Goblin Slayer

Seri Çıkış Tarihi: 7 Ekim 2018 – 30 Aralık 2018

Türü: Aksiyon – Macera – Fantastik

Bölüm Sayısı: 12

İzlenme Tarihi: 7 Ekim 2018 – 19 Kasım 2022

Yayınlandığı dönem aşırı hype yapıldığı için izlemeye başlamıştım. İlk bölümün karanlık atmosferi ve Berserk-vari vahşet sahnelerinin varlığı nedeniyle anime seyircileri arasında epey ilgi çekmişti. Ben de ilk bölümü izlediğimde rahatsızlık duyup, sinirlenmiştim. Bu bir bakımdan eser için güzel bir özellik çünkü seyirci nezdinde kendisini akılda kalıcı kılmış oluyor.

Seriden iki bölüm izledikten sonra Goblin Slayer’ın klişe isekai öykülerinden çok da farklı olmadığını fark edip, devam etmeyi kestim. İyi ki de kesmişim. Son bir haftadır akşamları eve gelip Youtube’da bir şeyler dinlerken veya maç izlerken yan tarafa küçük ekranda açıp kalan bölümlerimi aradan çıkarma kararı aldım. Böylece bugün bu seriye son noktayı koymuş oldum.

Yapıma puanım 5/10. İzlenmeye değecek bir iş değil.

Reklam

Mushishi

Seri Çıkış Tarihi: 23 Ekim 2005 – 19 Haziran 2006

Türü: Macera – Doğaüstü – Gizem – SoL – Seinen

Bölüm Sayısı: 26

İzlenme Tarihi: 14 Haziran 2017 – 18 Ekim 2022

Mushishi de animeyi bıraktığım malum dönemin kurbanların biri oldu. Düzenli anime izleyicisi olduğum dönemde dahi henüz izlemediğim için kendimi kötü hissettiğim yapımlardan biriydi. Seriyi hem merak ediyor hem de aşırı kıymet veriyordum. Tabii bu kadar el üstünde tutuyor olmamın ardından seriyi bir çırpıda bitirmiş olmamı bekleyebilirsiniz ancak iş hiç de öyle olmadı.

2017’de izlemeye başlamış olduğum seriyi telefona atıp sadece 2-3 bölüm izledikten sonra rafa kaldırmıştım. İki sene kadar süren animesiz kuraklık döneminin ardından 2019’da seriye kaldığım yerden devam ettim. Episodik bir anime dizisi olmasından kaynaklı böyle bir karar aldım. Normalde lineer bir hikaye anlatısına sahip bir yapım izliyorsam ve aylar-yıllar sonra seyretmek için dönüş yaptıysam mutlaka eski bölümlere bir göz atarım. Çoğu kez de baştan başlarım.

Her ne kadar 2019’da anime seyretmeye dönüş yapmış olsam da Mushishi’yi bitirmem yine üç senemi aldı. Bunun en büyük sebebi Mushishi’yi alelade bir yapım gibi görmüyor olmamdan kaynaklanıyor. Her bir bölüm bana iyi bir drama vaat ettiği için ben sadece kendimi izleyebilecek ve kaptırabilecek ruh halinde hissettiğimde açıp seyrediyordum. Hal böyle olunca da bitirmem yıllarımı aldı.

Mushishi’yi benim için özel kılan şey kesinlikle ama kesinlikle müzikleridir. Anlattığı öyküler trajik ve duygusal olmasına rağmen çoğu pek felsefi derinlik barındıran hikayeler değildi. Ancak o doğru zamanda sahneye giren soft gitar sesi yok mu kalbimi alıp paramparça ediveriyor birden. Serinin tema melodisine ek olarak duygusal sahnelerde kullandıkları piyano-zil-flüt ağırlıklı müziği benim için en duygusal anime OST’leri arasında diyebilirim.

3. Bölümdeki oni boynuzları çıktığı için kulaklarını kapayan çocuğun hikayesi, Gökkuşağını yakalamak için bir küp ile gezen gencin bölümü, Ginko’nun çocukluğunun işlendiği kısım ve 25. bölümdeki kör gözlerine bulaşan mushi nedeniyle geleceği dahi görebilen kızın öyküsü benim en beğendiğim bölümlerin başında gelmektedir.

