşünü anime halinde görmek için sabırsızlanıyorum.

Sezona puanım 8/10. Her hafta perşembe günü gelsin de yeni bölümü izleyeyim diye bekledim. Son bölüm güzel anime edilmiş olsa da NinjaristicNinja’nın Culling Game MMV’sinin yeri çok ayrı.

Peygamberin Şarkısı

Orijinal İsim: Prophet Song (2023)

Yazar: Paul Lynch

Okuma Tarihi: 11 Mart 2026 – 23 Mart 2026

Ödüller politiktir. Uluslararası tüm organizasyonlar ülkelerin soft-power enstrümanlarıdır. Bu kabullerle hareket ederseniz multimedya ürünlerinin hiçbiri sizi üzemez.

Ben bunun bilincinde olarak bu romanı okudum ve yalnızca Booker Ödülü’nü niye almış diye anlamaya çalıştım. Ancak anlayamadım. Bence bu roman ne anlatmak istediğini bilmeyen yalnızca “Savaş kötüdür, ha” düşüncesiyle yazılmış bir metin. Gerisi fasa fiso.

Düşünce dünyasına en çok yer verilen karakter olan Eilish bile olaylar karşısında o kadar donuk ve anlamsız tepkiler veriyor ki romanı yazan abimiz bu dünyanın çok uzağında, karnı tok, sırtı pek, minnoş kalpli bir avrupalı olduğunu her haliyle belli ediyor.

Kitaba puanım 6/10.