Cennet Sineması

Orijinal Adı: Cinema Paradiso (1988)

Yönetmen: Giuseppe Tornatore

Türü: Drama – Romantik

İzlenme Tarihi: 20 Ağustos 2024

Bazı filmler ve kitaplar hakkında daha o eseri tecrübe etmeden önce bir önyargıya sahip oluyorum. Bu olumsuz bir önyargı değil. Bazen o eseri bitirdikten sonra çok seveceğime inanıyorum. Ve çoğunlukla da haklı çıkıyorum.

Cinema Paradiso yıllardır izlemeyi ertelediğim filmlerden biriydi. Her zaman daha uygun bir zaman bulurum diye ileri bir tarihe öteleyip durdum. Ancak her şeyde bir hayır varmış. İzlemeye en uygun dönem buymuş. Bazı şeylerin bana hatırlatılması gerekiyormuş. Hayata dair birtakım uyanışlar yaşamam gerekiyormuş. Bu yüzden de bu filmi bugün izleme şansına eriştim.

Filmin hikayesi Toto isimli bir Sicilyalı çocuğun Alfredo isimli bir sinema projektör teknisyeni ile dostluğunu konu alıyor. Sinemaya ve Alfredo’nun işine duyduğu hayranlık nedeniyle kendini bu alana adamaya karar veren genç dostumuzun çocukluk, ergenlik ve gençlik dönemlerine şahit oluşumuz çok duygusal bir yolculuktu.

Filmin son 20 dakikası insanı kesintisiz bir ağlama krizine sokabilecek derin duygusal barındırıyordu. Filmi sevmemek elde değil. Toto’nun büyüme öyküsü her seyircinin içine işleyen, kalbinde sızı yaratan bir hikaye. Dilerim bu film zaman içinde daha da bilinen ve hak ettiği değeri ülkemizde de gören bir yapım haline gelir.

Esere puanım 9/10. Benim için İtalyan sinemasının en iyi eseridir.

Kansporu

Orijinal Adı: Bloodsport (1988)

Yönetmen: Newt Arnold

Türü: Aksiyon – Drama – Biyografik

İzlenme Tarihi: 19 Ağustos 2024

Film Frank Dux isimli gerçek bir dövüş ustasının gençliğini anlatıyormuş. Tabii ki ben bunu kapanış sırasında beliren bir yazı ile öğrendim. Dövüş sporlarına ve dövüşçülere pek ilgim olmadığı için bu bilgi bana hayata dair herhangi bir şey kattı diyemem.

Bloodsport, 1992 yılında çıkan Mortal Kombat oyununa da ilham kaynağı olmuş bir yapım. Johhny Cage karakteri Jean-Claude Van Damme’ın bu filmdeki performansından esinlenilerek yaratılmış. Bunu Bloodsport hakkında yaptığım ufak araştırma sırasında öğrenmiştim.

Filme puanım 6/10. Klasik bir uzak doğu dövüş filmiydi.

Venedik’te Ölüm

Orijinal İsim: Der Tod in Venedig (Death in Venice) (1912)

Yazar: Thomas Mann

Okuma Tarihi: 10 Ağustos 2024 – 17 Ağustos 2024

Hikayenin çıkış noktası Goethe’nin resmettiği Doktor Faust karakteri imiş. Gustav von Aschenbach, Thomas Mann’ın yaratım sürecinde iken farklı bir rotaya sapıyor. Hikayemizin diğer baş rolü olan Tadzio ise kişilikten yoksun bir kurgusal çocuk karakterdir.

Tadzio’ya hikaye içerisindeki narin yapısı nedeniyle Aziz Sebastian veya Hyacinthus rolü giydirilmiştir. Thomas Mann da bir sanatçı olması hasebiyle Apollo kılığına son derece uygun düşüyor.

Behçet Necatigil’in çevirisinin harika olduğunu söylemeliyim. Şair olmasının da verdiği yetkinlikle oldukça şiirsel bir çeviri gerçekleştirmiş diye düşünüyorum. Mann’ın Almanca yazdığı eser, belki de Necatigil’in çevirisi kadar iyi dahi olmayabilir. Buna Almanca orijinalini okumadan karar veremem.

Hikayenin pedofili içeriyor olması dışında bir kusur göremiyorum. Bu da yüz sene öncesinin dünyasına ait bir öykü olduğu için ne kadar tepki görmüştür bilemiyorum.

Esere puanım 7/10. Dili muazzam ancak içeriği sıkıntılı bir yapımdı.

Bir Düşüşün Anatomisi

Orijinal Adı: Anatomie d’une chute (Anatomy of a Fall) (2023)

Yönetmen: Justine Triet

Türü: Suç – Drama – Gerilim

İzlenme Tarihi: 16 Ağustos 2024

Filmi ENKA açık hava tiyatrosunda izledim. İlk yarım saatte çıkan bir teknik aksaklık nedeniyle filmin gösterimi 15-20dk kadar kesintiye uğradı. Seyre geri dönmeden önce organizatör filmin yarısında tekrar ara verilip verilmemesi gerektiğini sordu bizlere. Herkesten de ara verilmesin tek oturuşta izleyip bitirelim önerisi geldi.

