Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer (Kolektif)

Orijinal İsim: Kolektif

Yazar: Konstantinos Kavafis

Okuma Tarihi: 1 Aralık 2025 – 29 Aralık 2025

Kavafis ile tanışıklığım Barbarları Beklerken isimli şiirini okumam ile gerçekleşti. Diğer eserlerini de merak etmiş olsam da tanışmam ve herhangi başka bir eserini okumam arasında neredeyse 6-7 yıl oldu.

Seçme şiirlerini içeren bir kitap almıştım. Büyük beklentilerle okumaya başladım. Belki de bu kadar gözümde büyüttüğüm içindi, çoğu şiirini beğenemedim.

Kaleme aldığı şiirler orijinal dili Yunanca’da çok etkileyici olabilir. Belki de eserin Türkçe çevirisi Antik Yunan, Doğu Roma ve Helenistik İskenderiye’de geçen farklı şahsiyetleri konu alan bu tarihsel şiirlerden yeterince keyif almamı önledi.

Şu an içinde bulunduğum hissiyatla çoğu şiiri zorlama olmuş gibi geliyor. Ancak çabasını takdir ediyorum. Kendi tarihlerindeki ilgi çekici bulduğum insanların hayatını konu edinmesi oldukça önemli bir iş. Sanatsal yönünü ne kadar etkilemiştir, ne kadar tarihi doğruluğu dert etmiştir bunu bilemiyorum. Bahsini geçirdiği çoğu İskenderiyeli şahsı ilk kez duydum.

Elbette okunması gereken bir şair Kavafis. Yolunun İstanbul’dan geçmiş olması, Yeniköy’de yaşamış olması da bizi bir noktada hemşehri yapıyor diyebiliriz. Bu sebeple fırsat verilmeli.

Amak-ı Hayal

Orijinal İsim: Âmâk-ı Hayal (1910)

Yazar: Filibeli Ahmet Hilmi

Okuma Tarihi: 6 Aralık 2025 – 22 Aralık 2025

Kitabın ilk yarısını okurken çok keyif aldım. Ancak ilk yarısını ne kadar sevdiysem, ikinci yarısından da bir o kadar baydım.

İlk yarısında Simurglar, Buddhalar, Hürmüzler, Ehrimenler, Vişnular havada uçuşurken, ikinci yarıda daha beşeri mevzulara düşmüş olmak beni epey demoralize etti.

Aynalı Baba hikayenin başında son derece ilgi çekici mistik bir karakter iken romanın ikinci yarısında odağını yitirmiş bir avare gibi gelmeye başladı gözüme. Bu sebeple de kitaba olan ilgim de ciddi ölçüde düştü.

Esere puanım 6/10. Hürmüz’ün Aydınlık ile Ehrimen’in Karanlık ordularının savaşı ve Kaf Dağı’nı arayan prensin ejderhayı alt etme öyküsü en sevdiğim parçalar oldu.

Üç Bin Yıllık Bekleyiş

Orijinal Adı: Three Thousand Years of Longing (2022)

Yönetmen: George Miller

Türü: Drama – Fantastik – Romantik

İzlenme Tarihi: 20 Aralık 2025

George Miller’ın İstanbul’da geçen bir öykü anlatmasını garipsemedim. Aksine Anadolulu bir Rum olduğu için bu topraklara karşı bir gönül bağı olup olmadığını hep düşünürdüm. Bu filmi çekişiyle birlikte de bunun üstü kapalı bir itirafını duymuş oldum.

Çoğu Türk seyircisinin aksine ben filmi beğendim. The Fall, The Princess Bride ve Big Fish gibi hikaye içinde hikaye anlatma yapısı nedeniyle benim çok hoşuma gitti.

İşin tarihi gerçekçilik iddiası, kaynak çarpıtması, oryantalizm kokan öykü anlatıcılığı gibi mevzulara girişmek istemiyorum. Dediğim gibi ben Osmanlı Dönemi Türk Tarihi öğrenme gibi bir beklenti ile girmedim. Ha bir yabancıya ülkeyi nasıl anlatır diye sorulacak olursa da hiç görülmemiş ve duyulmamış bir şey şekilde anlattığını söyleyemem.

