Orijinal İsim: De origine et situ Germanorum (On the Origin and Situation of the Germans) (98)
Yazar: Publius Cornelius Tacitus
Okuma Tarihi: 3 Ağustos 2025 – 4 Ağustos 2025

Tacitus’un Germania’sından ilk defa nerede haberim olmuştu hatırlamıyorum ancak kulağıma Alman milliyetçiliğini ateşleyen en eski metin olarak çalınmıştı.
Hristiyanlıktan evvel var olan Cermen kimliğini inşa etmeye çalışan milliyetçiler atalarının incelenip not edildiği bu sosyolojik metni okurken ne kadar heyecanlanmışlardır hayal edebiliyorum.

Benzer bir çalışmanın eski Türkler için Çinliler tarafından da yapılıp yapılmadığını merak ediyorum. Bunun üzerine biraz düşmem lazım. Ancak Orta Asya’dan Doğu Avrupa’ya uzanan coğrafyada İskit, Massagetler ve Sarmat kültürlerinin var olduğunu düşünürsek muhtemel atalarımız hakkında bir şeyler yazılmış olduğunu kabul edebiliriz.
Yine de kültür grubu olarak için varlık sürdüren proto-Türkler değil de kavim adı olarak nitelendirilen Türklerin adının direkt geçtiği eserleri merak ediyorum.

Tacitus’un eserine dönecek olursak ilgimi çeken birkaç anekdotu not düşmem gerekiyor.
Cermenlerin savaş ekipmanlarının muhafazasına Spartalılar gibi önem verdiğini görüyoruz. Kalkanların, kılıçların aile üyelerine miras bırakıldığı ve savaş alanında kaybedilen silahın bir utanç olarak anıldığını öğreniyoruz.
Roma hudutlarının ötesinde varlıklarını sürdürüyor olsalar da güneyde Kara Orman kuzeyde Baltık Denizi’nden doğudaki Vistula Nehri’ne değin yayılmış Cermen kabilelerinin dış dünyadan çok da kopuk olmadıklarını İsis kültüne rastlandığını belirtiyor. Ancak ilerleyen yılların araştırmacılarına göre Tacitus’un bahsettiği arabada taşınan tanrıçanın Nerthus olabileceğine kanaat getirilmiş.
Çeviri hatasından dolayı yoğurt ifadesinin geçmesi beni şok etmiş olsa da İngilizce çeviriden baktığımda ‘curdled milk’ yani kesilmiş süt ile beslendikleri bilgisine eriştim.
Doğulu Cermen kabilelerinin adetlerinin komşuları olan Sarmatlara daha çok benzediğini hatta Pösinlerin (Peucini/Bastarnae) Sarmat mı yoksa Cermen mi olduğu konusunda o dönemde dahi ihtilafa düşüldüğünü görüyoruz.

Eserimiz antikite araştırmaları yapmayı seven insanların mutlaka okuması gereken, kolay takip edilebilen ve anlaşılabilen bir sosyolojik çalışma olarak değerlendirilebilir.