Vakıf

Orijinal İsim: The Foundation (1951)

Yazar: Isaac Asimov

Okuma Tarihi: 3 Eylül 2019 – 10 Eylül 2019

Vakıf serisine başlama kararını 2018 Kasım’ındaki kitap fuarında almıştım. Kararı almıştım almasına da birçok kitap için yaptığım gibi Vakıf’ı da rafıma yerleştirip uzun bir süre elime almadım. Yakın zamanda içine yeni bir ‘kitap okuma grubu’na dahil oldum. Ağustos 28’sinde gerçekleştirdiğimiz buluşma sonrasında Vakıf okunması üzerinde karar kıldık. Benim de işime gelen bu öneriye hemen atladım ve bir hafta içinde bitirdim. Sınavım olmasa daha erken biterdi muhtemelen ama bu bir sorun teşkil etmiyor.

Hikayemiz Galaktik İmparatorluk’un çöküş evresinde başlıyor. Psikotarihçi adı verilen bir kavramla tanışıyoruz. Bu meslek grubundaki insanlar, toplumların ruh halleri ve bu doğrultuda alacakları kararları öngörerek geleceği tespit etmeye çalışırlar. İmparatorluk tarafından ‘felaket tellalı’ -ve daha sonra peygamber- olarak anılan Hari Seldon ilk hikayemizin ana unsuru ve Vakıf projesini hayata geçiren kişi. İmparatorluğun yakın bir zaman içinde çöküş yaşayacağını ve sonrasında insanlığı uzun süren bir barbarlık çağının beklediğini söyler. Bu felaketin daha kısa sürebilmesi adına, insanlığın bilgi birikimini devasa bir ansiklopediye aktarılmasını önerir. İmparatorluğun merkezi Trantor’dan uzakta, kimsenin yaşamadığı, Terminus isimli bir gezegen bu proje için tahsis edilir ve Galaktik Ansiklopedi resmi olarak başlangıç yapar.

Seldon karakteri, Terminus halkı tarafından bir peygamber olarak lanse ediliyor. Felaket habercisi ve kurtuluş müjdecisi niteliği taşıyor. Bunu da ölümünden sonraki zaman ayarlı uyarılarla gerçekleştirmeye devam ediyor. İlk felaket Vakıf kurulduktan 50 yıl sonra Salvor Hardin isimli darbeci tarafından atlatılıyor. Darbeden 30 sene sonra yaşlı Hardin, Vakıf’ın galaksideki tesirini artırabilmek adına dini projeler kurduğunu görüyoruz. Papal State benzeri bir oluşuma dönüşen Vakıf, din ve teknolojiyi tekeline almış gözüküyor. İkinci felaket de Vakıf’ın bu köklü gücüne isyana kalkışan Anacreonlulara karşı atlatılıyor. Dördüncü hikaye, kitaptaki beş öykü içerisinde en kısa ve en zayıf olanı. Yine de olay örgüsü adına önemli bir basamak rolü oynuyor. Son öykü ise, Hardin ile birlikte hayran olunası bir karakter olan, Hober Mallow’un Tüccar Prens’e dönüşümünü konu ediniyor. Bu son öyküsü bugün oturup baştan sona bitirdim. Muhtemelen 2-3 arasındaki gibi bir timeskip olmamasından dolayı Mallow’un hikayesi Hardin’den bile daha sürükleyici geldi.

Kitaba puanım 7.5/10. İlk üçlemenin diğer kitaplarını da ilk fırsatta edineceğim. Okurken her ne kadar Dune’a benzettiğim noktaları olsa da çok farklı noktalara odaklanan eserler. Yine de Dune severlerin Vakıf serisine de hayran olacağının garantisini verebilirim.

Yorum bırakın