Seriye puanım 8.5/10. Her bölümü birbirinden güzel ve özel bir diziydi.

Tomodachi Game

Seri Çıkış Tarihi: 6 Nisan 2022 – 22 Haziran 2022

Türü: Psikolojik – Kumar

Bölüm Sayısı: 12

İzlenme Tarihi: 5 Nisan 2022 – 25 Eylül 2022

Sadece ismi tanıdık geldiği için izlemeye başladığım bir animeydi. Düzenli olarak anime izlediğim şu an 10 küsür senelik süreçte adını birkaç defa duymuştum. Bu kulak aşinalığı nedeniyle de animesi başlayınca kendimi seriyi izleme konusunda kolayca motive ettim.

Hikayenin çıkış yolu fazlasıyla inandırıcılık dışında olsa da bir noktaya kadar suspension of disbelief maskesi takmak gerekiyor. Ana karakter olarak gördüğümüz beşli grubun oyunun içine girdikten sonra aralarında yaşadıkları güven sorunlarını izlemek beni oldukça eğlendirdi. Lise çağında falan izlemiş olsam bu seriden sadistik bir keyif bile alabilirdim. Ancak şu yaşında sadece ufak bir kaosun hayatıma kattı baharattan ibaret kalabildi.

Seriden soğuma hızım oyunun üçüncü etaba taşınması ile önüne geçilemez bir biçimde arttı. İlk altı bölüm öyle ya da böyle merak ve sürpriz unsurunu güzelce dengeleyebiliyordu. Ancak serinin son yarısına yayılmış haldeki üçüncü etap oyunu survivordan halliceydi ve beni çok seri şekilde baydı.

Seriye puanım 6.5/10. Devam sezonu gelirse izlerim ama beni mangasını okumaya itecek kadar meraklandırmadı.

Gunjou No Fanfare

Seri Çıkış Tarihi: 2 Nisan 2022 – 25 Haziran 2022

Türü: Spor

Bölüm Sayısı: 13

İzlenme Tarihi: 3 Nisan 2022 – 10 Eylül 2022

Arada bir sezon içinde çıkan seriler içinden bir ya da iki tanesini kafa dağıtırken izlemelik olarak belirlerim. İçeriğine çok kafa takmıyor olsam da genelde kurgularını takip etmeye özen gösteririm. Ancak bazıları da var ki öyle ilgimi kaybederim ki izlemek bir kenara dursun ekranda oynarken göz teması dahi kurmaya üşenirim.

Gunjou no Fanfare tam olarak yukarıda anlattığım çerezlik seri tiplerinden ikincisine dahil durumda. Hikayesini pek takip edemesem de genel hatlarıyla seri, Arimura Yuu isimli bir karakterin idolluğu bırakıp jokey olmak için binicilik okuluna girişini konu alıyor.

Seriye puanım 5/10. Ne animasyon ne müzik ne de kurgu, hiçbir açıdan izlemeye değer bir seri olduğunu düşünmüyorum.

Spy x Family

Seri Çıkış Tarihi: 9 Nisan 2022 – 25 Haziran 2022

Türü: Shounen – Aksiyon – Komedi

Bölüm Sayısı: 12

İzlenme Tarihi: 9 Nisan 2022 – 3 Temmuz 2022

Spy x Family henüz animesi çıkmamışken dahi adını duyduğum bir manga serisiydi. Hatta animesi dizisi duyurulmamış olsa okumayı planlıyordum. Yeni bir seriye giriş yapmak için iyi bir anime adaptasyonundan daha uygun bir seçenek yok ne yazık ki. O yüzden Spy x Family anime uyarlamasının bu kadar başarılı olması beni çok mutlu etti.

Animenin konusu Westalis ve Ostania isimli bir kurgusal ülkenin bulunduğu bir dünyada geçiyor. Burası bariz bir şekilde 20. yüzyıl ortasındaki Almanya’dan esinlenilmiş. Zaten olayların geçtiği şehrin adı da Berlint olduğundan bunu fark etmek için araştırmacı gazeteci olmanıza gerek kalmıyor. Her neyse. Hikaye Loid Forger isimli bir Westalis ajanının iki ülke arasında savaş çıkarmak isteyen Ostania siyasilerini ortadan kaldırma operasyonuna odaklanıyor. Strix kod adı verilen bu operasyonun yürümesi için dikkat çekmemesi gereken Loid’un Ostania topraklarında bir aile kurması gerekmektedir. Bunun için yetimhaneden zihin okuma yeteneği olan Anya’yı evlat edinir. Eş olarak da bekar bir kiralık katil olarak iş yapan Yor’u seçer. Seri boyunca gerçek kimliklerini gizleyen bu üç kişilik ailenin başlarına gelen komik olaylarla nasıl mücadele ettiğini izliyoruz.

