Nosferatu

nosferatu 2024, robert eggers müthiş korku filmi

Orijinal Adı: Nosferatu (2024)

Yönetmen: Robert Eggers

Türü: Fantastik – Korku – Gizem

İzlenme Tarihi: 11 Ocak 2025

Bram Stoker’in Dracula‘sı öyle büyük bir eser ki insanlar bu eserden esinlenerek koca bir külliyat yarattı. Sinema filmleri, TV dizileri, korku türünde edebiyat eserleri ve elbette vampir içerikli romantik yapımlar. Nosferatu belki bu öykünmelerin ilk örneği diyebiliriz.

İki buçuk sene kadar önce orijinal Nosferatu‘yu izlediğimde eserin Stoker’in eserinden direkt uyarlama olduğunu fark edip ona göre ele almıştım. Eggers’ın Nosferatu’su da 1922 yapımı olan eserin üzerine neler katmış diye inceledim.

Eggers artık imza hareketi haline gelmiş olan folklorik ögelerin korku filmlerine işlenmesi konusunu inanılmaz başarılı bir şekilde gerçekleştiriyor. Bu yapımın Romanya’da geçen kısımlarına bayıldım. Hem sinematografik olarak harika anlar içermesi, hem de Balkan yerlilerinin ‘strigoi’ çığlıklarını duymak beni epey keyiflendirdi.

Nosferatu ayrıca Eggers’ın en çok jumpscare tekniğine başvurduğu yapım olmuş. Gelişmenin nerede olacağını kestirebiliyor olmama rağmen IMAX salonunda bangır bangır ses efekti duyunca insan yine de irkiliyor.

Atmosfer olarak yapım buram buram gotiklik akıyordu. Percy Shelley ve Lord Byron bu filmi izlemiş olsa hayranlıktan bayılırdı muhtemelen. Finalde Lord Orlok ve Ellen arasında tedirgin edici bir romantik durumun yaşanması “Lan Ellen yoksa bu yaratığa aşık mı?” sorunsalı da yaratmadı değil. Kasti bir tercih olduğunu düşünüyorum.

Esere puanım 7.5/10.

Hayatta Kalanlar

the survivors alex schulman hayatta kalanlar

Orijinal İsim: Överlevarna (The Survivors) (2020)

Yazar: Alex Schulman

Okuma Tarihi: 2 Ocak 2025 – 9 Ocak 2025

Kız arkadaşım bana önermemiş olsa ne Alex Schulman ne de Hayatta Kalanlar’dan haberim olmayacaktı. Bu güzel eseri bana tanıttığı için kendisine minnettarım. Benzer zevklere sahip olmamızın bir sonucu olarak birbirimize iyi gelecek olan kitapları tahmin edebiliyoruz. Ve bu tahminlerden biri de Hayatta Kalanlar oldu.

Nils, Benjamin ve Pierre isimli üç kardeşin anne ve babasıyla geçirdikleri anıları işleyen etkileyici bir duygusal yolculuktu. Benjamin hikayemizin ana karakteri olmakta birlikte doğal olarak hikaye boyunca okurun en çok empati yapabildiği karakter.

Üç kardeşin kendi aralarındaki ilişkilerine ek olarak, Anne ve Baba karakterleriyle özel kurdukları bağların varlığı da hikayeye derinlik katan detaylardandı. Molly karakterinin Benjamin için önemi beni oldukça etkiledi.

Roman çocukluk travmalarının üzerine şekillenmiş durumda. Benjamin’in iç sesine hakim olduğumuz tanrısal bakışta, zihninin gerçekleri nasıl büktüğüne de şahit oluyoruz. Kardeşleri ile ortak sahip oldukları anılarda, diğer ikisinin hatırlamadığı -örneğin geyik- detaylara sahip olması, Benjamin’in iç dünyasının güven vermemeye başladığını hissettim.

Finale doğru açığa çıkan olaylar için sağlam bir zemin hazırlamaya çalışmış Alex Schulman. Ve bunu güzel de başarmış. Kaleminden düz bir yazı çıkmış olmasına rağmen cümleleri son derece şiirsel ve his doluydu. Okurken duygulandığım, boğazımın düğümlendiği çok kısım oldu. Nils’in mezuniyetten sonra evden ayrılırken Benjamin’in yatağında uzandığı kısım o bölümlerden biriydi.