Herkes saati düşünerek bu cevabı vermiş olsa da 2 buçuk saatlik filmin asıl olayı o 2 saatlik bölümde oldu. Gergin duruşma sahneleriyle dolu geçen son iki saatin sonunda salondaki herkesin gözünün feri sönmüştü.

Kendi başıma izliyor olsam rahat 5-6 defa ara verir, çay-kahve içip geri dönerdim izlemeye. Ancak seyir etkinliği olunca bu şans elimde olmuyor. Mecbur aralık vermeden izledim ve ben de perişan oldum.

Filmin kendisi çok güzel. Fransa’daki cinayet mahkemelerinin nasıl yürütüldüğünü, bir olay yeri incelemenin neler yaptığını gayet iyi öğreniyoruz. Ancak bu film tek oturuşta izlenebilecek kadar rahat bir yapım değil.

Esere puanım 7.5/10.

Halk Düşmanları

Orijinal Adı: Public Enemies (2009)

Yönetmen: Michael Mann

Türü: Suç – Drama

İzlenme Tarihi: 15 Ağustos 2024

Filmin adını, cismini sürekli görüyordum ancak hiçbir zaman elim tıklamaya gitmedi. İyi ki de gitmemiş. Bugüne değin izlemememde bir hayır varmış.

Gangster, mafya, kabadayı, çete zart zurt filmlerini oldum olası sevmiyorum. Ancak bu izlediklerim arasında en anlamsız ve lüzumsuz olanı olabilir.

Hayatımda ilk kez bir filmin yarısından fazlasını ekrana bakmadan izlemiş olabilirim. Türkçe dublaj sağ olsun mutfak temizliği yaparken bir film daha listemden eksilmiş oldu.

Yapıma puanım 5.5/10.

Succession

Seri Başlangıç Tarihi: 3 Haziran 2018

Türü: Komedi – Drama

___

Sezon Sayısı: 1/4

Bölüm Sayısı: 10

Çıkış Tarihi: 3 Haziran 2018 – 5 Ağustos 2018

İzlenme Tarihi: 13 Temmuz 2024 – 12 Ağustos 2024

Succession hakkında yaklaşık iki senedir epey bir şeyler okuyup duruyorum. Ancak izlemeye ancak geçen ay başlayabildim. Serinin final verdiğini düşünüyorum.

Vermemişse de öğrenme niyetiyle pek bir şeyler araştırmak istemedim. Spoiler yeme riskine giremem. Zaten kırk yılın başı bir dizi izliyorum. Onu da takip ederken ağzımın tadı kaçsın istemiyorum.

Her neyse ilk sezonun yarısını dışarıda, bir kafe veya mekanda izleyerek tamamlamış oldum. Diziyi izlerken yanımda eşlik eden ile konuşup yer yer dikkatim dağılmış olsa da benim için yapımın izlenebilirliğini yukarı çeken bir detay oldu kendisi.

Bu sezonun en iyi bölümleri bence Kendall’ın darbe girişimi yaptığı 6. bölüm ile Kendall’ın ileride başına nasıl bir çorap öreceğini merak etmemi engelleyemediğim 10. bölüm idi.

Sezona puanım 7.5/10.

Vanya #Oyun

Orijinal Adı: National Theatre Live: Vanya

Yazar: Anton Çehov – Simon Stephens

Başroller: Andrew Scott

İzlenme Tarihi: 10 Ağustos 2024

Sam Yates yönetmenliğinde organize edilen Vanya Dayı uyarlaması bir sahne oyunuydu. Çehov’un hikaye anlatıcılığını pek beğenmiyorum. Haliyle onun elinden çıkmış hiçbir tiyatro oyunu ve öyküyü sevemedim.

Vanya Dayı’nın orijinal hikayesi nasıldır ve bu oyun o hikayenin ne kadarını direkt kullanmıştır bilemiyorum. Ancak yansıttıklarından gördüğüm kadarıyla son derece bayık bir senaryoya sahipti.

Hikayedeki on karakteri on ayrı insan canlandırıyor olsa bu oyunu seyrederken uyukluyor olurdum. Scott’ın oyunculuk becerisi ve sırada hangi karakterin diyalogu gelecek diye tahmin etmek beni yapıma karşı uyanık tutmayı başardı. Ancak şunu da itiraf etmeliyim ki Andrew Scott’ın her bir karakteri kendi canlandırma işi olmasa ben bu yapımı izlemezdim.

Esere puanım 7/10. Andrew Scott’ın performansını canlı deneyimlemeyi isterdim.