Serinin komedi havasını sağlayan en önemli unsur Anya’nın zihin okuma kabiliyetinin olması. İlk bölümden beri bu kararın çok iyi olduğunu söyleyip duruyorum kendime. Kendisini bu casusluk oyununa dahil etmek istediği için de ne babasının ne de annesinin sırlarını ortaya çıkarmadan şapşal bir şekilde rolünü oynamaya çalışıyor.

Onun varlığı hikayedeki en kilit unsur, bu sebeple hikayenin ilerisinde büyüyüp ergenlik krizlerine girdiğinde ailesine sorun çıkarmaya başlayacak mı diye merak ediyorum. Ancak hikayede öyle bir timeskip yaşanacak potansiyel yok ne yazık ki. Çünkü Loid bir an önce çıkarılması planlanan savaşı önlemek için fırsat bulmaya çabalıyor. O yüzden çok uzun vadeli bir macera da olmayabilir diye düşünüyorum. Yor’un kardeşi Yuri Briar karakterini çok sevdim. Umarım gelecek sezonlarda hikayeye daha fazla dahil olur ve olayların karışık bir hal almasına sebep olur.

Seriye puanım 8.5/10. Oldukça keyifli bir komedi animesiydi. Herkesin izlemesini öneriyorum.

Yowamushi Pedal: New Generation

Seri Çıkış Tarihi: 10 Ocak 2017 – 27 Haziran 2017

Türü: Shounen – Spor

Bölüm Sayısı: 25

İzlenme Tarihi: 10 Ocak 2017 – 11 Mayıs 2022

Yowamushi Pedal benim en sevdiğim spor animesi serisidir. Bu kişisel bilgiye daha önce yazdığım spor türündeki animelerin inceleme yazılarında da yer vermiştim. Her ne kadar ölüp bittiğim, karakterlerine aşık olduğum, mücadeleleriyle hırslanıp hüzünlendiğim bir yapım olsa da ben bu seriyi 13 Nisan 2017 tarihinde çıkan 14. bölümden sonra izlemeye devam etmedim. Sebebi de 2017-2019 arasında anime izlemeyi bırakmış olmamdı.

Yowamushi Pedal’ı ne kadar sevsem de bir yerden sonra devam edecek gücü bulamadım kendimde. Bu yüzden de sırf laf olsun diye, izlemiş olmak için izlemek yerine seriye ara vermeyi tercih ettim. Ediş o ediş. 5 senedir bu seri benim MAL listemin watching sekmesinde gözüküyordu. Bu senenin sonunda 5. sezonu geleceğini haber aldığımdan beri Pedal’a dönmek için fırsat kolluyordum. Jigokuraku mangasını bitirdikten sonra telefona bir anime atmaya karar verdim. İşte tam o anda doğru seçimi yaptım ve Yowamushi Pedal 3. sezonunun tüm bölümlerini indirdim.

Seriyi yarım bırakmış olsam da olayların nerede kaldığı hatırlayamıyordum. Bu yüzden de zaten sevdiğim bir seri olmasını bahane ederek 3. sezona sıfırdan başladım. İyi ki de öyle yapmışım. Karakter dramaları ve background öykülerine dair iyi bir hatırlatma oldu.

Bu sezonun hikayesinde Onoda, İmaizumi ve Naruko, okudukları Sohoku lisesinde 2. senelerine başlıyorlar. İlk iki sezondaki senpailerimiz 3. sınıf öğrencileri Makishima, Kinjou ve Todokoro bu sezon ile birlikte okuldan mezun oluyorlar. Kinjou’nun yerine takım kaptanı geçen sene 2. sınıf olan Teshima oluyor. Sohoku’nun meşhur 1000 kmlik maraton kampında Koga ile takım kaptanlığı için mücadele eden Teshima nihayetinde bu ünvana layık olduğunu kanıtlıyor.

