Hot Wheels Unleashed 2: Turbocharged

hot wheels unleashed 2

İlk piyasaya sürülme tarihi: 19 Ekim 2023

Geliştirici: Milestone S.r.l

Tür: Racing

Platform: PS4

Oynama Tarihi: 16 Kasım 2024 – 28 Kasım 2024

Hot Wheels Unleashed 2: Turbocharged yaklaşık 10 saatlik bir oynanışın sonunda 1 prestij + 7 levela takiben %86.7lik bir tamamlanma oranı ile final verdi.

Bir arcade yarış oyunu tutkunu olduğumu her fırsatta belirtirim. Çünkü realist yarış oyunlarının ‘oyun’ fikrine ihanet edip işi ‘simülasyon’ rotasına soktuğunu düşünmekteyim.

Oyun zevklerimin gelişmeye başladığı çocukluk çağımda genellikle arcade yarış oyunları ile vakit geçirdiğim için bu türe meyilim daha fazla oldu. Elbette 2000’ler başında aşırı realist yapımların var olmamasının da bunda etkisi vardır.

Hot Wheels Unleashed isimli ilk oyunu 1 Ocak 2023 – 15 Şubat 2023 tarihleri arasında oynamış olmama ve tüm yarışlarını yapmış olmama rağmen bazı eventlerde gerekli skora ulaşamaman nedeniyle %100 bitirme ile kenara koyamamıştım.

Oyun haritasında yarış seçmek dışında bizi ilerlemeye teşvik eden bir senaryo modu da olmayınca kendimi bu oyunu bitirmiş gibi değerlendirme yapmaya yetkin görmemiştim. Şu an da %86 tamamlanma olmasına rağmen 16 sinematikten oluşan hikayeyi tamamladığım için bu incelemeyi yazdım.

Bu oyunda ilk oyundan çok çok daha fazla sayıda toplanabilir araç bulunuyor. Genişleme paketleri ile birlikte sayısı 464’ü bulan bu araçlar gerekli yükseltmeler yapıldıktan sonra görünüş dışında öyle pek de oyunun kaderini değiştirebilecek artı ve eksilere sahip değiller gibi geldi.

Oyunun online modunun hala canlı olması güzel bir olaydı. Rastgele bir yarış bulmak için arama yaptığımda beni bir dakika gibi kısa bir sürede tamamen oyuncularla dolu (hiçbirinin bot olmadığını farz ediyorum) bir lobiye attı. Girdiğim tek çok oyunculu yarışta da birinci olduğum için bu modu zirvede bıraktım ve oyunu single modedan deneyim etmeye devam ettim.

İkinci oyunda, boss savaşı yarışları hazırlanmış. Belli bir süre içinde sayısı 15 ile 25 arasında değişen hedeflere çarparak düşmanın canlarını bitirip alt etmek gibi bir amaç güdüyoruz. Oyuna farklı bir tat katan bu oyunlar beni oyunda en çok zorlayan kısımlar oldu. Haliyle en ufak bir kaza ya da spin durumunda bir sonraki hedefi kırmak için size tanınan sürenin gözlerinizin önünde erişini izliyorsunuz. Bu durumlarda başınızı öne eğip restart atmaktan başka çareniz olmuyor.

Oyuna puanım 7/10. Oldukça keyifli bir yapım olmuş.

Dantevari Denemeler

dante ve borges

Orijinal İsim: Nueve Ensayos Dantescos (Nine Dantesque Essays) (1982)

Yazar: Jorge Luis Borges

Okuma Tarihi: 21 Kasım 2024 – 24 Kasım 2024

Kitap başlığında dahi bir deneme derlemesi olduğunun işaretini veriyordu. Fakat ben yine de bu eseri bir öykü kitabı gibi düşünerek satın aldım. Okumaya başladığımda ister istemez bir hayal kırıklığa uğradım. Ancak bu kısa sürdü.

