İspanya, Yaşasın Ölüm

Orijinal İsim: España : viva la muerte (Spain: Long live death) (1937)

Yazar: Nikos Kazancakis

Okuma Tarihi: 15 Eylül 2023 – 24 Eylül 2023

Gezi yazısı okuma alışkanlığım yoktur. Ancak bir seyahatname okusam, kendimi gerçekten bir gezintiye çıkmış gibi hisseder ve mutlu olurum. Kazancakis’in bu eserini, bir gezi yazısı olduğundan habersiz şekilde satın aldım. Beni vuran şey kitabın başlığı idi. ‘Arriba España değil de gerçekten viva la muerte mi?’ diye sordum kendi kendimi. Çok akılda kalıcı ve dikkat çekici bir isimdi bu. Görür görmez okuma listeme eklemiştim.

Kitabı elime alır almaz kendimi bir yolculuğun başında hissettim. Eşyalarımı toplamış, biletlerimi almış, kalacağım yerleri ayarlamış ve beni evimden dışarı çıkaracak o ilk adımı atmaya hazırlanır vaziyette gibiydim.

Bir roman yazarının elinden çıkmış bir gezi yazısını okumak çok farklı hissettirdi. Sair vakitte kurgu üretmekle iştigal eden bir kalemin, gezip gördüğü yerler hakkında bir roman yazarmışcasına titizlikle seçtiği kelimeleri dizerek okuruna aktarması, insanı o mekanın içinde imiş gibi düşündüren hayallere sürüklüyor.

1920’lerin sonunda Eleftheros Logos isimli gazetenin dış haber muhabiri olarak İspanya’yı gezen Nikos Kazancakis deneyimlerini kitabın ilk bölümü olan İspanya‘da dile getiriyor. 1936’da iç savaş patlak verdikten sonra aynı toprakları tekrar ziyaret ederken karşılaştığı manzaraları da Yaşasın Ölüm! isimli ikinci kısımda paylaşıyor.

Savaş öncesi İspanya’yı İber Yarımadası’nın kuzeyinden güneyine doğru bir rota üzerinde gezerek bize aktarıyor. Ebro Irmağı kıyısındaki Miranda kentinde başlayan yolculuk Burgos, Valladolid, Salamanca, Avila, El Escorial, Madrid, Toledo, Kurtuba ve Sevilla’dan geçip Granada kenti ile son buluyor.

İç Savaş İspanya’sını anlatmaya ise Extremadura başkenti Cáceres’ten başlayan Kazancakis Falanjistlerin kontrolündeki bölgeleri ordu mensupları ve jandarmalar eşliğinde gezmektedir. Savaş muhabiri göreviyle bulunduğu İspanya’da uzunca bahsettiği ve kendisi için de en kıymetli gördüğü Toledo kentinin halini görünce umutsuzluğa düşüyor. El Greco’nun düş dünyasında ölümsüzlük kazanan bu kentin, savaşın yıkıcı yüzü ile karşılaşıp nasıl can verdiğini seyretmek ona tarifi zor bir acı yaşatıyor. Bunu yazdığı her bir satırda kolayca hissedebiliyorsunuz.

İspanya tarihi, kültürü ve yaşamına ilgisi olan herkesin okuması gereken eşsiz bir gezi yazısı. Hiçbir kan bağının olmadığı bir halkı bu kadar iyi analiz edebilen bu hünerli kalemin sözlerine kulak vermek size de iyi gelecektir.

Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyası Müzikali #Müzikal

Orijinal Adı: Bir Yaz Gecesi Rüyası

Yazar: William Shakespeare

İzlenme Tarihi: 22 Eylül 2023

Hayatımda ilk kez bir oyun sezonunun açılış temsiline tanık oldum. Yüzlerce defa provası yapılan figürlerin ilk kez seyirci ile buluşacağı o anın yarattığı heyecan çok başkadır. Seyirciden aldığınız en ufak bir reaksiyon bile sizin içinize işler. Ancak her şey son alkışı duyana kadardır. Yağan bir yağmur gibi şakıyarak yükselen o sesi duymanın yarattığı hissi başka hiçbir şeyde yaşayamazsınız. Özel bir andır.

Bir Yaz Gecesi Rüyası, William Shakespeare’in eserleri arasında Fırtına ile birlikte sahneye uyarlanması en çeşitlilik gösterebilen oyundur. İkisinin de başlangıcında karmaşanın hakim oluşu ve türlü büyülerin sergilenmesi, bu temsillerde insanın yaratıcılığını konuşturması için olanak sağlamaktadır.

