Seri Çıkış Tarihi: 26 Nisan 1989 – 31 Ocak 1996
Türü: Aksiyon – Komedi – Fantastik – Dövüş Sanatları – Shounen
Bölüm Sayısı: 291
İzlenme Tarihi: 11 Haziran 2024 – 17 Haziran 2026

İlk anime sezonu ile arasında sadece iki haftalık bir boşluk olduğunu fark etmek beni mutlu etti. Hikaye boyunca çizim stili aşama aşama değişmiş olsa da son bölümün geldiği noktadan geriye dönüp eski ekran kayıtlarına bakınca bariz bir değişim meydana çıkıyor.

Bu değişim yalnızca çizim stili ile sınırlı değil. Dragon Ball ve Dragon Ball Z arasındaki en büyük fark bana göre hikayenin ciddiyet dozu diyebilirim. Ben ilk seride hemen hemen hiçbir arcı gerçekten umursayarak izlemedim.

Krillin’in ölümü veya Piccolo Daimao ile olan dövüş dahil hiçbir zaman gerçek bir merak duygusuna kapılmadım. Bu elbette DBZ’de Piccolo ve Krillin’in yan karakter olarak ekipte yer aldığını bilmemden de kaynaklanıyor olabilirdi. Bilemeyeceğim. Fakat DBZ’nin gerçekten korkunç, nefret uyandırıcı karakterlerle birlikte sevilesi, merak uyandırıcı karakterlere de ev sahipliği yapıyor oluşu çok büyük bir gelişim olmuştu.

Dragon Ball Z esasında üç temel hikaye arcından oluşuyor. İlki Frieza, ikincisi Cell ve üçüncüsü Majin Boo. Bu serüvenler içinde en sevdiğim tabii ki Android saga ve devamında gerçekleşen Cell arc oldu. Hikayenin Terminatör benzeri bir olay örgüsü ile başlaması, Future Trunks’ın tasarımı, Androidlerin Z-Dövüşçülerine kıyasla ezici bir kudrete sahip oluşu ve elbette Cell gibi son derece baş belası bir kötü karaktere sahip olması. Kısacası her detayı ile sürükleyici bir öyküydü.

Frieza arc evrenin kurallarını esnetip başka gezegenler ve başka ejderlerden de bahsetmesi açısından oldukça önemli. Ayrıca bu arc sayesinde Vegeta’yı ekibimize katmış oluyoruz. Cell arcın yıldızının Gohan olması da çok hoşuma giden başka bir detay oldu. Majin Boo arcı ise 277. bölümde her şeyi yok oluşuna giden süreçte biraz baymış olsa da Kaioshin dünyasındaki son savaş ve Mr. Satan’ın varlığı bu öykünün tuzu biberi oldu.

Dragon Ball evrenindeki en sevdiğim karakterin Gohan olduğunu söylemem gerekiyor. Majin Boo arcının başında Great Saiyaman rollenmesi ile biraz daha izleyebilmeyi istemiştim. Ancak sonra hikaye çok hızlı bir şekilde yeni Tenkaichi Budoukai turnuvası ve kötü büyücü Babidi’nin planlarına kayıyor. Bu durumda da Goku ve Vegeta spot ışıklarını Gohan’ın üzerinden alıyordu. Bu durum biraz canımı sıkmıştı. Fakat sonra Kaioshin dünyasında efsanevi kılıcı kayadan çekip güç edinen Gohan’ın hikayede Majin Boo’ya ayar çekecek kişi olacağını beklemiştim. O da olmadı. Üzülsem de çok kızmadım.

En nihayetinde mangakalar yüzde yüz kendi tercihleri ile hikaye ilerleten insanlar değiller. Sanatları ve öyküleri editörlerin direktifleri ve hayranların geri dönüşleri ile şekillenip duruyor. Toriyama da hayranların Goku’ya olan sevgisini geri çeviremeyip Gohan’ı ana karakter koltuğuna kısa bir süre oturttuktan sonra indirmeyi uygun görmüş.

Gohan’dan sonra en sevdiğim karakter elbette Piccolo. Ardından Future Trunks geliyor diyebilirim. Underrated olduğunu düşündüğüm ve gerçekten sevdiğim bir karakter daha var. O da Tien Shinhan. Cell’i ikinci evresinde iken Android 18’i yakalamaktan tek başına alıkoyan o idi. Bence “en güçlü insan” unvanını Krillin değil de Tien hak ediyor ama yazarın sözü üstüne söz söylenmek.

Bir diğer bahsetmek istediğim karakter de Mr. Satan. Ben bu karaktere gerçekten bayıldım. Cell arctaki ahmak davranışları bir tık sinir bozucu olsa da Majin Boo arcındaki rollenmeleri, saflığı ve üçkağıtçı tavırları ile beni kendine bağladı. Biraz komik gelebilir ama dünyanın son umudu Goku ise en az onun kadar önemli olan bir diğeri de Satan idi. Arcın gizli MVP’sidir diyebilirim.

Velhasıl kelam, DBZ gerçekten eşsiz bir serüvendi. Çok keyif aldım. Serinin büyük çoğunluğunu x1.5 hızda izlemiş olsam da hiçbir sorun ile karşılaşmadım. Hatta itiraf etmeliyim ki, animasyonların daha akıcı bir hale gelmesi seyir zevkini de bir ölçüde arttırdı.

Dünya çapında ünlü, en büyük shounen seriler sıralamasında bence, One Piece bir defa görünmeyi hak ediyorsa Dragon Ball bin kere görünmeyi hak ediyordur. Hala en sevdiğim büyük shounen Naruto ve ardından ikinci Bleach olsa da, üçüncü sırada olması gereken ne Fairy Tail ne de One Piece. Dragon Ball ilk üçün kayıtsız, şartsız bir üyesi olmayı sonuna kadar hak ediyor.

Dragon Ball Z yoğun geçen gündemim içerisinde bana büyük bir eşlikçi oldu. Hayatımın bu en önemli döneminde yanımda olduğu için seri ile kurduğum bağ hiç beklemediğim kadar kuvvetli oldu. MyAnimeList’e göre de izlediğim 550. seri olması hasebiyle benim için en önemli yapımlar arasında yerini değişmez bir şekilde yazdırmış oldu.

Sezona puanım 9/10.















































