Halo: Combat Evolved Anniversary

İlk piyasaya sürülme tarihi: 15 Kasım 2011 (15 Kasım 2001)

Geliştirici: 343 Industries (Bungie)

Tür: FPS

Platform: PC (Xbox)

Oynama Tarihi: 31 Temmuz 2020 – 21 Ağustos 2020

Halo Combat Evolved Anniversary, Steam sayacına göre yaklaşık 13 saatlik bir oynanışın sonunda bitti.

Karşımda 20 yıllık bir oyun var. Böyle düşündüğümde epey garip hissediyorum. Unreal Tournament oyunlarının muasırı bir yapımdan bahsediyorum. Bugünkü FPS oyunları ile kıyaslarsam gerçekten çok büyük haksızlık etmiş olurum. Ancak ben artık orijinal oyunu oynayacak olan 5 yaşındaki bir çocuk değilim. Bu yüzden de 10. yıl remaster versiyonu üzerinden eleştiri yapmayı daha uygun görüyorum. Oyunun texturelarını modernize etmeye çalışıp gerçek bir sci-fi atmosferi vermeye çalışmışlar. Ancak oynanışı ne kadar değiştirmişler emin olamıyorum.

Oyunun hikayesi pek ahım şahım bir şey değildi. İnsanlar ve Covenant ırkı, Halo isimli ‘hale’ şekline sahip bir gezegende egemen olma mücadelesi veriyorlar. Savaş sürüp giderken bizim yönettiğimiz karakter olan Master Chief, sanırım oyunun altıncı bölümünde Flood isimli zombivari bir parazit ırk ile karşılaşıyor. Sekizinci görev olan Two Betrayals’ta da Flood ırkını yok etmenin tek yolunun, evrende onun üzerine binebileceği tüm canlıları yok etmek olduğunu öğreniyoruz. Oradan itibaren Halo’nun güvenlik sistemi olan robotikler, Covenant ırkı ve Flood üçlüsüne karşı direnmeye başlıyoruz.

Hikaye kötü değil ama iyi de değil. Bir FPS oyunundan daha fazlasını beklemek ayıp olur. Hele bir de o oyun 20 yıllık bir yapımsa. O yüzden öyküsü üzerinde pek durmayacağım. Ancak takılmadan edemediğim bir unsur var. Bu olay 2010 öncesindeki oyunlarda genel olarak sıkça rastladığımız bir şeydi. Adı da ‘backtracking’ yani oyun boyu gezmiş olduğun bölgeleri sana tekrar dolandırma hilesi. Gerçekten çok ucuz bir numara. Hikaye ile direkt alakadar bir gelişme yaşanmadıysa, bu teknik oyuncunun canını epey sıkar. Ben uzun zamandır modern yapımlarla vakit geçirdiğim için bu tekniğin varlığı aklımdan çıkmıştı. Hatta unuttuğumu bile söyleyebilirim. Bununla Halo senaryosunda karşılaşınca, nostaljik bir his duyup bağrıma basmadım tabii ki. Epey sinirim bozuldu. Zaten mekanlar, koridorlar hep birbirinin aynısı idi. Bunun üstüne bir de birbirinin karbon kopyası olan alanlarda tekrar gezmek gerçekten tepemi attırdı.

Oyunu Normal zorluk seviyesinde bitirmiş olmama rağmen epey zorlandım. Ve bu zorluluk düşmanların nişan alma kabiliyetinden kaynaklanmıyordu. Veya benim kaçış rotamı tahmin edip ona göre hareket edebilen üst düzey yapay zekadan da kaynaklanmıyordu. Hayır. Oyunun sahip olduğu zorluk tamamen dengesizlikti. Cephane ve health-kit bulmak için dört bir köşesini dolandığım missionlar oldu. Elimizdeki tüfeğin mermisi bitince uzaylıların dandik tabancalarıyla devam etmeye mecbur kalıyordum. Zaten doğru düzgün hasar vermiyorlar, bir de üstüne hemen mermileri bitiyor. Hababam cephane arayıp duruyorsun. Oyunun akıcılığını öldüren çok kritik bir hataydı bu.

Diğer bir sinir bozucu etken de el bombalarının etki alanının çok geniş olması ve verdikleri hasarın sizi anında öldürebilecek düzeyde olmasıydı. Oynarken bazı bombalar galiba üzerime yapışıyor diye düşünmeye başladım. Ne yöne kaçarsam kaçayım her türlü yakalanıyordum. Gameplay boyunca eğer 50 defa öldüyse bunun rahat bir 45 tanesi el bombası yüzünden gerçekleşti.

Ek olarak oyunun haritalarında Banshee isimli uçakları bulmak epey zor oluyordu. Hatta bazı spesifik hareketlerde bulunmazsak, moblar ilerideki alanlarda gözükmüyordu bile. Bu gibi aksilikler oyunun yaşını ele veriyor. Ne yazık ki cafcaflı kaplamalar bu gibi kritik sorunları göz ardı etmemi sağlayamadı.

Oyunun orijinal sanat tasarımı çok basitmiş. Tek tuşla (Tab) eski ve yeni hali arasında geçiş yapabiliyor olmak hoş bir eklentiydi. Bazı mekanların orijinal halinde nasıl göründüğünü merak ettim. Hemen tek bir hamleyle bakıp tekrar oyuna devam edebilme lüksü çok hoşuma gitti.

Halo’nun tema müziği çok hoşuma gitmesine rağmen duyduğumda direkt çalan parçanın Halo OST olduğunu anlayabileceğim başka bir müziğe rastlamadım. Hoşuma giden birkaç orkestral parça vardı ama pek akılda kalıcı değillerdi.

Oyuna puanım 6.5/10. En az bir ay kadar Halo görmek istemiyorum. Oynamaya ara vereceğim ama umarım ikinci oyun ilkinin kötü yaptığı şeylerden ders alabilmiştir.

Yorum bırakın