Kino no Tabi: The Beautiful World – The Animated Series

Seri Çıkış Tarihi: 6 Ekim 2017 – 22 Aralık 2017

Türü: Aksiyon – Macera – SoL

Bölüm Sayısı: 12

İzlenme Tarihi: 3 Kasım 2017 – 25 Eylül 2020

Sıkı anime izlediğim dönemlerden kalma epey uzun bir izlenecekler listesine sahibim. Bu listenin %99unu 2017 öncesinde yaratmıştım. Yani anime izlemeye verdiğim uzun soluklu aradan evvel. Kino no Tabi de o listede bulunuyordu. Ancak 2003 versiyonu olan orijinal diyebileceğimiz seriyi eklemiştim listeye. Animeden soğudum sene bu yeniden yapımı çıktığında izlemenin iyi olabileceğini düşündüm. İlk bölüm epey de hoşuma gitmişti. Her bölüm böyle ilgim bir meseleye el atıyorsa oldukça keyifli bir anime olacak herhalde diye düşünmüştüm. Fakat her seriyi bıraktığım gibi bu seriyi de bıraktım.

Birkaç aydır anime izlemeye kendimi tekrar alıştırdım. Bu sayede de yarım bıraktığım otuz-kırk kadar animeyi teker teker izleyip bitirme yoluna girdim. Son bir aydır da Kino’yu izlemekteyim. Bazen arka arkaya birkaç gün izledim. Bazen de haftada bir bölüm şeklinde gittim. Bu günlere, haftalara yaymamın sebebi seyir zevkimi yüksek tutmam içindi. Çok sevdiğim eserlerde bunu yapıyorum. Hemen bitmesini istemediğim için izlemeyi en çok arzuladığım anda açıp seyrediyorum. Böylece tadını en üst düzeye çıkarmış oluyorum.

Kino no Tabi gerçekten çok beğendiğim bir anime oldu. Açıkçası bu kadar beğenmeyi beklemiyordum. Duygusal tonunu dengeli tutuyor. Melodramaya bağlayıp müziği arkadan dayayarak seyirciyi ağlatmaya çabalamıyor. Bunu yapsa hüngür hüngür ağlatabileceği birkaç bölümü de yok değil. Eserin geneline hakim olan bu sakin tonu takdir ettim. Tam kafanın yoğun olduğu vakitte açıp müziğine hikayesine kaptırıp zihin dağıtmalık bir anime.

Animeye puanım 8.5/10. Eski versiyonlarını da bir ara izlemeyi planlıyorum.

Serial Experiment Lain

Seri Çıkış Tarihi: 6 Temmuz 1998 – 28 Eylül 1998

Türü: Drama – Gizem – Psikolojik – Sci-Fi – Doğaüstü- Dementia

Bölüm Sayısı: 13

İzlenme Tarihi: 20 Ekim 2018 – 14 Eylül 2020

Bazı anime serileri vardır. Bunlar o kadar ünlüdür ki eğer izlemediyseniz kendinizi eksik kalmış gibi hissedersiniz. Anime izlemeye başlayan insanlarda bu durumdan dolayı oluşan bir ikilem vardır. Çoğu kez yeni başlayan insanlar hızlı hızlı bir şeyler izleyip bilgi sahibi olmaya çabalarlar. Eserleri sırf bilmiş olmak için izlemek gibi bir yanlışa düşerler. Ben de 2012-13 döneminde, yani düzenli anime izlemeye başladığım dönemde, bu hataya düşmüştüm. Ancak sonrasında yaptığım yanlışın farkına vardım ve serileri hakkını vererek, anlayarak ve en önemlisi de eğlenerek izlemeye başladım.

Serial Experiment Lain isimli anime de bu uyanışa erdikten sonra izlemeye karar verdiğim bir seriydi. Hep kendimi doğru zamanda izlemem gerektiğine telkin ettim. Hal böyle olunca da yıllar boyu erteledim durdum. İzlemeye iki sene önce başladım. Ancak yalnızca ilk bölümünü izledim ve rafa kaldırdım. Geriye kalan 12 bölümü ise son birkaç günde arka arkaya izleyerek tamamladım.

Animasyonlar, serinin düşük bütçeye sahip olduğunu bağırıyor resmen. Ancak o imkansızlıklara rağmen yine kendi içinde tutarlı bir çizim stili tutturabilmişler. Bir kere alışınca bir daha şikayet etmiyorsunuz.