Dokuz makale arasından en beğendiklerim Bede the Venerable’ı işleyen ‘Dante ve Bilici Anglosaksonlar’, birçok canlıdan oluşan Leviathan-vari yaratık sembolü taşıyan ‘Simurg ve Kartal’ ve tüm eseri yazmasının Beatrice ile bir an geçirebilmeye bahane olduğunu düşündürten ‘Düşte Buluşma’ oldu.

Araf ve Cennet eserlerini de okuduktan sonra dönüp bir kez daha bakarım diye düşünüyorum. Muhtemelen son dört makale, İlahi Komedya’yı bitirmemin ardından daha anlamlı bir zemine oturacaktır.

Annie Hall

Orijinal Adı: Annie Hall (1977)

Yönetmen: Woody Allen

Türü: Romantik – Komedi

İzlenme Tarihi: 24 Kasım 2024

Kahvaltıyı eğlenceli bir film ile geçirmeyi planlamıştık. Bu yüzden sabah izleyeceğimiz yapımı bir gece öncesinden yani cumartesi akşamından belirlemek istedik. Aklıma Woody Allen geldi. Karakter olarak sıkıntılı bir insan olsa da filmleri bana çok soft ve tatlı hissettir.

Film Alvy Singer isimli boşanmış Yahudi bir komedyenin, eski sevgilisi Annie Hall ile olan birlikteliğinin nasıl son bulduğunu anlatıyor.

Hikayenin Alvy’nin ayrılık anlarını bir film senaryosuna dönüştürdüğünü ve son konuşmalarını iki farklı oyuncu aracılığıyla tekrar izlemiş olmamız, Woody Allen’ın film boyunca birkaç defa daha yaptığı dördüncü duvar yıkışlarından biriydi.

Final sahnesindeki kendini tavuk zanneden adamın kardeşinin psikoloğa gitme öyküsünün öncesinde Annie ve Alvy’nin birlikte geçirdikleri eski anıların hızlıca gösterilmesi çok hoştu. Acısıyla, tatlısıyla iyi ki yaşanmış dedirten bir sondu.

Yapıma puanım 7.5/10. Oldukça sürükleyici ve keyifli bir romantik komedi filmiydi.

Gladyatör 2

gladiator-2-paul-mescal cover

Orijinal Adı: Gladiator II (2024)

Yönetmen: Ridley Scott

Türü: Tarihi – Drama – Aksiyon – Macera

İzlenme Tarihi: 22 Kasım 2024

Sinemada film izlemek cuma akşamımıza renk katan bir etkinlik oldu. Evden AVM’ye yürümek, filme girmeden önce uykumuzu açacak bir kahve almakla vakit kaybetmiş olsak da tam zamanında salona girip filmin açılışı başlamadan evvel yerimize yerleşmiştik.

Hikaye Roma güçlerine öncülük eden General Acacius tarafından yönetilen Numidya Kuşatması ile başlıyor. Roma zaferinin ardından esir düşen Hanno isimli Numidyalı bir komutan, köle taciri Macrinus tarafından gladyatör olması için eğitilmeye başlar. Bu eğitim sırasında Macrinus’un tüm çabalarına rağmen evcilleştirilemeyen, başına buyruk Hanno’nun Roma asilzadesi olduğu saklı geçmişine dair kırıntılar öğreniyoruz. İmparator Geta ve Caracalla ile karşılaşan Hanno, çevrelerinde dönen bir darbe girişiminde kilit karakterden biri haline geliyor.

İlk filmin yıldızı Maximus’un da sıkça değinilmesi bana bu filmin kendi kurgusuna pek güvenmediğini düşündürttü. Tarihi açıdan ele aldığı herhangi bir olay yok. Esir düşen Numidya liderinin adının Jugurtha olması, Commodus’un ölümünden tam 25 sene sonra tahta çıkacak olup Kapadokya’da hayatını kaybedecek olan Macrinus’un adını gladyatör efendisine verilmesi, Lucilla’nın erken yaşta ölen Lucius Verus isimli çocuğunun filmde gizlice Roma’dan Mısır’a, Mısır’dan da Numidya’ya kaçmış olması gibi durumlar bulunuyor. Kimse bu noktalardan bir eleştiri sunmaz bu zaten kurgusal bir eser. Ancak sürekli ilk filme göndermeli sözler söylenmesi bana bu güvensizlik durumunu hissettirdi.