Interhigh maratonu başladığında Onoda’nın 1 numaralı bandı taşıması nedeniyle baskı altında kalması önemli bir olaydı. Sırf bir yarış kazandı diye Onoda gibi içine kapanık ve utangaç bir çocuğun birden aslan kesilmesini görmek garip olurdu. Rakiplerin ona özel stratejiler geliştirmiş olması da hikayenin baharatı oldu. Her yarış gününün böyle olaylı geçiyor olması bu seriyi benim için çok özel kılıyor.

Yarışın ilk günü tamamlanmadan sezon final veriyor. O dönem güncel izliyor olsam 4. sezon için bir sene beklemek acayip koyardı herhalde. Neyse ki şimdi sakin sakin izliyorum da seriden aldığım keyfi maksimumda yaşayabiliyorum.

İlk günün sprint ve climb yarışını Hakone kazanmış olsa da final çizgisi henüz geçilmediği için devamında neler yaşandığını henüz bilemiyorum. Hikaye sezon içinde tamamlanamamış olsa da tırmanış yarışı çok hoşuma gitti. Teshima ilk iki sezonda yeterince ekran süresine sahip olmadığı için hakkında net bir fikrim olmamıştı ama şu anki haliyle serideki favori karakterim olmayı başardı. Çizgiye ulaşmak için canını dişine takıp mücadele ederken Manami için beklemiş olması ve onurlu bir mağlubiyet alması beni çok etkiledi. Böyle buruk mutluluklar yaşamaya bayılıyorum.

Sezona puanım 9/10. Normalde 10 puan verirdim ancak yarışı bitirmeden final verdikleri için kendi içinde bir bütün olarak değerlendiremiyorum. O yüzden bir puan kırdım. Yoksa başka özel bir sebebi yok. Harika bir spor animesi.

Shaman King (2021)

Seri Çıkış Tarihi: 1 Nisan 2021 – 21 Nisan 2022

Türü: Shounen – Macera – Komedi – Doğaüstü

Bölüm Sayısı: 52

İzlenme Tarihi: 1 Nisan 2021 – 23 Nisan 2022

Shaman King çocukluğumun en özel parçalarından biridir. Digitürk’ün özel kanallarından olan Jetix’te yayınlandığı için yalnızca babaannemlere gittiğimde izleyebiliyordum. Bu da senede maksimum iki aylık bir süreye tekabül ediyor. Her gün yeni bölüm verecekler umuduyla TV başına geçiyor ve o efsane “To Be Shaman King” jeneriğini beklerdim.

Çocukken arkadaşlarım arasında bir Digimon-Pokemon-YuGiOh-Beyblade çekişmesi olurdu. Ben bu dörtlü çarpışmada genelde Digimon ve Yugioh destekleyen tarafta olurdum. Ancak benim için izlediğim çizgi filmler ve animeler arasında en havalı bulduğum ve en sevdiğim Shaman King idi. Kendi kuşağımdan olan her çocuğun bu seriyi izleyememiş olması beni gerçekten çok üzüyordu. Sevgimi bir başkasıyla paylaşamıyordum. Yoh ve Hao dövüş roleplaylerini gerçekleştiremiyordum. Böyle konularda bazen kendimi çok yalnız hissediyordum. Sanırım bu sebeple kendi hayal dünyama daha çok önem verdim ve zamanla içine kapanık biri haline geldim.

2020 senesinde gerçekten kimsenin hiçbir beklentisi olmamışken 12 Haziran tarihinde birden Shaman King mangasının yeniden animeye uyarlanacağı duyuruldu. Bu beklenmedik gelişme beni öyle mutlu etti ki alakalı alakasız tüm mesaj gruplarına bu haberi yaydım. Heyecan seviyem göklere çıkmıştı. Seri unutulup gitmiştir diye zaman zaman yakındığım için bir remake projesinin gelmesine ihtimal vermiyordum. Böylece hiçbir fikri mülkün son bulmayacağına ve üzerinden 20, 30 hatta 40 yıl da geçse bir şekilde tekrar gün yüzüne çıkacağına ikna oldum.