Ben Miller’ın tarihi olayları da genel hatlarıyla doğru anlattığını düşünüyorum. Deli Mustafa’nın zihinsel problemlerini ele alış biçimi dışında çok da gözüme batan bir şey olmadı.

Harem binasını da uygun şekilde yapmışlar. Seti kuran arkadaşlar en azından saraya gelip bir ne var ne yok diye bakmış. Bu iyi bir şey. Filmde Türk oyuncuların yer alması da hoşuma gitti.

Filmin son yirmi dakikalık kısmına kadar her şey çok güzel giderken son kısmı genel gidişatın dışında ekstra bir bölüm gibi hissederek izledim. Açıkçası hikaye Londra’ya döndüğü zaman bitmeliydi. Uzattığı kısmın muallak ve odaksız oluşu ister istemez vereceğim puanı etkilemiş oldu.

Esere puanım 7/10.

Teenage Mutant Ninja Turtles

İlk piyasaya sürülme tarihi: 30 Ağustos 2022 (1 Haziran 1989)

Geliştirici: Konami

Tür: Beat ’em up – Action – Platformer

Platform: PS4 (Arcade)

Oynama Tarihi: 13 Aralık 2025 – 15 Aralık 2025

Teenage Mutant Ninja Turtles yaklaşık bir saatten kısa bir oynanış sonucunda final verdi.

Oyunu TMNT The Cowabunga Collection içinde oynayıp bitirme şansına eriştim. Şans olduğunu vurguluyorum çünkü arcade oyunu oynamak için gerekli motivasyon bulmam çok zor oluyor. Ya geçenki gibi bir fiziksel makine bulup orada vaktimi ayırıp bitirmeliyim ya da emulatör kurup kendi başıma çabalamalıyım.

Cowabunga Collection bir emulatör konforuna sahip şekilde oyunu biz modern oyunculara taşımayı başarmış. Koleksiyon versiyonun içinde eski oyunların kutu tasarımlarına, kutuyla birlikte gelen el kılavuzlarına, geçmiş TV serilerinin kesitlerine ve oyun müziklerine da yer vermişler. Oyunu indirince ilk işim bunları kurcalamak oldu. Çok hoşuma gitti.

1989 yapımı TMNT arcade oyunumuza dönecek olursak ilk belirtmem gereken şey oyunun gerçekten basit ve kısıtlı olduğu üzerine olacaktır. Ancak bu Cowabunga Collection’ın bir hatası değil. Oyun 35 yaşındaki bir antika olduğu için bu oynanış yoksunluğunu tolere edebildim.

Modern TV ekranlarında bu oyun arcade makine hissi versin diye de görüntü filtresi koyma seçeneği sunuluyor. Ayrıca dualshock 4’ün option tuşu aracılığıyla da ikişer ikişer coin atarak sınırsız can ile oyunu bitirme şansına erişebilirsiniz.

Ancak her şeye rağmen oyunun oynanış yönü zayıf. Ya düz kılıç saldırısı, ya düşmanı yukarı fırlatan sert vuruş ya da uçan tekme atma seçeneğiniz var. Bunlar dışında bir saldırı imkanınız mevcut değil. Arcade oyunların oyuncuyu zorlayıp daha fazla jeton atmaya zorladığını düşünürsek bu durum pek şaşırtıcı değil elbette.

Oyuna puanım 5/10. Koleksiyon sürümü içinde yer alan oyunları da sırayla denemek istiyorum. Bakalım zamansal olarak gelişimlerine şahit olmak nasıl bir his verecek.

Tren Düşleri

Orijinal Adı: Train Dreams (2025)

Yönetmen: Clint Bentley

Türü: Drama

İzlenme Tarihi: 14 Aralık 2025

Netflix isimli şer ve vasatlık yuvasından böyle duygu yüklü, ruha sahip ve anlamlı bir yapımın çıkmasını hiç beklemezdim. Bu konuda beni şaşırttıklarını belirtmem gerekiyor.

Film bir roman uyarlaması olduğunu hissettiriyor. Konuşmaların olmadığı uzun sahneler, doğanın yüceliğine şahit olduğumuz anlar bir romanın satırlarını dolduran betimleme sözlerinin vücut bulmuş hali gibiydi. Bu sanatsal yaklaşımı çok beğendim.