Cennetin Doğusu

Orijinal İsim: East of Eden (1952)

Yazar: John Steinbeck

Okuma Tarihi: 26 Haziran 2024 – 10 Ağustos 2024

John Steinbeck’i ne kadar sevdiğimi, onun dünyaya bakış açısını, politik duruşunu ve karakterini ne kadar takdir ettiğime daha önceki yazılarımda da yer yer değinmiştim.

Steinbeck yaşadığı devre, yani 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki Amerika Birleşik Devletleri’ne, son derece hakim, zihni açık, zeki bir adamdır. Kendi elinden çıkmış Dustbowl Trilogy ismiyle anılan romanlarında modernleşen ABD’nin hangi aşamalardan geçtiğini çok iyi analiz etmiştir.

Bitmeyen Kavga, Fareler ve İnsanlar ve Gazap Üzümleri belki de o dönemin insanlara yaşattığı sefaleti, çaresizliği en iyi anlatan eserler diyebilirim.

Steinbeck Cennetin Doğusu’nda ise bu üçlemenin geçtiği coğrafyada bir başka meseleyi ele almıştır. Kendisi bu romanı en iyi eseri olarak görüyor. Ve benim için de gerçekten en etkilendiğim Steinbeck romanı oldu diyebilirim.

İnsan ruhuna, vicdana, etik değerlere, geçmişin günahlarına, kalıtımsal kusurlara, insanın özünün ne olduğuna dair muazzam bir hikaye barındırıyor Cennetin Doğusu. Bu kitap zihnimden çıkması çok zor bir kelime öğretmiş oldu bana. Tanrı’nın Kabil’e söylediği o büyük söz: Timshel. Günaha hükmedebilirsin…

Samuel, Adam ve Lee’nin yeni doğmuş ikizlere isim seçerlerken yaptıkları bu dini sohbet benim nezdimde edebiyat tarihinin en anlamlı ve mesajı güçlü sahnesidir.

Hayatıma bakışımı değiştiren eserleri düzenli bir sıraya koymasam da zaman zaman değindiğim oluyor. Benim için özel olan bu eserlerin listesinde eskiden James Joyce’un Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi isimli otobiyografik eseri yer alırken artık onu tahtından etmiş oldum.

Beni en çok etkileyen beş kitap listesinin güncel hali şu şekilde:
Kayıp Cennet
Frankenstein
Cennetin Doğusu
İki Şehrin Hikayesi
Babalar ve Oğullar

Esere puanım 9/10. Son üç sayfayı gözleri dolmadan okuyabilen bir insan varsa gelsin kendisine kalpsizlik madalyasını vereyim.

Muhteşem Güzellik

Orijinal Adı: La grande bellezza (The Great Beauty) (1986)

Yönetmen: Paolo Sorrentino

Türü: Drama

İzlenme Tarihi: 28 Temmuz 2024

Jep Gambardella ile tanışın. Kendisi 65 yaşına yeni girmiş ünlü bir yazar. Roma şehrinin gece hayatını iliklerinde yaşamayı sürdürüyor. Ancak 65. yaş gününün ardından ömrünü geçirdiği ‘güzellik’ arayışını bıraktığını fark ediyor.

Hayalinde idealize ettiği o ‘güzelliği’ veya ilham kaynağını kaybettiğini düşünen Gambardella, uzun zamandır kitap yazmamış olmasının sebebini buna bağlıyor. Bu uyanışı yaşadığı sıralarda ilk aşkı olan kadının ölüm haberini alıyor. Onunla olan gençlik anılarını anımsarken ilham perisinin belki de o olabileceğini düşündürtüyor bize.

Kibirli, egoist, mizantropist, vurdumduymaz ve ciddiyetsiz bir karakter olmasına rağmen bu yazar kişiliğimiz bize kendisini ilginç kılmayı başarabiliyor. Finale doğru büründüğü o ruh haliyle zihnimde bir Bryonic Hero portresi çizdi. Üzerine düşünülüp tartışılabilecek bir konu olduğunu düşünüyorum.

Filme puanım 7.5/10.

Marslı İstilacılar

Orijinal Adı: Invaders From Mars (1986)

Yönetmen: Tobe Hooper

Türü: Korku – Sci-fi

İzlenme Tarihi: 28 Temmuz 2024

İsmini çok duyduğum ve kült bir bilim-kurgu filmi olduğunu bildiğim Invaders From Mars’ı pek heyecanlı bir şekilde izlemedim. Oyunculuklar, diyaloglar, olayların gelişme tarzı beni kurgudan kopardı.

Eseri standart bir Hollywood yapımı uzaylı istilası filmi olarak tanımlayabiliriz. Ne eksik ne fazla. Vasat bir yapım olmuş. Uzaylı kostümleri ve uzay gemisi tasarımları daha ilginç yapılabilirmiş.

Yapıma puanım 5/10.