Her modern Shakespeare uyarlamasında olduğu gibi bu müzikalde de kostümler, dekorlar ve kullanılan müzikler yaşadığımız dönemin içinden seçilmiş. Klasik edebiyat eserlerinin ele alınırken farklı dönemlere de uyum sağlayabilecek şekilde evrilebilmesi benim her zaman hoşuma gitmiştir.

Oyunu izlememe vesile olan arkadaşım Ezgi Çorapsız Titania’nın perilerinden Hardal Tohumu’nu canlandırıyordu. Kendisinin oyunculuğunu ve dans performansını beğendiğimi özellikle belirtmek istiyorum.

En akılda kalıcı oyunculuk sergileyenler Hermia rolündeki İlke Öztürk, Helena rolündeki Eylül Başoğlu, Oberon rolündeki Cüneyt Üstün ve Nick Bottom rolündeki Burak Sevinç idi.

Oyuna puanım 8/10. Yaklaşık 2.5 saatlik son derece eğlenceli bir müzikaldi.

Grid Legends

İlk piyasaya sürülme tarihi: 25 Şubat 2022

Geliştirici: Codemasters

Tür: Racing

Platform: PS4

Oynama Tarihi: 27 Ağustos 2023 – 16 Eylül 2023

Grid Legends hikaye modunun ilk sezonu yaklaşık 5 saatlik bir oynanışın sonunda final verdi.

Büyük bir yarış oyunu tutkunu olmamama rağmen arcade racing gördüğüm zaman denemekten kendimi alıkoyamıyorum. Çubuğu sağa kaydırınca sağa, sola kaydırınca sola giden arabaları sürmek hoşuma gidiyor. Öyle gerçekçi yapacağız diye arka tekeri kaydırıp bariyerlere girdiğim yarış oyunlarına denk gelince anksiyetem baş gösteriyor. Koşarak o oyundan uzaklaşıyorum.

Grid Legends da benim arcade ihtiyaçlarımı karşılayan mekaniklere sahip keyifli ve ortalama bir deneyim yaşatan bir oyundu. Drive to Survive adlı Formula 1 docudrama dizisinden esinlenerek oluşturdukları bir hikaye modu da koymuşlar.

Sezon paketleri halinde satışa çıkardıkları altı yarış döneminden sadece ilki bedava olarak oyunculara sunulmuş. Otuz altı etaptan oluşan ilk sezonu oynarken gayet keyif aldım. Ek para ödemeden diğer sezonlara da erişebiliyor olsaydım daha memnun olurdum.

Oyuna puanım 7/10. Bir yarış oyununda aradığım arcade düzeyini bana verebildiği için mutluyum.

Pinball, 1973

Orijinal İsim: 1973年のピンボール (Pinball, 1973) (1980)

Yazar: Haruki Murakami

Okuma Tarihi: 10 Eylül 2023 – 14 Eylül 2023

Murakami’nin Fare Üçlemesi’ni bitirmeyi kendime öncelik haline getirmiştim. Bu kararımın üzerine yaptığım ilk alışveriş sepetini Murakami romanları üzerine şekillendirdim. Her geçen gün fiyatlarının da artışını seyretmek beni rahatsız ettiği için tam dokuz romanını tek seferde alıp bu davayı sonlandırdım.

Aldığım romanlar arasından okumaya elbette üçlemenin ikinci halkası olan Pinball ile başladım. Murakami’nin o akıcı kalemi beni gerçekten çok huzurlu hissettiriyor. Eserlerinde beni devam etmeye teşvik eden eşsiz bir doku mevcut.

Rüzgarın Şarkısını Dinle ve İmkansızın Şarkısı isimli eserlerinde yaptığı gibi bana yirmili yaşların ortasında kaybolmuş bir genç olma hissini en iyi yaşatan eserlerden biri oldu. Her kitabı tematik olarak birbirine benziyor olsa da ben bu benzer tadı almaktan büyük keyif duyuyorum.

Esere puanım 7.5/10.

Yerdeniz 3: En Uzak Sahil

Orijinal İsim: The Farthest Shore (1972)

Yazar: Ursula K. Le Guin

Okuma Tarihi: 2 Eylül 2023 – 10 Eylül 2023

En Uzak Sahil benim en duygulandığım Yerdeniz romanı oldu. On üç bölümden oluşan bu roman ilk yedi bölümde duygusal yükü sırtınıza bindirerek ilerliyor. Ardından geri kalan son altı bölümde de size Arren’in gözünden eşsiz bir olgunlaşma süreci yaşatıyor.