Robert’ın yaşamını sürdürme yolunu yakın zamanda okuduğum At Çalmaya Gidiyoruz romanına ve yıllar önce izleyip bayıldığım Tree of Life filmine benzer buldum.

Film melodramaya bağlayabileceği birçok sahneyi oldukça pürüzsüz ve ajite etmeden derleyip topluyor. Bu yaklaşımı da çok beğendim. Bizi Manchester by the Sea filmi gibi karanlık bir uçurumun başında bekleyerek içine sarkıtmaya çalışmıyor. Her şey doğal akışında, hayatın kendi düsturu ile nakşetmesine olanak tanıyor.

Esere puanım 8/10. Kapanışını ve mesajın temellendirilme aşamasını ikna edici bulmasam da sinematografik açıdan oldukça hoşuma giden bir iş idi.

Mukadderat

Orijinal Adı: Mukadderat (2024)

Yönetmen: Nadim Güç

Türü: Komedi

İzlenme Tarihi: 6 Aralık 2025

Yazar ekibi içinden tahminim Erdi Işık’ın seçimi üzerine Cide’de çekilmiş olduğunu düşünüyorum. Mustang için düşündüğüm şeylerin benzerini bu film için de sürdürüyorum.

O coğrafya bu hikayelerin adım başı görüldüğü bir kültüre sahip olmasa da yeşil yeşil tepeleri, mavi deniziyle seyircinin içini açıyor en azından. Sarı sarı çöl kumu seyretmektense bölge turizmine de katkı sağlayacak bir reklam işi gibi düşünüyorum.

Yazarlarımız sağ olsun Cide’nin sarı yazmasını dahi hikayeye eklemekten çekinmemiş. Gideros Koyu’nda balık tutarak kafa dinlemeyi ve sahilde akşam vakti oturup rakı-balık keyif çekme işine de bahsedilmiş. Rıfat Ilgaz heykeliyle de bir kare çekerek göz kırpılması gereken yerlere selam vermeyi es geçmemişler.

Bölgenin kültürel damarını güzel yakalamışlar. İnsanlarının İstanbul’a okumaya gitmeyi ne kadar yüce bir şey olarak gördükleri de buna dahil. Nüfusunun azımsanmayacak bir kısmını Almanya’ya kaybetmiş olmasını da unutturmamışlar.

Bu kültürel detayların ardından öyküden bahsetmem gerekirse beğendiğimi rahatça söyleyebilirim. Mustang biraz daha Batılılara ülkesini şikayet eden bir havası vardı. Bu film ise ülkede yaşanabilecek, karşılaşılabilecek manzaralara bir çözüm de sunuyor. Bir umut ışığı var öyküde.

Değişen kafa yapılarına, ilişkilerin iyileşmesine, aileye bağlılık ve sevdiklerini olduğu gibi kabullenme gibi temalara sahip olması beni çok mutlu etti. Sanırım böyle bir film izlemeye ihtiyacım varmış.

Esere puanım 7/10.

Direnişin Melankolisi

Orijinal İsim: Az ellenállás melankóliája (The Melancholy of Resistance) (1989)

Yazar: Laszlo Krasznahorkai

Okuma Tarihi: 10 Kasım 2025 – 6 Aralık 2025

Hikayemiz huzursuz bir kasabaya gizemli bir sirkin gelişi ile şekilleniyor. Sirkin tek gösterisi büyük bir balinadan ibaret. Ancak sirk ile birlikte gelen prens isimli bir “varlık” bir devrim ihtimalini tetikliyor.

Kitabın ilk 10 sayfasını çok net gözümde canlandırarak okumama rağmen takip eden süreçte aynı odak seviyesini tutturamadım. Böylece yokuş aşağı yuvarlana yuvarlana romanın yarısına gelip hiçbir şey anlamadım.

Laszlo noktalama işaretleri konusunda oldukça cimri davranmış. Benim gibi gürültülü ortamlarda bir şeyler okumaya çalışan biriyseniz bu kitaptan uzak durmanızı öneririm. Mutlak bir odaklanma ve sessiz bir ortam içinde okunması gerektiğini hatırlatmak isterim.