Peki bu kadar heyecan yaptığım, çıkışını dört gözle beklediğim Shaman King animesini nasıl buldum? Ya da nasıl buldum demeyeyim. Bana neler hissettirdi sorusunu cevaplayayım. Animenin açılış müziğinden tut, çizim stili ve renk paletine kadar her şey bana çocukluğumun o huzurlu ve dertsiz dönemlerine götürdü. Bu eski bir sevgili ile yıllar sonra karşılaşmışım hissi verdi. Ayrılığımızın sebebi kötü yaşanmışlıklar olmadan, yalnızca güzel anıların hatırlandığı tatlı bir yeniden buluşma gibiydi.

Shaman King’i Jetix’te Türkçe dublaj izlemiş olsam da 2016 senesinde yoğun bir hasret duyduktan sonra seriyi orijinal dilinde bir kez daha izlemiştim. Ancak 2021 yapımında Yoh’un seiyuusu hanımefendi değişmiş olsa da tınısı çok benzer olduğu için myanimelistten cast kontrolü yapana kadar farklı biri olduğunu anlamadım. Ana kadro ise hiç değişmeden aynı duruyor. Tao Ren, Anna, Horohoro vs. hepsi 20 yıl sonra bir araya gelmişler. Onlar için de farklı bir anlamı olmuştur bu projenin.

Hikaye elbette orijinal mangaya daha sadık ilerliyor. Bu da yaklaşık ilk 20 bölümden sonra iki serinin farklı iki rotada ilerlemesi ile sonuçlanmış. Ben 2001 animesinde finalinde ne oluyordu gerçekten hiç hatırlamıyorum. Bu inceleme bittikten sonra açıp bakacağım. Ancak 2021 serisindeki orijinal hikayenin anlattığı olay örgüsünü epey sürükleyici buldum. Osorezan Revoir arcı tek başına bile bu yeniden yapımı izlemeye değer kılıyor. Bugüne dek izlediğim animeler içerisindeki en iyi flashback arclardan biriydi. Aklımda yer eden flashback arclara Bleach’teki ‘Everything But The Rain’ de dahil edilebilir.

Matamune karakteri, Gandhara ekibinin varlığı, ölmüş şamanların limboda ruhlarını güçlendirmeleri, turnuvanın yarı finalinin Mu Kıtası’nda gerçekleşmesi, Grand Elemental Spirits’in yakalanıp el değiştirmesi, Shaman King’in korumaları ve Great Spirit’in bir araya gelip maddeleşmesi gibi önemli anlar ilk seride görmediğimiz şeylerdi.

Tabii böyle olağanüstü bir esermiş gibi anlattığıma bakıp aşırı beklentiye kapılabilirsiniz. O yüzden sizleri uyarmalıyım. Bu yazı çocukluk aşkıyla yeniden karşılaşan heyecanlı bir gencin kaleminden çıkmıştır. Övgülerine eski güzel günlerin anılarını kattığını aklımızdan çıkarmayın. Yoksa “Vay dünyanın en iyi animesi herhalde bu” diyerek izlemeye başlayıp, “Çocuk animesiymiş” tepkisi vererek kapatabilirsiniz.

Aa ama bahsetmeden geçemeyeceğim çok önemli bir husus var. Bu yapımın müzikleri mu-az-zam olmuş. Her sahneyi olduğundan daha eğlenceli veya epik hale getiren eşsiz parçalar bestelemişler. Müzik prodüksiyon ekibi tek başına 10 puan verilmeyi hak ediyor.

Seriye puanım 8.5/10. Eğer geçmişte Shaman King ile bir anı paylaşmadıysanız ve seriye ilk kez girecek biriyseniz bu yapımı ortalama üstü bir iş olarak bulmanız son derece olası. Ancak eski hayranlardan biriyseniz, işte o zaman buna bayılacaksınız.

Thermae Romae

Seri Çıkış Tarihi: 13 Ocak 2012 – 27 Ocak 2012

Türü: Tarihi – Komedi

Bölüm Sayısı: 6

İzlenme Tarihi: 29 Mart 2022 – 10 Nisan 2022

Bu anime serisini çok önceden Plan To Watch’a eklemişim ama varlığını öyle bir unuttum ki geçenlerde yeni sezonu duyurusu yapılınca hatırladım.

