Körlük

Orijinal İsim: Ensaio sobre a cegueira (Blindness) (1995)

Yazar: José Saramago

Okuma Tarihi: 26 Mayıs 2022 – 10 Eylül 2022

Körlük çok popüler olması nedeniyle okuma işini ötelediğim romanlardan biriydi. Piyasa sürekli göz önünde duran eserlere ilişmek konusunda yaşadığım bu çekinceden bir an önce kurtulmam gerekiyor. Çünkü bu durum benim eserin kalitesine dair yüksek beklentiye girmem ile sonuçlanıyor. Yıllar sonra dönüp o esere baktığımda da hep tatminsiz bir şekilde ayrılıyorum. Körlük de bu his ile ayrıldığım işlerden biri oldu.

Körlük romanının son yıllardaki hızlı popülerleşmesini sebebinin ne olduğunu onu okuyana kadar fark etmemiştim. Eserin konusu direkt bulaşıcı bir hastalık ve karantinaya alınan insanlar üzerinde şekilleniyor. Pandemi dönemi geçiren insanların bunları okumaktan neden keyif aldığını da bir türlü çözemedim. Neyse biz eserin muhtevasına dönelim.

Roman isminden de anlaşılabileceği üzere salgın hastalık olarak adlandırılabilecek bir körlük musibeti sonrasında hayatta kalmaya çalışan insanların yaşadıklarına odaklanıyor. Hastalığa ilk yakalanan yedi kişi ile romanın sonuna kadar yolculuk ediyoruz. Ancak hepsinin bir araya toplandığı karantina hastanesi kısımları korkunç derecede sıkıcıydı.

Karantina altındaki körlerin içinde bir grup -ahlaksızın- silahlanıp da koğuşlar arasında üstünde sağlamasına değin hikayede hemen hemen hiçbir şey olmuyor. Koyu renk gözlüklü kızın ayakkabısının topuğuyla araba hırsızı körü yaralayıp sonrasında ölümüne sebep olması dışında bir şey olmuyor desem daha doğru olur. O ahlaksız kör çetesinin eylemleri ile birlikte hikaye bir hız kazanıyor. Hastanenin dışına çıkıp şehre de geri dönüyoruz. Bu kısım çok kısa bir bölüm kaplıyor olsa da yine de salgın sonrası şehirde kalanların neler yaşadığını görmek açısından da önemliydi.

Hikayenin en aklımda kalan sahneleri hastanede gözleri gören tek kişi olan doktorun karısının gözleri gördüğü için herkesin kendi ayak işini ona yaptırmak isteyebileceği olasılığı üzerine görebildiğini diğerlerinden saklama kararı alışı -ki bu durum bir noktada tanrının insanlara karşı sessizliğini anıştırdı-, doktorun karısının ahlaksızlar liderinin boğazını kesip çetenin esir ettiği kızları kurtarması ve şehire döndükleri zaman doktorun evindeki yazar ile yaptıkları konuşma oldu.

Esere puanım 6.5/10. Paragraf ayrımları ve takibi son derece zor diyaloglar nedeniyle okurken hiç keyif almadım. Yine de bitirmiş olmaktan dolayı mutluyum.

Yorum bırakın