Orijinal İsim: Heretics of Dune (1984)
Yazar: Frank Herbert
Okuma Tarihi: 15 Aralık 2020 – 13 Mart 2021

Dune serisi en beğendiğim kurgusal evren olma şerefine daha ilk kitabı okurken nail olmuştu. Birbiri ardına devam kitaplarını okuyup İthaki baskılarının günceli olan dördüncü kitap ile maceram son bulmuştu. Beşinci kitabın çevrilip basılmasını bir seneden fazla süredir beklemekteydim. Tanrı İmparatoru o kadar muazzam bir final vermişti ki seriyi bu şekilde tamamlamış olsam dahi gözüm arkada gitmezdim.

2020 yılının Ekim ayında hiç beklemediğimiz bir vakitte İthaki beşinci kitabın reklamını yapmaya başladı. Ön siparişe açık şekilde bir miktar basmışlardı. Kitabın resmi yayını ise Kasım 2020’de gerçekleşecekti. Ben de bir senedir bekleyen biri olarak keyiften dört köşe olmuştum. Hemen ön siparişimi verdim. Birinci baskısı Kasım ayında satışa sunulacak olan Dune Sapkınları’nı 30 Ekim akşamı elimde bulmuştum. Gerçekten mutluluktan uçuyordum. Ancak o sırada Drakula’yı okuduğum için önce onu bitirmek ve sonra sakin kafayla Dune’a geçiş yapmak istedim. Fakat işler istediğim gibi gitmedi.

2021 senesinin üçüncü ayı dolmak üzereyken bir şeyi itiraf etmek istiyorum. Bu üç aylık süreçte tek bir kitap dahi bitiremedim. Dönüşümler, Paris Sıkıntısı, Akdeniz ve Dune Sapkınları gibi kitapları okumayı sürdürüyordum ancak hiçbirine kendimi kaptıramamıştım. İşte de birtakım yoğunluklar cereyan edince kafamı kitap okumaya veremedim. Kitap açısından bu üç ay gerçekten utanç duyduğum bir süre oldu diyebilirim. Ancak döngüyü kırması açısından Dune Sapkınları’na özel bir yer veriyorum zihnimde. Sayesinde kenarda birikmiş vaziyette duran kitap yığınına girişme cesaretini tekrar buldum.

Hikayeye dönecek olursak. Beşinci kitap II. Leto’nun ölümünün yaklaşık 1500-2000 sene sonrasında geçiyor. Rahibeler Birliği evrenin kontrolcüsü konumunu tehlikede hissetmektedir. Tanrının ölümü ardından meydana gelen Dağılış sonrasında Saygın Analar ismi taşıyan sapkın Bene Gesserit topluluğu ile tanışıyoruz. Siyasi oyunlar ve entrikalar açısından da oldukça tatmin edici bir eserdi. Hatta politik hamleler açısında değerlendirildiğinde Dune Tanrı İmparatoru’ndan sonraki en çok siyasi kurnazlık barındıran kitap Dune Sapkınları idi diyebilirim.
Bene Tleilax ve Rahibeler Meclisi arasında dönen siyasi hamleleri takip etmek oldukça keyifliydi. Yeni Duncan klonu Dune kitaplarının vazgeçilmezi olduğu için artık eski bir dostla karşılaşma hissi yaratır oldu. Bu kitapta solucanlara hükmedebilen Sheeana isimli Arrakisli bir kız ile tanışıyoruz. Başrahibe Ana Taraza’nın Başar’ı olan Miles Teg isimli şahıs da hikayedeki en dikkat çekici karakter diyebiliriz. Kişiliği, duruşu, konuşmaları, geçmişte ve hikayenin geçtiği dönemde yaptıkları ile okurları kendine hayran bırakıyor. Teg’in kızı olan Odrade ve yine bir Atreides olan Lucilla da hikayede önemli yer tutan karakterler arasındalar.

Sapkınlar beni ilk dört kitap kadar yükseltememiş olsa da Dune evreninde geçen tutarlı bir öykü okuduğuma ikna olmuştum. Sırf bu hissi bozmadan verebilmiş olması bile Herbert’ı takdir etmeme yeter. Büyük bir anlatı, bir epiklik vaat etmemesine rağmen bu kitabı sonuna kadar okumamı sağlayan tek şey Dune evreninin ilginç yapısında biraz daha derine inebilme istediğimdir. Başka bir şey değil.
Kitaba puanım 8/10. Gayet başarılı ve etkileyici bir devam kitabıydı. Altıncı kitabı da bir sonraki alışverişimde sepete eklemeyi planlıyorum.