Nesir Edda

Orijinal İsim: Snorra Edda (Prose Edda) (13.yy başları)

Yazar: Snorri Sturluson

Okuma Tarihi: 18 Ocak 2023 – 5 Şubat 2023

İskandinav mitolojisi bana hiçbir zaman bir Mısır veya Yunan kadar keyifli gelmedi. Snorri Sturluson’un tabiriyle ‘Töton ırkı’ asırlardır Kuzey Avrupa topraklarında yaşıyor olmalarına rağmen medeni yaşama Yüksek Ortaçağ sırasında geçiş yapıyorlar. Haliyle geçmişi daha eskilere dayanan bu Aesir-Vanir öykülerinin kaleme alınıp kuşaktan kuşağa sistemli bir bilgi aktarımı sağlanması 13. yüzyılı buluyor.

Sturluson Manzum Edda ile Nesir Edda’yı kaleme aldığı vakit Aeneid, İlyada ve Odysseia’yı kendine ilham kaynağı olarak belirlemiştir. Bu esinlenmeyi öykü anlatım stilinden anlamak mümkün olmakla birlikte Gylfaginning ile Skáldskaparmál bölümlerinin önsöz ve sonsözünde yazarın mitler hakkındaki yorumlarını okuma şansına erişiyoruz. Burada Thor’u Truva’da savaşmış bir Frigyalı olarak anlatması, Odin’in güneyden İskandinavya’ya göç etmesi, Frigg’in adının Frigya’ya verilmiş olması, Odin’in diyar diyar gezerek Töton ırkını Romalılara karşı örgütlemeye çalışmış bir kral olması gibi gibi ilginç fikirlere rastlayabiliyoruz. Bu kısımları orijinal eserin %80’inden daha ilgi çekici bulduğumu belirtmeliyim.

Manzum Edda olarak bilinen Poetic Edda’nın benim okumuş olduğum Nesir Edda’dan önce yazılmış olduğunu bilmiyordum. İkisi arasında bir seçim yapma şansım da yoktu. Snorri Sturluson olarak arattığımda Türkçe kaynak olarak yalnızca Ekin Duru tarafından çevrilen ve başlığı Viking Mitleri olan bu eser karşıma çıktı. Haliyle tam olarak hazırlık yapmadığım bir şekilde okumaya giriştim. Lakin konu hakkında sıfır olmadığım için öyküleri takip ederken fazla zorlanmadım.

Yine de İngilizce versiyonu üzerinden aşina olduğum bazı tanımlar ve kelimelerin Türkçeleştirilmiş olması beni yer yer şüphede bıraktı. Asa’nın Aesir, Van’ın da Vanir kelimesinin Türkçeleştirilmişi olduğunu anlamam birkaç bölüm sürdü ne yazık ki. Bu benim dalgınlığımdan kaynaklanmış da olabilir elbette, çok tepki vermek istemiyorum. Lakin bu tip uyarlama kelimeleri kullanmadan evvel tanımların yeterince yaygınlaşıp yaygınlaşmadığının kontrol edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Aksi durumlarda terim ne ise orijinali halinde tutulmalı. Benim görüşüm bu yönde.

Balder’in Ölümü, Ragnarok anlatısı ve Nibelunglar Destanı bölümleri haricinde okurken pek de keyif aldığım bir kısım olmadı. Her şeye rağmen ana metin olması özelliği taşıdığı için mitoloji ve tarih meraklılarının mutlaka göz atması gerektiğini düşündüğüm bir eser.

Yorum bırakın