Hikaye hakkında birkaç cümle bahsetmek istiyorum. Detaylı bir inceleme yapmayı düşünmüyorum. Böyle eserler hakkında yazıp çizmeden önce tekrar dönüp izlemek ve detayları yakalamak gerekli. Ben artık böyle şeylerle harcayacak vakit bulamıyorum. Bu günlüğü tutmak dahi bazen yoruyor beni. Neyse bu kadar yeterli hikaye hakkında da şunu söyleyip kapatayım: Lain isimli bir genç kız, Wired isimli sanal mecrada takılarak insanların hayatlarına dokunuyor ve yavaş yavaş gerçek ile sanal arasındaki duvarları yıkıp Tanrıya dönüşüyor.

Seriye puanım 7.5/10. Yıllar boyunca gözümde çok büyütmüş olmamdan kaynaklanıyor olsa gerek bitirdiğimde beni o kadar da etkilemedi.

The Junji Ito Collection

Seri Çıkış Tarihi: 5 Ocak 2018 – 23 Mart 2018

Türü: Gizem – Korku – Psikolojik – Doğaüstü – Drama – Gerilim

Bölüm Sayısı: 12

İzlenme Tarihi: 15 Ocak 2018 – 12 Eylül 2020

Seri çıkış yaptığında ilk bölümünü izledim. Ancak sevmiş olmama rağmen devamını getirmedim ve haftalar geçtikçe de aklımdan çıktı gitti. Son iki haftadır aklıma geldikçe bir bölüm izleyerek seriye devam etme kararı aldım. Ve bugün herhalde beş bölüm izleyerek seriyi bitirmiş bulundum.

Junji Itou’nun yalnızca Uzumaki isimli mangasını okumuştum. Geri kalan işlerine bakma fırsatı bulamamış olsam da hep aklımdaydı. Bu anime başladığında, o meşhur eserleri animasyon halinde göreceğim için sevinmiştim. Fakat serinin geneline hakim kalite düzeyi vasat diyebilirim. Tomie gibi birkaç öyküde özellikle uğraşmış olmalarına rağmen, bazı bölümlerde çizgi kalitesi yerlerde sürünüyordu.

Bu animeyi izlerken aklıma Japonların neden aşırı tuhaf şeyler ürettiği sorusu aklıma geldi. Kendimce bir cevap buldum buna. Sanırım yüzlerini gizleyerek sahte isimlerle eser üretebilme imkanlarının olması bu yolu açıyor. Daha iyi ifade etmek gerekirse şöyle örneklendirebilirim. Bizim toplumumuz epey dışadönük bir yapıya sahiptir. Ailedeki herkes bir diğer üyenin ne işle iştigal ettiğini öğrenir. Gizli saklı bir şey tutma şansımız düşük oluyor. Öte yandan Japonların baskıcı toplumu, onları daima içedönük tutuyor. Bu baskıdan kurtulma yolu olarak da yüzlerini ve aile isimlerini gizleyerek yazılar yazma, resimler çizmeye itiliyorlar. Sözlü olarak kendilerini ifade edemedikleri için bu yollara başvuruyorlar. “Eee tamam da bu tuhaflıklar niye o zaman?” diyeceksiniz. Ona cevabım da şu: bu anonim durumdan faydalanarak kendilerini sorumlu hissetmeyecekleri o ortamda akıllarına gelen her ufak düşünceyi dahi işleme ve abartma imkanı buluyorlar.

Seriye puanım 7/10. Junji Itou’nun eserleri ucuz fikirlerin dahi üzerine düşülebilse ne kadar etkileyici öykülerin oluşturabileceğini gayet güzel bir örneğidir.

Nanatsu no Taizai: Imashime no Fukkatsu

Seri Çıkış Tarihi: 13 Ocak 2018 – 30 Haziran 2018

Türü: Aksiyon – Tarihi – Shounen – Doğaüstü

Bölüm Sayısı: 24

İzlenme Tarihi: 15 Ocak 2018 – 13 Ağustos 2020

Son altı bölüme kadar kendime “neden hala izlemeyi sürdürüyorum ki” diye sormaktaydım. Ancak Escanor’un hikayeye direkt katılımı ve o sinir bozucu dev Diane’nin objektiflerden uzaklaşması ile anime düzelmeye başlamıştı.

Ten Commandments ile olan çatışmanın başlaması ve Liones kenti kuşatması ile devam eden süreçte hikayeye karşı olan ilgim gerçekten ciddi şekilde arttı. Animasyonlar bir Madhouse veya Ufotable kalitesinde olamasa da akıcı ve gözü rahatsız etmeyen bir tondaydı. Bu yüzden de dövüşleri takip etmesi keyif veriyordu.