Romana puanım 8/10. Yazarın diğer işlerini de okumayı istiyorum. Çok keyif aldım.

Yeni Baştan

yeni baştan, fransız filmi, 2019, la belle epoque

Orijinal Adı: La belle époque (2019)

Yönetmen: Nicolas Bedos

Türü: Komedi – Drama – Romantik

İzlenme Tarihi: 4 Ocak 2025

Filme dair en ufak bir fikrim olmadan izlemeye başlamıştım. İyi ki de fazla detay sormadan seyretmeye girişmişim. Karşılaştığım durum ve filmin devamlı sahne inşa etmesi çok hoşuma gitti.

La Belle Epoque, Güzel Dönem manasına geliyormuş. Bu da Midnight in Paris filmini çağrıştırdı bana. Herkesin hayalinde kurduğu bir Altın Çağ’ın var olması ve içine girip bir parçası olma isteği çok cazip geliyor. Filmde yer alan bir şirket tam da bu hayalleri kuran insanlar için tarihsel mekanlar tasarlayıp oyunculara rol vererek müşterilerinin o dünyayı tecrübe etmesini sağlıyor.

Hikayemiz de 60lı yaşlardaki Victor isimli bir adamı merkeze alıyor. Evliliğinde sorunlar yaşayan Victor, eşi Marianne ile tanıştığı 16 Mayıs 1974 tarihine dönüp eski güzel günleri hatırlamak ister. Eski bir karikatürist olan Victor, her sahneyi ve olayı storyboard şeklinde direktöre verdiği için Marianne ile birlikte geçirdikleri ilk haftayı birebir yaşamaya başlar.

Öykünün ele alınış şekli, oyunculuklar, kurgu içinde kurgu olması ve elbette ki işin konsepti çok hoşuma gitti. Leziz bir eser ortaya çıkmış. Bir dakika olsun sıkılmadım. Oldukça sürükleyici ve merak uyandıran bir filmdi.

Yapıma puanım 8/10. Yönetmenin başka filmlerine de göz atma isteği duydum.

Red Ronin

red ronin cover pc game

İlk piyasaya sürülme tarihi: 17 Mart 2021

Geliştirici: Wired Dreams Studio

Tür: Puzzle

Platform: PC

Oynama Tarihi: 28 Ekim 2023 – 2 Ocak 2025

5 saat 21 dakika 56 saniye 43 salise, 473 ölüm sayısı ve C seviye overall rank ile Red Ronin final verdi.

Oyunun hikayesini hiç umursamadım. Benim için sadece mekaniksel bir oyundu. Stageler git gide zorlaşsa da oyun, benim gibi sabırsız ve kısıtlı süreye sahip oyuncuları bunaltmayan bölüm dizaynlarına sahipti.

Dama oyununa benzetiyorum ben Red Ronin’i. İlk seviyelerde Red hariç her düşman düz taş niteliğine sahip iken oyunda ilerledikçe farklı becerilere sahip zorlayıcı düşmanlar eklenerek Dama Red’in daha dikkatli hareket etmesine özen gösteriyoruz.

Oyunda baş etmekle en çok zorlandığım düşmanlar bana bir saniye nefes alma fırsatı vermeyen sniperlar ve sürekli saklanmamı gerektiren lazerler idi.

Oyuna puanım 6/10. Keyifli bir puzzle oyunu.

Evde Tek Başına

Orijinal Adı: Home Alone (1990)

Yönetmen: Chris Columbus

Türü: Komedi – Aile

İzlenme Tarihi: 1 Ocak 2025

Yılbaşı deyince aklıma gelen ilk film Home Alone olur. Ardından aklıma kar atında Hogsmeade’ye yürüyen Harry Potter sahneleri gelir.

2024’ün bitip 2025’e geçiş yaptığımız bu yılbaşı gecesi bugüne değin geçirdiğim en özel yılbaşıydı. Daha nicesi ve daha da güzeli gelecek olan tatlı günlerin bir habercisiydi. Bu keyifli günü Home Alone eşliğinde Noel Baba Kızağı LEGO setini yaparak geçirmiş olmak eşsiz kıldı.