Animenin konusunu oldukça eğlenceli buldum. Lucius isimli Romalı bir mimar, şehir hamamında yıkanırken gizemli bir akıma yakalanıp dünyanın öbür ucunda kendisinden 2000 sene ilerideki Japonya’da bir hamama ışınlanıyor. Yaşadığı şoku atlatmaya çalışırken Japonların hamam ve banyo kültürünü öğrenip Roma’ya geri döndüğünde kendisi yapmaya çalışıyor.

İlk bölümde hamamın iç dizaynı ve bölümleriyle alakalı yenilikleri alıp uyarlıyordu. İkinci bölümde açık kaplıcayı ve suyun çevresinde serbest dolaşan hayvanları görüyor. Üçüncü bölümde bir patricii’nin villasına kişisel sıcak su banyosu inşa ediyor. Dördüncü bölümde Japonların meşhur teknolojik klozetlerini ve sanal akvaryum görüntülerini taklit ediyor. Beşinci ve altıncı bölümlerde de bir kaplıca köyü projesi planlayıp hayata geçiriyor.

Seriye puanım 6/10. Specials ve devam sezonu olan Novae’yi de bir ara izleyeceğim.

Tokyo 24-ku

Seri Çıkış Tarihi: 6 Ocak 2022 – 7 Mart 2022

Türü: Gizem – Scifi

Bölüm Sayısı: 12

İzlenme Tarihi: 6 Ocak 2022 – 7 Nisan 2022

Geçen sene Akudama Drive’ın damağımda bıraktığı tatlı hisse kanarak yeni çıkış yapan orijinal bilim kurgu serilerine de şans verme isteği duymaya başladım. Tokyo 24-ku da bu kış sezonu yayınlanan ve şans tanıdığım eserlerden biri oldu.

Çizimlerinin tatlı gözükmesi ve ilk bölümdeki epey emek harcanmış animasyonları görünce gerçekten iyi bir hikaye ile karşılaşacağım beklentisine kapıldım. Yanılmışım. Hikaye Psycho Pass başta olmak üzere bir sürü scifi animede olduğu gibi her şeyi kontrol altında tutan bir yapay zekanın insan kaderi üzerinde söz sahibi olup olmaması üzerinden bir drama çıkarmaya çalışıyor. Ancak bunu esinlendiği eserlerden çok daha ilkel bir şekilde ele alıyor.

Karakterlerinin ilginç olmaması, hikayede gerçekleşmesi düşünülen siyasi ayaklanmaların sadece 3-4 insanın bağırmasından ibaret olması, ana karakterlerin neden süper kahraman güçlerine sahip olup diğer vatandaşların bunu asla garip karşılamıyor oluşu gibi bir sürü negatif yöne sahip.

Seriye puanım 6/10. Sezon içinde haftalık takip etmiyor olsam asla açıp sıfırdan izlemeye koyulmazdım. Kalitesiz işlere vakit ayırmayı sevmiyorsanız bu eserden uzak durun.

Futsal Boys

Seri Çıkış Tarihi: 9 Ocak 2022 – 27 Mart 2022

Türü: Spor

Bölüm Sayısı: 12

İzlenme Tarihi: 9 Ocak 2022 – 27 Mart 2022

Kış sezonu ne çıkıyormuş diye bakarken gözüme kestirip izlemeye başladım. Hiç öyle uzun ve dramatik bir tanışma öyküm yok. Daha önceden duyurusunu falan da almadım. Beklentim sıfır olmasına rağmen beni yine de tatmin edemeyen bir dizi oldu Futsal Boys.

Bir animenin hikayesi ve karakterleri bana kendini ancak bu kadar önemsetemezdi. İzleyip izlemediğimden emin olamadığım bazı seriler mevcut. Ama sayıları gerçekten bir elin beş parmağını geçmez. Bu seride kaleci karakter hariç hiç kimsenin adını dahi bilmeden izledim. Kalecinin adı da Taiga yani kaplan demek olduğu için aklımda kaldı.

Ben çok nadiren 5 veya 6 puan veren biriyimdir. Bir eser hoşuma gitmiyorsa genelde izlemeyi bırakırım. Ve üzülerek söylemeliyim ki bu anime vakit ayırmaya değecek bir iş değil. Haftalık takip ediyor olmasam asla sıfırdan izlemeye başlamazdım.

Seriye puanım 5/10.