Orijinal İsim: Faust. Eine Tragödie & Faust. Der Tragödie zweiter Teil in fünf Akten (1808 & 1832)
Yazar: Johann Wolfgang von Goethe
Çevirmen: İclal Cankorel
Okuma Tarihi: 9 Temmuz 2022 – 23 Temmuz 2022

Faust benim okumayı gerçekten en çok istediğim eserlerden biriydi. Goethe’nin Alman ve dünya edebiyatında neden bu kadar el üstünde tutulduğunu anlayacağımı düşünürdüm hep. Werther her ne kadar yer yer kalbime dokunmuş olsa da tam anlamıyla beni ikna edebilen bir eser değildi. Ancak Faust’u okurken gerçekten etkilendim. Bir de kafam karıştı.

Öncelikle bu eserin Goethe’nin tüm ömrüne yayılmış bir ince işçilik ürünü olduğunu belirtmem gerekiyor. Oyun iki ana bölümden oluşuyor. Bölüm 1 ve Bölüm 2 birbirinden epey farklı bir çizgide ilerliyorlar. İki bölümün yazılma tarihleri arasında 24 sene olduğunu da göz önünde bulundurursak bunun oldukça doğal bir sonuç olduğunu da görebiliyoruz.

İlk bölümde Faust karakteri hayatını bilime adamış bir adam imajına sahip. Yaklaşık 50li yaşlarının sonundaki bu adam birden hayatını boşa harcadığını ve dünyevi hiçbir zevke nail olamadığını fark ediyor. Tanrı ve melekler ile Faust’u günaha ayartabileceği üzerine bahse giren Mefistofeles bunu bir fırsat olarak görüyor. Ona gençlik vaadinde bulanarak bilimi bırakıp yaşayamadığı keyifleri tecrübe etmeyi teklif ediyor. Şeytanla kan andı imzalayan Faust o andan itibaren kendisini sokaklara vurup Mefistofeles’in rehberliğinde çeşitli mekanlara girip çıkıyor. Auerbach Meyhanesi ile başlayan macera renkli bir tablo çizerken, Walpurgis Gecesi’nde şabat ayini benzeri faaliyetlere dahil oldukları karanlık ve doğaüstü bir atmosfer ile son buluyor.
İkinci bölümde hayatının aşkı olan Gretchen’i kaybetmiş olan Faust’u daha karamsar ve ruh gibi sürüklenen bir halde görüyoruz. Bu bölümde Faust’un ön planda olduğu kısım sayısı gerçekten çok az. Başrol diyebileceğimiz tek karakter Mefistofeles olabilir. Bu ikinci bölüm baştan sonra hayal ürünü bir sahnede geçiyor. Zaman ve mekan perdesi kaldırılmış ve Dante’nin İlahi Komedya’sında olduğu gibi dünyanın her dönemi ve coğrafyasından önemli figürlerin yer aldığı bir set kurulmuştur.

İkinci bölümün yarısı yani eserin son çeyreğinde olayları takip etmekte gerçekten çok zorlandım. Bu hem eserin çok sık göndermelere başvurması ve Goethe’nin tarih bilgisinin öne çıkmasından kaynaklanıyor, hem de benim biraz sancılı bir süreçten geçiyor olmamla da ilgiliydi. Son bir haftadır kiralık ev bulmak ve hayatımdaki ikili ilişkilerimi rayına oturtmakla meşguldüm. Haliyle bayram tatilinde kolayca okur bitiririm dediğim eser biraz uzatmaları oynamak zorunda kaldı.
Faust’u okumak için bunca sene beklemiş olmaktan dolayı mutluyum. Çünkü bundan 3-4 sene evvel okumuş olsaydım muhtemelen çok daha az şey anlayacaktım. En azından şu anki bilgi birikimimle olayların %60 kadarını idrak edebildiğimi ve referansları anlayabildiğimi düşünüyorum. Yıllar sonra daha olgun ve bilgili olacağımı umuyorum ve o zaman Faust’u bir daha baştan sona okumak istiyorum.

Esere puanım 8/10. Eser her ne kadar zengin ve büyüleyici bir metne sahip olsa da mutlaka bir temsilini de izlemek gerekiyor.