Resmi adlandırmak gerekirse dördüncü sezon olan Kamigami no Gekirin‘den pek umutlu değilim. A-1 Studio bu sezonu Studio Deen’e emanet etmiş. Bu yüzden de sezonun not ortalaması epey bir düşüktü. Gözüm korkmadı desem yalan olur. Yakın zamanda beşinci sezonun da çıkacağına dair bir duyuru gördüm ama henüz tarih açıklanmamış olabilir.

Bu sezona puanım 7.5/10. Araya bir kaç seri kattıktan sonra dördüncü sezonu da izlemeyi planlıyorum.

Kimetsu no Yaiba

Seri Çıkış Tarihi: 6 Nisan 2019 – 28 Eylül 2019

Türü: Aksiyon – Tarihi – Shounen – Doğaüstü

Bölüm Sayısı: 26

İzlenme Tarihi: 24 Haziran 2020 – 10 Ağustos 2020

Kimetsu no Yaiba fırtınası geçen sene anime camiasını kasıp kavuruyordu. Animeyi bırakmış olmama rağmen ben bile o hype rüzgarına kapılmıştım. Çeşitli sosyal medya platformlarında paylaşılan görseller seriye karşı meraklanmamı sağlamıştı. Defalarca GIF ve ekran görüntüsüne maruz kalınca Ufotable ın bir kez daha harika bir iş çıkardığına ikna olmuş oldum.

Hikaye klasik bir shounen olarak başlıyor. Ailesini kaybeden bir çocuk ve onun hayatta kalan tek kardeşi olayların merkezinde bulunuyor. Hayatta kalan kız kardeş, Japon folklorundakı şeytani yaratıklardan biri olan “oni”ye dönüşmüştür. Çocuğun hikaye boyunca gütmeyi planladığı amaç da kardeşini tekrar insan haline çevirebilmenin bir yolunu bulmak. Bu açıdan bakınca Fullmetal Alchemist’in motifi ile benzerlik kurabiliriz.

Her ne kadar hikayesi ahım şahım bir detay veya zenginlik taşımasa da animasyon, müzikler, karakter tasarımları ve karakterlerin kişilikleri seriyi gerçekten beğenmemi sağladı. Serideki favori karakterlerim: Inosuke ve Shinobu.

Animeyi bitirdim bitirmesine ama filminin batıya ne zaman ulaşacağı meçhul durumda. İkinci sezondan da henüz bir haber almış değiliz. Şu an iki sene evvel 875. sayıda okumayı bıraktığım One Piece’e devam ediyorum. Serinin 987. sayısı çıktığını görünce, o kadar senedir takip ettiğim eserin 1000. sayısını güncel olarak görmeye karşı bir isteğim arttı. OP’ta güncele gelmem bir haftayı bulur gibi gözüküyor. Onu aradan çıkardıktan sonra halihazırda final vermiş olan Gantz ve Kimetsu no Yaiba mangalarını okumaya kaldığım yerden devam etmeyi planlıyorum.

Seriye puanım 8/10. Hikaye harika bir yerde final yaptı. Trende gerçekleşecek olayları gerçekten merak ediyorum.

Fate/Apocrypha

Seri Çıkış Tarihi: 2 Temmuz 2017 – 31 Aralık 2017

Türü: Aksiyon – Drama – Büyü – Fantastik

Bölüm Sayısı: 25

İzlenme Tarihi: 4 Temmuz 2017 – 20 Temmuz 2020

Farklı tarihlerde ve coğrafyalarda yaşamış ünlü şahsiyetlerin bir araya getirildiği öyküler hep hoşuma gitmiştir. Bu konsepti en sık işleyen serilerden biri de Fate idi. Hikayeler, Kutsal Kase Savaşı adı verilen bir turnuva çevresinde şekilleniyor. Bu öykülerden biri olan Apocrypha’da ise farklı bir eklenti yapılmış. Bu da ustalar ve hizmetçilerinin, siyah ve kırmızı olmak üzere iki ayrı takıma ayrılmış olmasıydı.

2017 yılında animeye veda edişimin kurbanlarından biri de F/A oldu. Serinin yaklaşık ilk 10 bölümünü öyle ya da böyle izleyebilmiştim. Ancak sonra diğer tüm anime dizileri gibi ona da ara verdim. Fate ve birkaç seriyi o 3 senelik kısır dönemde devam etmeye çabaladıysam da hiçbirinde 3-4 bölüm izlemekten öteye gidemedim.