Filmde Hanno’nun Epikürosçu oluşu, köleler dahil herkesin tek dilde iletişim kurması, maymun ısıran Hanno ile dalga geçmek için hayvan sesi çıkaran köleler arasında siyahilerin sadece gülümsüyor oluşu, Hanno’nun Numidya ve Mısır’da 10-15 yıl geçirmesine rağmen ezbere Vergilius okuyabilmesi ve görünce kahkaha attığım duvar mozaiğinde Vergilius’a ait olan o dizelerin İngilizce işlenmiş olması gibi gözümden kaçmayan çeşitli detaylar vardı.

Esere puanım 7.5/10. Aksiyon filmi olarak değerlendirip ne duygusal olarak ne oyunculuk olarak ilk filmin yanından bile geçemeyeceğini düşündüğüm bir yapımdı.

Oz Büyücüsü

Orijinal İsim: The Wonderful Wizard of Oz (1900)

Yazar: Lyman Frank Baum

Okuma Tarihi: 16 Kasım 2024 – 21 Kasım 2024

Bugünden 124 sene evvel çıkmış bir çocuk masalının hoşuma gidip gitmeyeceği konusunda ciddi şüphelerim vardı. Ancak bu şüphelerim tam olarak dört sayfadan oluşan ilk bölümün bitmesi ardından dağılıp gitti.

Beşinci sayfada birden karşılaştığım manzara, olayların gerçekleşme şekilleri beni inanılmaz eğlendirdi. Uzun zamandır bu kadar tatlı bir dünyanın bir parçası olduğumu anımsamıyorum. Kitap beni tekrar çocukluğuma bile götürdü diyebilirim.

Kitabı okurken aklımın bir ucunda hep eserin güncelliğini test etme konusu vardı. Bu konuda da gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki bu öykü zamansız bir eser. Kültürden, zamandan, dilden bağımsız o kadar duru bir çocuk macerası ki bir yetişkin olarak bile içine girip zaman geçirmek istiyorsunuz.

Baum’un ilk kitabın üzerine devam eden on üç roman daha yazmış olması hiç de şaşırtıcı değil. Land of Oz isimli bu kurgusal dünya hem bir giriş niteliğinde sade ve akıcı bir sunuşa sahip, hem de dilendiği durumda detaylandırılarak eşsiz maceralar çıkarabileceğiniz bir altlık niteliği görüyor.

İleride bir gün Land of Oz’da geçen bir FRP senaryosu yazmayı çok isterim. Korkuluk, Teneke Adam ve Aslan’ı da içeren kötü cadıların yükselişe geçtiği basit başlayıp gittikçe derinleşen sürükleyici bir hikayeyi hak ediyor. Tabii Baum benden evvel on dört kitap yazdığı için bu konuya çoktan değinmiştir. Canı sağ olsun.

Favori karakterim Korkuluk oldu. Beyni olmaması nedeniyle canı sıkıldığında veya beceremediğinde “beynim olsa böyle olmazdı” deyişleri çok tatlı geldi bana.

Esere puanım 7.5/10. Bir çocuk kitabı olarak değerlendirmiş olsam da oldukça keyifli bir macera öyküsüydü.

Evde

Orijinal Adı: Dans la maison (In the House) (2012)

Yönetmen: François Ozon

Türü: Drama – Gizem – Gerilim

İzlenme Tarihi: 17 Kasım 2024

Farklı bir fikir ile yola çıkmış bir yapım. Sıradan hayat anlatısı içinde seyirciyi bu kadar iyi germeyi nasıl başarmışlar gerçekten hayret ettim.