Filme gelecek olursak, çocukken onlarca defa izlediğim ve her defasında eğlendiğim oldukça ‘safe’ hissettiren bir yapım. Seyrederken “Artık neden böyle filmler yapmıyorlar ki” diye düşünmeden edemiyor insan. Kim bilir belki trend tekrar benim sevdiğim yöne döner.

Esere puanım 7/10.

Ağzım Yok ve Çığlık Atmalıyım

Orijinal İsim: I Have No Mouth and I Must Scream (1967)

Yazar: Harlan Ellison

Okuma Tarihi: 30 Aralık 2024

We had given AM sentience. Inadvertently, of course, but sentience nonetheless.
But it had been trapped. AM wasn’t God, he was a machine. We had created him to
think, but there was nothing it could do with that creativity. In rage, in frenzy, the
machine had killed the human race, almost all of us, and still it was trapped. AM
could not wander, AM could not wonder, AM could not belong. He could merely be.
And so, with the innate loathing that all machines had always held for the weak, soft
creatures who had built them, he had sought revenge. And in his paranoia, he had
decided to reprieve five of us, for a personal, everlasting punishment that would
never serve to diminish his hatred … that would merely keep him reminded, amused,
proficient at hating man. Immortal, trapped, subject to any torment he could devise
for us from the limitless miracles at his command.

Bu eseri ilk oyun mecrası üzerinden tanımıştım. Oynama listeme eklediğim onlarca adventure türü yapımdan biriydi. Ne zaman oynama fırsatım olurdu bilmiyorum ama yakın zamanda imkan vermiyordum.

Geçtiğimiz günlerde pixel-art bir video ile karşılaştım. Büyük, anakart gibi yapının önünde duran beş insan vardı görselde. Görüntü ilgimi çekince yorumlara baktım. O zaman, görselin bu öyküye ait olduğunu öğrendim. Içimde çağıldayarak artan bir merak sonucunda bugün öyküyü indirip okumaya başladım.

Hikaye üç büyük AM sisteminin singularity sağlaması ve duygulara sahip olması sonrasında insanların soyunu tüketip içlerinden sadece dört erkek ve bir kadını hayatta bıraktığı bir zamanda geçiyor. Kıyamet sonrası, tekno-korku türlerinin karışımı olan bu eser Tsutomu Nihei’nin mutlaka okuduğu ve etkilendiği bir öykü olduğunu düşündürttü bana. Matrix karamsarlığındaki bir evrende, zalim bir engizisyoncudan türlü işkence gören bu beş kişinin yavaşça insanlığını ve akıl sağlığını kaybedişini takip ediyoruz.

Bu kısa öyküye puanım 7/10. Video oyunu bu hikayenin ötesinde neler işlemiş merak ediyorum. Bir ara deneyeceğim.

Kılları Yolunmuş Maymun

kılları yolunmuş maymun

Orijinal İsim: Kılları Yolunmuş Maymun (1988)

Yazar: Güney Dal

Okuma Tarihi: 2 Aralık 2024 – 20 Aralık 2024

Yazarlık Atölyesi kapsamın okumaya başladığım ve muhtemelen kendi irademle asla satın alıp okumayacağım bir kitap olan Kılları Yolunmuş Maymun beni farklı düşüncelere yöneltti.

Romanın başında yazarın planının ne olduğunu tam kestiremiyor insan. Çok dağınık ve rahatsız edici bir karakter topluluğuna sahipti hikaye. Kitabın ilk yarısı gerçekten işkence gibi geçti.

Güney Dal’ın adını da ilk kez duydum bu sayede. Siyasi nedenlerle Almanya’ya göç etmiş biri ve entegrasyon sorunları nedeniyle bu romanı yazma isteği duymuş. Tabii bu isteği ilk başlarda idrak etmek oldukça güç. Çok bariz kurulmuş doktor sahneleri ve memleket hasreti üzerine geçen konuşmalar olsa da, bunlar bu tarz deneysel bir roman için fazla yüzeysel olurdu.