Geçen ay Fate’e kaldığım yerden devam etme kararı aldım. MyAnimeList’te en son 15. bölümü izlemiş olduğumu görünce ne olur ne olmaz bunu tekrar izleyeyim dedim ve sonra birer ikişer bölüm ata ata finale ulaştım.

Apocrypha’da en sevdiğim karakter, hiç kuşkusuz, Jeanne D’Arc oldu. Semiramis ve Atalanta da ekranda görmekten keyif aldığım kişiler arasındaydı. Astolfo ise, sesini sinir bozucu bulmamdan olsa gerek, uzun süre konuştuğu sahnelerde rahatsızlık vermiyordu. Akhilleus da eylemleri sonrasında kalbimi kazanan bir kahraman oldu. Shakespeare karakteri ise tam stereotipik bir sanatçı modunda resmedilmişti, ve izlemesi oldukça keyifliydi.

Seriye puanım 8/10. Önceki öyküleri aşabilecek bir potansiyele sahipken, UBW ve Zero’nun gölgesinde kalan bir yapım olmuş.

Ayakashi: Japanese Classic Horror

Seri Çıkış Tarihi: 13 Ocak 2006 – 24 Mart 2006

Türü: Gizem – Tarihi – Korku – Fantastik

Bölüm Sayısı: 11

İzlenme Tarihi: 4 Haziran 2020 – 3 Temmuz 2020

Mononoke isimli seriyi izlemek uzun süredir aklımdaydı. Ancak serinin standalone bir dizi olduğunu sanıyordum. Geçenlerde Mononoke’nin ana karakteri olan gizemci seyyahın Ayakashi isimli seride bir prologue bölümüne sahip olduğunu öğrendim. Böylece bu seriye başladım.

Serinin ilk dört bölümü, Nanboku Tsuruya adıyla tanınan 18. yüzyılda yaşamış bir piyes yazarının kaleme aldığı ‘Yotsuya Kaidan’ (Ghost Story of Yotsuya) isimli oyunu öykü ediniyordu. Bu hikayeyi epey beğendim. Olaylar tam bir Yunan tragedyası gibi gelişiyordu. Sinsi ve gerçekten kötü kişiliklere sahip olan karakterleri (mesela Iemon) içinde barındırıyordu. İleride bu hikayenin bir benzerini yazmak istiyorum. Hikayeyi birkaç katman daha genişleterek daha karmaşık bir ihanet ve intikam öyküsü çıkarılabilir.

İkinci ve üçüncü öykü, ilk öykünün epey gölgesinde kaldı. İkincisi klasik bir insan-tanrısal varlık aşkını konu alıyor. İnsanüstü canlı, insana aşık olduğu için güç kaybediyor. Aşkı ve hayatı arasında bir seçim yapması gerekiyor. Üçüncü öykü ise Mononoke’nin prequeli olduğu için önemliydi. Ancak öyküsel olarak çok etkileyici gelmedi. Sanat yönetimi son derece başarılı ve önceki iki hikayeden farklıydı. Mononoke serisinde de benzer sanat anlayışını göreceğime inanıyorum

Seriye genel puanlamam gerektiği için 7/10 veriyorum. Yotsuya Hayaleti öyküsü kendi başına sekiz puanı hak ediyordu.

Ao no Exorcist: Kyoto Fujouou-hen

Seri Çıkış Tarihi: 7 Ocak 2017 – 25 Mart 2017

Türü: Aksiyon – Doğaüstü – Fantastik – Shounen

Bölüm Sayısı: 12

İzlenme Tarihi: 7 Ocak 2017 – 29 Haziran 2020

Ao no Exorcist (Blue Exorcist) hiçbir zaman ayılıp bayıldığım bir seri olmadı. İlk sezonunu yıllar evvel izlemiştim. Bugün hatırlamadığım gibi muhtemelen o seriyi bitirdiğim günün ertesinde de hikayeye dair pek bir şey aklımda kalmamıştır. Ortalama bir shounen olduğu için akılda kalabilecek çok az unsur barındırıyor.

Sürekli bahsini geçirdiğim o meşhur animeye-ara-verme-dönemine denk geldiği için Ao no Exorcist’in ikinci sezonunu 7. bölümde bırakmışım. Geçen hafta devam etme kararı aldığımda hikayede en son nelerin işlenmiş olduğunu hatırlamadığımı fark ettim. Ancak pek önemsediğim bir yapım olmadığı için, baştan izlemek yerine en son izlemiş bulunduğum 7. bölümü tekrar izlemek gibi bir çözüme gittim. İyi ki de böyle yapmışım. Pek bir şey kaybettiğime inanmıyorum.