Claude karakterini canlandıran Ernst Umhauer isimli arkadaştan inanılmaz derece Arthur Rimbaud havası aldım. Claude karakteriyle yansıttığı hırçın, yetenekli, burnu havada, uçarı, uyumsuz, kabına sığmayan halleri ile tam bir modern Rimbaud uyarlamasıydı.

Keşke bu filmin ardından Fransa’da birileri bunu düşünüp onu bir Rimbaud biyografisinde oynatmayı teklif etseydi. Bu gece büyük bir yeteneğin heba edilmiş olmasına üzüleceğim gibi duruyor.

Film özelinde konuşmak gerekirse Germain karakterini canlandıran Fabrice Luchini ve Esther rolüne hayat veren Emmanuelle Seigner epey inandırıcı birer oyunculuk sergilemiş. İkisi de Claude karakteri kadar ilginç olmasa da filmde varlığını gerçekten umursadığım şahıslar bunlar oldu.

Yazdıklarının mı gerçeğe döndüğü, yoksa gerçeklerin mi kaleme alındığı hayal-gerçek arasında yolculuk ederek takip ettiğimiz bu yapım bana başka yazılar için de ilham verdi. Yakın zamanda değerlendirmeyi planlıyorum.

Filme puanım 7.5/10.

Patlayan Kuyrukluyıldızlar – Ekspresyonist Öyküler

Orijinal İsim: Ekspresyonist Öyküler (Kolektif)

Yazar: Kolektif

Okuma Tarihi: 6 Kasım 2024 – 16 Kasım 2024

Bu kitabı bana 2022 senesinin sonunda bir arkadaşım yılbaşı ya da daha doğrusu yılsonu hediyesi olarak vermişti. Kendisinin okuyup çok beğendiğini ve benim de seveceğimi söylemişti. Yanıldı.

Kitaptaki on üç öyküden yalnızca Paul Scheerbart ‘Patlayan Kuyrukluyıldızlar’, Else Lasker-Schüler ‘Kalbim Sağlıklı Olsaydı’ ve Theodor Daubler ‘Pervane’ hikayeleri eğlenceliydi. Franz Kafka’nın ‘Akbaba’ isimli öyküsü de hiç fena değildi. Oluşturduğu tema bakımından tam onun kaleminin eseri gibi hissettirdi.

Eserin toplamına vereceğim puan 6/10. Çoğu öyküyü okumuş olmak için okudum ve bir keyif almadım.

After Dark

Original Adı: After Dark

Seri Yayın Tarihi: 6 Haziran 2023 – 5 Kasım 2024

Türü: Slice-of-Life – Korku – Psikolojik

Sezon: 1/?

Bölüm Sayısı: 50

Okuma Tarihi: 5 Kasım 2024 – 15 Kasım 2024

Seri ile tanışmam çizerin instagram sayfasının bana önerilmesi ile oldu. Kısa korku öykülerini animasyonlaştırarak reellar hazırlıyormuş. Birkaç tanesini izleyince çizim stili ve korkuyu yansıtma şekli çok hoşuma gitti. Ardından biosunda çizmiş olduğu Webtoon’un adını görünce meraklanıp takibe aldım.

Ilk tanışıklığın ardından reellarına birkaç kez daha denk gelince webtoon u okumaya karar verdim. Böylece After Dark isimli eserin ilk sezonunu tam da son bölümü yayınlandığı gün okumaya başlamış oldum.

Hikâyenin başı beni çok çabuk kendine çekmişti. Andrew’ün psikolojik olarak yıpranışını çizimleri ile çok iyi aktarıyordu çizer Ally Berg. Renk kullanımı ve ana karakter özelinde detaylanan iç dünya tasvirleri beni bir okur olarak çok etkiledi ve bende hikayenin devamını öğrenme isteği uyandırdı.

Otursam bir oturuşta dahi bitirebileceğim bir öykü olmasına rağmen elbette kendimi kasmadım ve zamana yayarak, tadına vara vara okudum. Sezon finali ile de yerinde bir ara vermiş oldum. Hikayeye son bölümde yeni birkaç karakter eklenmiş gözüküyor. Umarım yaratacakları dinamik ilk sezonun Slice of Life havasını biraz daha ciddi ve karanlık bir seviyeye çeker.