Öykümüzün başında Enlad Krallığı’nın prensi Arren, Başbüyücü Çevik Atmaca ile görüşmek için Roke Adası’na gelir. Dünyayı tehdit eden bir felaketin haberini taşıyan Arren, Başbüyücü Ged tarafından kendisine yoldaşlık etmesi için seçilir. Ged’in kayığı Ufkabakan üzerinde günler, haftalar ve hatta aylar süren bir yolculuk geçirirler. Büyüyü yeryüzünden silen belanın kaynağını arayışları sırasında onlarca zorluk atlatırlar. Bu gelişmeler sırasında Arren’in Ged’e bakışı inişli çıkışlı bir rota çizmektedir. Onun kudretli bir büyücü olmasına rağmen en zorlu şartlarda dahi büyü kullanmaktan çekinmesi Arren’e başlarda saçma gelirken, serüvenlerinin sonuna yaklaşırken efendisinin karar alırken neleri gözettiğini anlayabilmektedir.

Yerdeniz büyü kullanabilen insanların ellerinden alev topları attıkları diğer fantastik evrenler gibi değil. Bu kitapta toy bir genç olan Prens Arren’in de başından geçenler sırasında kavradığı şey budur: Bir ışık yakmak aynı zamanda bir gölge yaratmaktır. Tam da bu sebeple herkes gibi kusurlu bir insan olan Ged, ne kadar kudretli bir büyücü olsa dahi gerçekleştirdiği eylemlerin sonucuna katlanmak zorundadır.

En bilgelerin aslında en çok hata yapan insanlar olduğunu öğrenen Arren, efendisi Ged’e olan minneti ve sadakati ile hikayenin sonunda her okurun kalbini fethetmeyi başarıyor. Gerçek adı olan Lebannen’i sahiplenerek yüzümüzde bir gülümseme ile öyküye veda etmemizi sağlıyor.

“…Elini kapatarak, taşı avucunda tuttu. Ve o zaman gülümsedi, hem sıkıntılı hem neşeli bir tebessümle, hayatında ilk kez tek başına, övülmeksizin dünyanın bitiminde zaferi bilerek.”

Esere puanım 9/10. Yerdeniz Büyücüsü mü yoksa En Uzak Sahil mi daha iyiydi emin olamıyorum. İkisi de benzersiz ve büyücüleri öykülerdi.

Annemler Tatilde

Orijinal Adı: O Ano em Que Meus Pais Saíram de Férias (The Year My Parents Went on Vacation) (2006)

Yönetmen: Cao Hamburger

Türü: Drama

İzlenme Tarihi: 3 Eylül 2023

2022 Dünya Kupası sırasında ya da etkisinin hala devam ettiği günlerin birinde Socrates bir sinema içeriği hazırlamıştı. Dünya Kupası üzerinde şekillenen filmler başlığı altında ünlü yapımlar hakkında konuşuyorlardı. O videoda Caner Eler yer alıyordu diye hatırlıyorum, çünkü bu film tam da onun önereceği türden bir eserdi.

Meksika’nın ev sahipliği yaptığı 1970 Dünya Kupası sırasında Brezilya sınırları içinde askeri diktatörlük rejimi sürmekteydi. Ülkenin siyasi ortamında dikkat çeken aşırı tipler junta yönetimi tarafından ortadan kaldırılıyordu. Askeriye tarafından aranmakta olan sol görüşlere sahip Yahudi bir babanın çocuğu olan Mauro işte bu olayların döndüğü meşhur Dünya Kupası yazında büyükbabasının yanına bırakılıyor. Ancak büyükbabası tam da Mauro oraya ulaşmadan kısa bir süre önce kalp krizinden hayatını kaybediyor. Bu gelişme üzerine büyükbabasının komşusu olan Shlomo, Mauro’ya bakmaya başlar.

Ülkenin siyasi ortamını bir azınlık komünitesi içinden seyretmek farklı bir bakış açısı kazandırdı. Filmin duygusal atmosferini çok beğenmekle birlikte, Mauro’nun büyüme öyküsünün ufak bir kısmına tanık olmaktan da büyük keyif aldım. Hikayeyi bir çocuğun gözünden takip ettiğimiz için ülkenin politik durumuna pek yer verilmemiş olması da senaryo gereği kabul edibilebilir bulduğum bir nokta oldu.

Filme puanım 8/10.