Romanın yapısını, ikinci yarıyı okurken yavaş yavaş anlamaya başladım. Daha fazla iç ses ve yazarın kafasının içinde geçen konuşmalara şahit olduk bu bölümlerde. Bizi yavaşça hazırlayıp son birkaç bölümde topu gediğine oturtuverdi.

Mehter detayı romanı anlamlı kılan en önemli unsur. Duvar gazetesinde işlediği konular da 80’ler ve öncesi dünyaya dair yazarın şahsi yorumlarını içerdiğini düşünüyorum.

Sevgi-nefret ikilemi yaşadığım bu roman, sonu ile birlikte çarpıcı bir hal alıyor. Klasik okurlara tavsiye edebileceğim bir çalışma değil. Daha çok ileri seviye okurların farklı bir şeyler denemek isterse okuyabileceği bir eser olduğunu düşünüyorum.

Esere puanım 7/10.

Koş Melos!

hashire merosu, run melos, koş melos, dazai, osamu dazai

Orijinal İsim: 走れメロス (Hashire Merosu) (Run, Melos!) (1940)

Yazar: Osamu Dazai

Okuma Tarihi: 1 Aralık 2024

Bu kitap Dazai’nin üç ayrı kısa öyküsünden oluşan bir derleme. İthaki Japon Klasikleri işini neden böyle parça parça yapıyor bir türlü anlayamadım. Dazai’nin toplu öyküleri deyip tek elden çıkarsa takibi daha kolay olur. Ha kolay satma stratejisi gütmek istiyorsa da toplu öyküler birinci kitap, ikinci kitap diye de yayınlayabilirdi. Neyse biz bu toplama esere bakalım.

İlk öykü Koş Melos (1940), bundan yaklaşık 10 sene kadar önce Aoi Bungaku isimli anime dizisinde yer alan bölümlerden biriydi. Ancak o bölümü izlememin üzerinden epey geçtiği için hikayenin herhangi bir detayı aklımda kalmamıştı. Yalnızca arkadaşını kurtarmak için koşması gereken biri vardı. Neden kurtarması gerektiği, Melos’un daha önce nerede olduğu gibi şeyleri ben bu öyküyü okuyunca tekrar anımsadım. Anime versiyonunu bir defa da izlemeyi planlıyorum. Yazılı öykü versiyonu da çok beğendim. Güzel bir dostluk öyküsü, Dazai’den beklenmeyecek şekilde ümitvar bir iş olmuş.

İkinci öykü olan Günün İlk Işıkları (Hakumei, 1946), alkolik bir aile babası, eşi ve iki çocuğuyla birlikte Amerikan bombardımanından kurtulmaya ve yanan evlerini geride bırakarak yeni bir hayat kurmaya çalışmalarını işliyor. Kızının gözlerinin enfeksiyon kapması nedeniyle görüşünü kaybetmesi, bombardımandan korunmak için çeltik tarlalarında futonların altına girmeleri, eski evlerindeki eşyalar zarar görmesin diye çukur kazıp gömmeleri gibi detaylar savaşın dehşet verici yıkımının ufak bir fragmanı niteliğindeydi.

Son öykü de Villon’un Karısı (Viyon no tsuma, 1947), benim yorumuma göre Dazai’nin depresyon ve sefalet ile geçen son yıllarında kendisine eşlik eden sevgilisi Tomie Yamazaki’nin gözünden olayları anlatışıydı. Dazai’nin biyografisine dair bildiklerim ve İnsanlığımı Yitirirken‘den öğrendiklerimi harmanlayarak vardığım bu sonuç eğer doğru ise hikaye oldukça üzücü bir dönemi ele alıyor demeliyim.

Eserin ortalama puanı 7/10.

İvan İlyiç’in Ölümü

Orijinal İsim: Смерть Ивана Ильича (The Death of Ivan Ilyich) (1886)

Yazar: Lev Nikolayeviç Tolstoy

Okuma Tarihi: 25 Kasım 2024 – 30 Kasım 2024

İvan İlyiç’in Ölümü hikayesi sıradan bir adamın, sıradan bir ölümünü konu alıyor. Birinci tekil şahıs üzerinden aktarılan öykü bize ölen kişi üzerinden aktarıldığı için aşamalı bir psikolojik çöküş anlatısı sunmuş oluyor.