Yıllar evvel Ao no Exorcist serisini izleme kararı almamın sebebi Rin Okumura’nın anime gruplarında sık sık paylaşılıyor olmasıydı. Bir de Mephisto isimli karakterin tasarımını beğenmiş olmamdı. İzlediğim için çok memnun değilim ama genel olarak her bitirdiğim eserde olduğu gibi hafif bir tatmin hissi yaşıyorum. Bu kadar.

Bu sezona puanım 6/10. Oldukça bayık ilerledi ve final verdi. Üçüncü sezon çıkarsa izlerim, ancak pek merak etmiyorum.

Yamishibai: Japanese Ghost Stories 4

Seri Çıkış Tarihi: 16 Ocak 2017 – 27 Mart 2017

Türü: Dementia – Korku – Doğaüstü

Bölüm Sayısı: 13

İzlenme Tarihi: 23 Ocak 2017 – 24 Haziran 2020

Yami Shibai isimli kısa Japon korku öyküleri derlemesini ilk sezonundan beri takip ediyordum. İlk üç sezonu, sıkı anime takipçisi olduğum dönemde gösterime girmişti. Bu nedenle onları, izlediğim büyük serilerin yanında çerezlik olarak tüketmeyi uygun görüyordum.

2017 sonrasında anime izleme alışkanlığımı kaybettim. Yami Shibai’nin dördüncü sezonu da o vakit başlamıştı. İlk üç bölümünü izlemiş olmama rağmen takibi bıraktım. Böylece kendisi yarım bıraktığım onca seriden biri olarak MyAnimeList hesabımda yer tutmaya devam etti.

Geçen hafta dördüncü bölüm itibariyle izlemeye devam etme kararı aldım. Ben bıraktıktan sonra seri 7. sezona kadar devam etmiş. Bunu öğrenmek sevindiriciydi. Anlatılan öyküler muazzam kurgular taşımıyor olsa da 3-4 dakikalık bir izleti için oldukça yaratıcı konseptler barındırıyor. Birkaç öykü tekrar ele alınıp, biraz parlatılırsa ortaya uzun metraj bir korku filmi çıkarmak işten bile değil.

Fikirler vasat ve vasatın üstünde seyrediyor. Daha önceki sezonlarda da uygulamışlar mıydı hatırlayamıyorum ama bu sezonun bölümlerine, gerçek hayatta çekilmiş videolar ve fotoğraflar da yerleştirmişler. Aniden gerçek bir insan yüzü veya canlı çekilmiş bir nesneyi ekranda görmek insanı ürkütüyor.

Bu sezona puanım 5/10. Devam sezonlarını da uygun bir vakitte izlemeyi planlıyorum.

Dragon Ball

Seri Çıkış Tarihi: 26 Şubat 1986 – 12 Nisan 1989

Türü: Aksiyon – Komedi – Fantastik – Dövüş Sanatları – Shounen

Bölüm Sayısı: 153

İzlenme Tarihi: 14 Ocak 2017 – 8 Mayıs 2020

Dragon Ball serisi bitirmediğim için yıllardır içimde ukte kalmıştı. Her ne kadar çocuk iken TV’de yayınlanan birkaç bölümünü döne döne izlemiş olsam da hikayenin geneline dair bilgim kısıtlıydı. 2017 yılı her ne kadar benim anime-mangadan uzaklaştığım döneme denk gelse de “belki ara ara izlerim” deyip DB’ye başlamıştım. Başlayış o başlayış. Üç sene boyunca verdiğim uzun aralıklarla parça parça izleyerek en sonunda finaline ulaşabildim.

İzlediğim animeleri 2012 yılından beri listeliyor olsam da hiçbiri için inceleme yazma gereği duymamıştım. Dragon Ball benim için hiç özel bir seri değil. Hatta pek umursadığım bir seri olduğunu da söyleyemem. İncelemesini yazacağım ilk anime serisinin o olması beni bir yandan üzüyor.

Akira Toriyama çizim stilini beğeniyorum. Dragon Quest, Chrono Trigger gibi oyun serilerine yaptığı dokunuşları benim için çok kıymetli. Özellikle de elinden çıkmış eserlerde, orta doğu ile uzak doğu motiflerini bir arada kullanma alışkanlığı hoşuma gidiyor.

Dragon Ball serisinin ilk halkası olan 1986 yapımı seriye puanım 7/10. Shounenlerin atası olması dışında hikayesinin hiçbir albenisi yok.