Orijinal Adı: The Square (2017)
Yönetmen: Ruben Östlund
Türü: Komedi – Drama
İzlenme Tarihi: 9 Şubat 2020

Yaklaşık bir sene önce izleme listeme almıştım. Ancak o gün bugündür hakkında pek bir şey duymadığım için de aklımdan çıktı gitti. Birkaç gün evvel film klasörümde dolanıyordum, ve Square’e rastladım. Tekrar karşılaşmışken masaüstüne atayım dedim. Uygun zamanı ancak bulabildim.
Sanırım Bergman filmleri dışında hiç İsveç yapımı film izlememiştim. İnternete yazıp bakmadan evvel hangi dil olduğunu tam anlayamadım. Mekanın hangi ülke olduğunu öğrendiğimde filmin konu edindiği olaylar bağlamına daha uygun geldi.
Film anlattığı olayların bütününe bakıldığında, bir çeşit sosyal adaletsizlik ve ırkçılık karşıtı duruş sergiliyor. Ancak müzenin hazırladığı video üzerine biraz daha düşündüğümde İsveç devletinin göçmen yaptırımlarına karşı bir eleştiri varmış gibi hisseder oldum.
Şöyle anlatmaya çalışayım. Videodaki küçük kız İsveç’in insanlaştırılmış bir temsili. Bu çocuğu en başta bir köşeye kıvrılmış, ağlar halde görüyoruz. Yanında bir yavru kedi var. Görüntü akışını bölen geri sayıma programlı bir sayaç görüyoruz. Sonrasında ekranda “İnsanlığınıza dokunabilmek için ne kadar vahşete maruz kalmalısınız?” anlamına gelen bir yazı çıkıyor. Daha sonrasında bu çocuğu kucağında kediyi tutarken yerde çizili olan bir kare bölmeye yürüdüğünü görüyoruz. Bu karenin ‘güven ve yardımseverlik’ barındırdığını daha önceden biliyoruz. İçeri giren insanların eşit haklar ve kısıtlamalara sahip olacakları söyleniyor. Sayaç sıfıra yaklaştığında ise kızın bulunduğu alan kurulu bir bomba ile havaya uçuruluyor.
Bu klip adaletin vaat edildiği İsveç’e sığınan insanların aslında umduklarını bulamayacaklarını anlatan bir imaj veriyor. Hatta buraya gelen mültecilerin sahip olacakları haklar ile bir başkasına zarar verebileceğini gösteriyor. Tabii bu bir over-reading. Gerçekte verilmek istenen mesaj ilk akla gelen şey olabilir. Benim sunduğum alternatif ise üzerine düşündüğümde çıkardığım bir anlam oldu.
Filme puanım 7.5/10. Değişik bir yapımdı. Toplum eleştirisi taşıyan bir işle karşılaşacağımı beklemiyordum.
“Kare” için bir yorum