Köstebek

Orijinal Adı: El Topo (1970)

Yönetmen: Alejandro Jodorowsky

Türü: Drama-Western

İzlenme Tarihi: 31 Mart 2019

Jodo ile ilk tanışıklığı Dune projesi ile olmuştu. Dune belgeselini izlemeden önce adamı tanımak istemiştim ve El Topo ile The Holy Mountain’ı izleme sırasına koydum. El Topo’yu iki gün önce izlemeye başlamış ve ilk yarım saatin sonunda Dune’un merakına yenik düşük filmi bitirmeden oraya geçtim. Kafamda adama dair bir imge olmuştu bu yüzden de sorunsuz izleyebildim. Belgesel bitince de yarım bıraktığım bu tuhaf filmi bitirmeye koyuldum.

“Köstebekler devamlı yeri kazarlar güneşe kavuşmak için,
fakat güneşe kavuştuklarında kör olurlar”

Hikaye size uzun uzun konuşmalarla kendini aktarmaya çalışmıyor. Filmin çoğunluğunda bir durum içinde buluyoruz kendimizi ve bunu konuşmayan karakterlerin bakışları, hal ve hareketleri ile anlıyoruz.

Filmin sembolizmi fazla sürreal. Çoğu kez insanı rahatsız edebilecek türde tavırlar takınıyor insanlar veya mekanlar huzur kaçırıcı figürlerle dolu oluyor. Jodo bir peygamberin yaratılma hikayesini işliyor adeta. Çöldeki yolculuğunda dört ayrı usta ile karşılaşıyor. Hepsinin farklı özellikleri var ve ya hile ya da yetenek bir şekilde alt ediyor hepsini. Sonuncusunda ise yenemeyeceği kadar güçlü bir ustayla karşı karşıya geliyor. Bu usta onu sınamak adına ilginç bir karar alıyor. El Topo’nun olgunlaşabilmesi için bu dört ustayı yenmesi gerekti. Fakat ya sonuncu usta kendisini öldürürse ne olacaktı? Onu asla yenemeyecekti. Asla karşılaşamayacaktı. Böylece Topo birden amacını yitirmiş bir mezmura dönüyor. Onca zaman peşinde koştuğu hayali tam onu elde edecekken birden ellerinden kayıp gidiyor ve sonsuza dek kayboluyor. Aklını yitirme evresine gelmişken yanındaki iki kadın tarafından terk ediliyor. Sonrasında ölüm ve yeniden doğuş kısımları gerçekleşiyor. Toplumdan soyutlanarak yaşayan, görünüşleri çarpık kalpleri temiz insanlar tarafından kurtarılıyor. Yıllar boyu yanlarında kalıyor. Sonrasında şehirdeki dejenere olmuş, görünüşleri temiz ancak ruhları çarpık insanların yanına para kazanmak için iniyor yandaşıyla. İzole halde yaşayanlara kurtuluşu bahşetmesi ve onların acele tavrı, nihayetinde kendilerini yok oluşa sürüklüyor.

Hikayenin ruhani göndermeler kısmı dışında en beğendiğim olayı filmin başında Topo’nun yanında dolanan Hijo idi. Filmin sonunda direkt söylenmese de büyüyüp Topo’nun yerini alması durumu çok hoşuma giden bir döngü oluşturdu. Topo onu yanında gezdirdi, bir gün terketti ve güçlenip günün birinde kendisini öldürmesini söyledi. Topo bu sırada bir başka kadından çocuk sahibi oldu ve Topo ölünce de Hijo çocuğu ve kadını yanına alarak yolculuğa devam etti. Bu kafamda şöyle bir şey kurdu. Ya Topo, Hijo’nun babası değil de başka bir anneden doğmuş abisiyse ve finalde doğan çocukla birlikte hikaye başa sarıp Hijo’nun da kendi kardeşini bir gün terketmesi ile devam ederse… O çocuğun büyüyüp Hijo’nun ölümü sonrasında yeğenini ve yengesini koruması altına alıp yola devam ederse… İşte bu tarz finaller en beğendiğim türden. Ha bu benim yorumum ama bu şekilde olsa daha güzel olurmuş. Hijo direkt Topo’nun oğlu diye geçiyor castte. Dediğim gibi bir döngü olsa daha iyi olurmuş. Neyse bu şekilde düşününce bitiş anı daha da güzel geliyor.

Filme puanım 7.5/10. Cidden güzel bir filmi. Yer yer aşırı rahatsız olsam da izlediğime değdi diyebilirim.

Yorum bırakın