Kitabın son yarısını da Werckmeister harmóniák filminin sunduğu görsel materyaller sayesinde daha kolay zihnimde canlandırabildim. Öyle ya da böyle finale ulaştığımda son 10 sayfa beni oldukça etkiledi.

Bir ülkenin dağılışını, bir cesedin toprağa gömüldükten sonra çürüyüşüne benzetmesi ve bunu bilimsel detaycılıkla anlatması gerçek düşündürücüydü.

Esere puanım 6.5/10. Roman iyi olmasına rağmen kesinlikle kolay bir okuma sunmuyor. Anlaşılmasının güçlüğü nedeniyle şahsi puanımı düşük verdim.

Karanlık Armoniler

Orijinal Adı: Werckmeister harmóniák (2000)

Yönetmen: Ágnes Hranitzky – Béla Tarr

Türü: Trajedi – Dram – Gizem

İzlenme Tarihi: 29 Kasım 2025

Janos Valuska isimli bir gencin büyük bir kasabaya gelen bir sirkin ardından bölgede yükselen huzursuzluğa şahit oluşunu izliyoruz bu filmde. Tabii sebep-sonuç ilişkileri çok güçlü kurulan bir yapım değil.

Film kendi varlığını Lazslo Krasznahorkai’ın Direnişin Melankolisi isimli romanına dayıyor. Açıkçası romanı da yarım bıraktım. Filmi izlersem belki hikayeye dair kafamda bir şeyler canlandır demiştim ama pek yardımcı olduğunu söyleyemeyeceğim.

Esere puanım 6/10. Müziklerin hatırına puanı yüksek verdim. Kitabı da bir ara bitireceğim ama keyif alamadığımı peşin söylemem gerekiyor.

Shock Troopers: 2nd Squad

İlk piyasaya sürülme tarihi: 6 Kasım 1998

Geliştirici: Saurus

Tür: Gun & Run

Platform: NEO-GEO MVSX Home Arcade

Oynama Tarihi: 26 Kasım 2025

Shock Troopers 2nd Squad yaklaşık 30 dakikalık bir oynanış sonunda final verdi.

Elbette daha önceden oynadığım bir oyundu Shock Troopers. Ancak çocukken bitirebilmeyi aklımın ucundan bile geçiremezdim. Custom ROM’a sahip bir arcade makinesinde bile 20-30 defa jeton atma tuşuna basarak hileli şekilde bitirebildik.

Eskiden bu oyunlar sahip oldukları çıldırtıcı zorluğa ve sizin jeton alabilme gücünüze bağlı olarak sonsuz bir oynanış süresine sahip olurdu. Kimse ayakta bir düzine jetonu tek oyuna atacak kadar takıntılı olmuyordu. Çocukluğun getirdiği maymun iştahlılık ile jetonlar her makineye hemen hemen eşit şekilde dağıtılıyordu.

İçimde ukte kalan nice arcade oyunundan biri olan Shock Troopers’ı bitirmiş olmaktan dolayı çok mutluyum. Oyunu kendi imkanları, ne olmak istediği ve döneminin imkanları açısından değerlendirmeyi uygun görüyorum.

Oyuna puanım 6/10. Metal Slug’ın sekiz yöne sahip versiyonu olmasının dışında daha şiddet içerikli bir yapım olduğunu söyleyebilirim.

Tezgahtarlar

Orijinal Adı: Clerks (1994)

Yönetmen: Kevin Smith

Türü: Komedi

İzlenme Tarihi: 23 Kasım 2025

Kevin Smith’in işlerine pek aşina olduğum söylemez. Kendisinin bir başka eseri olan Dogma‘yı seyrettiğimde epey eğlenmiştim. Tuhaf espri anlayışı bir şekilde kendisini sevdirmeyi başarıyor.

Clerks isimli serisini de duymuş ancak bir türlü izleme fırsatı bulamamıştım. Bugüne nasipmiş. Hiçbir neden yokken aklıma esti. İzleyebilirim aslında dedim. Filmin süresi de akşam izlemeye uygun bir uzunluktaydı.

Esere puanım 7/10.