Kurtadam temasının kadınların regl döngüsüne benzer bir şekilde aylık dolunay oluşumuna bağlanması da direkt olmasa da ima edilen bir alegori olduğunu düşünüyorum. Duygusal bozukluk, vücudun kontrolünü kaybetmesinin erkek versiyonu gibi yorumladım. Elbette bu aşırı okuma da olabilir. Fakat böyle düşünmek hoşuma gitti.

Sezona puanım 7/10. En kısa zamanda devamının gelmesi dileğiyle.

Doom Eternal

doom eternal cover ps4

İlk piyasaya sürülme tarihi: 20 Mart 2020

Geliştirici: id Software

Tür: FPS

Platform: PS4

Oynama Tarihi: 15 Haziran 2024 – 14 Kasım 2024

Doom Eternal ne kadar sürdüğünü tam kestirememekle birlikte yaklaşık 15 saatlik bir oynanış ile final verdiğini düşünmekteyim.

Bu oyun çok zor. Neden bu kadar zor olduğunu anlayamadım. Herhangi bir geliştirme ağacını mı kaçırıyordum, yoksa oyunu oynama tarzım mı hatalıydı bunu hiçbir zaman bilemeyeceğim. Son iki bölümün bossunu öldürmeye çalışırken glitchlerle karşılaşmam yetmiyormuş gibi bir de korkunç bir mühimmat eksiği yaşadım.

İlk Doom oyununda bu kadar ekipman ve mermi sıkıntısı yaşadığımı hatırlamıyorum. Eternal benim için bir envanter kontrolü meselesine dönüştü. Final savaşlarında yumrukla kalıp sağda solda öldürüp mermi veya can alabileceğim minion aramakla dakikalar harcadım. Çileydi.

Oyunu bitirmiş olduğum için mutluyum. Oynanış akıcı, grafikler göz doldurucu olmasına rağmen ben zorluk seviyesi nedeniyle sona doğru hiç keyif alamadım.

‘I’m Too Young to Die’ zorluk seviyesi en düşük seçenekti. Buna rağmen bu kadar saç baş yolduysam, normal zorlukta başıma neler gelirdi düşünmek bile istemiyorum.

İncelemeyi kapatırken son bir not eklemek istiyorum. Marauder denen karakteri oyuna eklemek kimin fikriyse kendisi ile uzun bir süre hiçbir oyunda karşılaşmamak istiyorum. Mümkünse benim radarıma giren oyunlarda o karakterin mekaniklerini belirleyen arkadaş görev almazsa sevinirim.

Oyuna puanım 7.5/10.

Görünmeyen Misafir

The Invisible Guest

Orijinal Adı: Contratiempo (The Invisible Guest) (2016)

Yönetmen: Oriol Paulo

Türü: Suç – Drama – Gizem – Gerilim

İzlenme Tarihi: 10 Kasım 2024

Başta çok basit bir kurguya sahip olduğunu düşünmüştüm. Hikaye sonrasında garip bir basitlik seviyesine ulaştı. İçimden bir gariplik olduğunu hissetmiştim ancak izlemeye devam ediyorduk. Sonra işler renk değiştirmeye başladı.

Cuma akşamı başlayıp uyku bastırınca ara verip bu sabah 10 Things I Hate About You’yu bitirdikten yaklaşık bir saat sonra Contratiempo’ya devam ettik. İyi ki de ara verip izlemişiz. Çünkü işler ilginçleşmeye başladı. Ve finaldeki çözüme değin arada yakalayabileceğimiz ipuçlarını Cuma akşamki uykulu halimizde kaçırırdık.

Senaryodaki gizem gayet iyi kurulmuştu. Merak ettiriyor. Kendini izletebiliyor. Modern bir Agatha Christie romanı arıyorsanız, bu film size benzer bir tat verecektir.

Filme puanım 7/10.