Lev Tolstoy’un yazarlığına en ufak bir söz söyleyemem. Lakin bu öykü, ününe yaraşır derinlikte bir anlatı içermiyor benim nezdimde. Etkilendiğim tek bir an olmadı.

Sıradan bir adamın yıkık bir karaktere dönüşerek, kendisini herkesin hayatında bulunan bir yük olarak görüp dünyadan göçtüğü hezeyan dolu bir anlatıydı benim için. Belki de ben yanlış yorumladım. Yanlış bile olsa, hikaye beni duygusal olarak etkilemekten çok ama çok uzaktı.

Esere puanım 6.5/10.

Hot Wheels Unleashed 2: Turbocharged

hot wheels unleashed 2

İlk piyasaya sürülme tarihi: 19 Ekim 2023

Geliştirici: Milestone S.r.l

Tür: Racing

Platform: PS4

Oynama Tarihi: 16 Kasım 2024 – 28 Kasım 2024

Hot Wheels Unleashed 2: Turbocharged yaklaşık 10 saatlik bir oynanışın sonunda 1 prestij + 7 levela takiben %86.7lik bir tamamlanma oranı ile final verdi.

Bir arcade yarış oyunu tutkunu olduğumu her fırsatta belirtirim. Çünkü realist yarış oyunlarının ‘oyun’ fikrine ihanet edip işi ‘simülasyon’ rotasına soktuğunu düşünmekteyim.

Oyun zevklerimin gelişmeye başladığı çocukluk çağımda genellikle arcade yarış oyunları ile vakit geçirdiğim için bu türe meyilim daha fazla oldu. Elbette 2000’ler başında aşırı realist yapımların var olmamasının da bunda etkisi vardır.

Hot Wheels Unleashed isimli ilk oyunu 1 Ocak 2023 – 15 Şubat 2023 tarihleri arasında oynamış olmama ve tüm yarışlarını yapmış olmama rağmen bazı eventlerde gerekli skora ulaşamaman nedeniyle %100 bitirme ile kenara koyamamıştım.

Oyun haritasında yarış seçmek dışında bizi ilerlemeye teşvik eden bir senaryo modu da olmayınca kendimi bu oyunu bitirmiş gibi değerlendirme yapmaya yetkin görmemiştim. Şu an da %86 tamamlanma olmasına rağmen 16 sinematikten oluşan hikayeyi tamamladığım için bu incelemeyi yazdım.

Bu oyunda ilk oyundan çok çok daha fazla sayıda toplanabilir araç bulunuyor. Genişleme paketleri ile birlikte sayısı 464’ü bulan bu araçlar gerekli yükseltmeler yapıldıktan sonra görünüş dışında öyle pek de oyunun kaderini değiştirebilecek artı ve eksilere sahip değiller gibi geldi.

Oyunun online modunun hala canlı olması güzel bir olaydı. Rastgele bir yarış bulmak için arama yaptığımda beni bir dakika gibi kısa bir sürede tamamen oyuncularla dolu (hiçbirinin bot olmadığını farz ediyorum) bir lobiye attı. Girdiğim tek çok oyunculu yarışta da birinci olduğum için bu modu zirvede bıraktım ve oyunu single modedan deneyim etmeye devam ettim.

İkinci oyunda, boss savaşı yarışları hazırlanmış. Belli bir süre içinde sayısı 15 ile 25 arasında değişen hedeflere çarparak düşmanın canlarını bitirip alt etmek gibi bir amaç güdüyoruz. Oyuna farklı bir tat katan bu oyunlar beni oyunda en çok zorlayan kısımlar oldu. Haliyle en ufak bir kaza ya da spin durumunda bir sonraki hedefi kırmak için size tanınan sürenin gözlerinizin önünde erişini izliyorsunuz. Bu durumlarda başınızı öne eğip restart atmaktan başka çareniz olmuyor.

Oyuna puanım 7/10. Oldukça keyifli bir yapım olmuş.