İlk piyasaya sürülme tarihi: 27 Kasım 2018
Geliştirici: Gunfire Games
Tür: Hack&Slash – Action
Platform: PC
Oynama Tarihi: 25 Ağustos 2019 – 30 Eylül 2019

DS3, 16 saat 54 dakika 11 saniyelik bir oynanışın sonunda 59 Level (HP 26 – STR 25 – ARC 10) iken sona erdi.
Darksiders serisinin hikayesini bir türlü zihnimde oturtamadım. Tabii bu oyunların kendisini anlatamamasından çok benim oyunları uzun aralıklarla oynamış olmamdan kaynaklanıyor. Bu oyunda ise hikaye ikinci planda kalıyor. Oyunun başı ve sonundaki sinematikleri saymazsak hikayeye gerçekten katkı yapan yerler yalnızca Lust ve Pride dövüşü kısımlarıydı. Ki Lust’ın kısımlarını çok beğendim. Oyunun ortası ve sonunda cameo yapan Strife, beni dördüncü oyun için heyecanlandırmadı desem yalan söylemiş olurum.
DS3 duyurulduğunda bayağı mutlu olmuştum. Çünkü Darksiders bayağı sevdiğim ve hikayesinin sonunun neye varacağını merak ettiğim bir seriydi. Daha sonra oyunun Souls-like olacağını öğrenince hype’ım bayağı düşmüştü. Yayınlanan gameplayler ile gönlümü biraz almış olsalar da oyunu çıkar çıkmaz oynama hevesimden geriye bir şey kalmamıştı. Hele bir çıksın da vakti gelince oynarım demeye başlamıştım. Oynayama başladığımda ise endişemin yersiz olduğunu anladım. Souls oyunlarındaki gibi ölünce elimizdeki ‘ruhları’ kaybetmemiz dışında öyle pek de ahım şahım bir benzerlik taşımıyorlardı. Oyun hala hack&slash’ti ve iyi bir hack&slash’ti.
Oyunda 6 farklı silah, 4 farklı element, 4 ayrı özel güç bulunmakta. İkinci oyunu bitirmemin üzerinden yaklaşık 2 sene geçmiş olmasına rağmen (uzun bir süre değil yani) yine de H&S savaş dinamikleri ne derece benzeşiyor hatırlayamıyorum. Ancak 3’teki element özelliğinin kendine has olduğunu anımsıyorum.
Metroidvania tarzı oyunlardaki yeni yeteneğini açtığında eskiden ulaşamadığın yerlere gidebilme olayı hep hoşuma gitmiştir. O mutluluk hissini bu yapımda da yaşayabildim. Ateş elementi, lavda yürüyebilme ve yüksek zıplama; Yıldırım elementi, havada süzülebilme; Güç elementi, manyetizma yaratabilme ve çevresel hasar verebilme; Stasis elementi, nesneleri dondurup yavaşlatabilme özelliği sağlıyordu. Oyunda dövüş kısımlarını genellikle ateş elementi ile gerçekleştiriyordum. Ateşi kontrol ettiğimiz ikili hançeri kullanması hem hızlı hem de eğlenceli geliyordu.
Souls oyunlarından esinlenilen ‘ruh’ muhabbeti oyunda harcadığımız alışveriş birimi olarak geçiyor. Tüccarı bunlarla beslersek level atlıyoruz ya da marketinden geliştirme nesnesi alabiliyoruz. Silahları ve gemleri güçlendirmeye oyunun 3/4lük kısmına kadar hiç uğraşmadım. 48 Level iken Gluttony bossunda bir güzel hırpalananınca, “eşyaları gelişme vakti gelmiş” dedim ve 50 Level itibariyle sadece artı basma işine ağırlık verdim.
Açıkçası silahları geliştirmek çok büyük bir fark yaratmamasına rağmen oyuncunun kendine güvenini artırıyor. Psikolojik bir yanı bu meselenin. Aynı fenomeni Bloodborne oynarken de yaşıyordum. Artı basmak öyle muazzam bir güçlendirme sunmamasına rağmen oyunu daha konsantre oynamaya başlıyordum. Alakasız oldu ama bu da böyle paylaştığım farklı bir anımdı.
Yapıma puanım 7/10. Gayet güzel bir Hack&Slash oyunu. Hem Darksiders hem de acemi Dark Souls oyuncularına tavsiye ederim.