Feniçka

Orijinal İsim: Fenitshcka. Eine Ausschweifung (Fenitschka) (1898)

Yazar: Lou Andreas-Salomé

Okuma Tarihi: 14 Ağustos 2023 – 2 Eylül 2023

Nietzsche, Freud ve Rilke’nin hayatında önemli yer tutan bir kadın olması nedeniyle Salomé bildiğim bir şahsiyetti. Ancak okuma fırsatı bulamamıştım. Kitap bana yakın bir arkadaşım tarafından 30 Aralık günü hediye edildi. Zevkine güvendiğim ve edebiyat bilgisinden asla şüphe etmediğim bir insandır. Bu sebeple onun hediyesini kendimi en uygun hissettiğim anda okumaya karar verdim.

Tabii bu kararım beni 8 ay öteye sürüklemiş oldu. Ve elbette geçen süre içinde eserin içeriğine karşı beklentiye de girmiş oldum. Beni yaralayan da tam olarak bu yüksek beklentiler oldu. Keşke 70 sayfalık bir öykü için bu kadar fazla kasmasaydım.

Esere puanım 5/10.

Güz Sonatı

Orijinal Adı: Höstsonaten (Autumn Sonata) (1978)

Yönetmen: Ingmar Bergman

Türü: Drama – Müzik

İzlenme Tarihi: 27 Ağustos 2023

Ingrid Bergman gibi ünlü bir aktristi ilk kez bu film sayesinde izlemiş oldum. Kendisini eskiden Ingmar Bergman’ın eşi olan Ingrid von Rosen ile karıştırıyordum. Bergman’ın İsveç’te yaygın bir soyadı olduğunu öğrenince bu yanlış bilgimi ortadan kaldırıverdim.

Filmin konusu piyanistlik mesleğini icra eden bir annenin kızının daveti üzerine evine ziyarete gelmesi ile şekilleniyor. Son eşinin kaybını atlatmaya yardımcı olacağını düşünerek yaptığı bu ziyaret esnasında geçmişteki hataları ile yüzleşmek durumunda kalır. İki kızını ve hatta ilk eşini dahi umursamadan müstakil bir hayat yaşarken çocuklarının hayatına nasıl bir etki bıraktığını görüyor.

“A mother and a daughter–what a terrible combination of feelings and confusion and destruction! Everything is possible and everything is done in the name of love and solicitude. The mother’s injuries are to be handed down to the daughter, the mother’s disappointments are to be paid for by the daughter, the mother’s unhappiness is to be the daughter’s unhappiness. It’s as if the umbilical cord had never been cut. The daughter’s grief is the mother’s secret pleasure.”

Hikayenin bir katarsis ile sonuçlanmasını beklemiyordum. Malum Bergman’ın yapımları hep biraz karamsar ve acı temalar işlemektedir. Bu yüzden hikayenin bizi ulaştırdığı finali makul buldum.

Liv Ullmann ile birçok filmde karşılaştığım için ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu zaten biliyordum. Ancak Ingrid Bergman benim hayal dünyamda hep güzelliği ile ünlü olmuş bir aktrist imgesi ile yer alıyordu. Kadını yaşlılığında izlemiş olmam bu algımı paramparça etti. Bu kadar iyi ve gerçekçi bir oyunculuk sergileyebileceği aklımın ucundan geçmezdi. Casablanca’lar, Gaslight’larda boş yere rol bulmamış. İki gün sonra 41. ölüm yıl dönümü imiş. Kendisini saygı ile anıyorum.

Yapıma puanım 8/10.

Mukavemet

Orijinal Adı: Mukavemet (2022)

Yönetmen: Soner Caner

Türü: Suç

İzlenme Tarihi: 27 Ağustos 2023

Bu filmin varoluş amacını anlayamadım. Türk yapımı bir one-shot film çıkaralım diye mi girişilmiş yoksa gerçekten bir mesaj mı vermeye çabalıyor gerçekten idrak edemedim.

Filmin varlığını Twitter aracılığıyla öğrenmiştim. Hakkında bahseden kişinin filmin içeriğinin biraz rahatsız edici olabileceğini söylemesi üzerine ilgimi çekti. Bir yerli yapım özellikle de günümüz konjektüründe korku türünde değilse ne kadar iğrençlik sınırına dayanabilir görmek istedim. Böylece izleme listeme ekledim.

Sabah erken saatte oturup izlemeye başladım. Filmin cutları çok temiz yapıldığı için editlenerek oluşturulmuş her one-shot film gibi bu da seyirciyi kolayca peşinden sürükledi. Ancak hikayenin finalde hiçbir şeye varmaması, öylesine bir cinayet öyküsüne dönüşüp polisiye mizanseni ile kapanması ağızda çok keyifsiz bir tat bıraktı.

Yapıma puanım 6/10.

Yaman Tilki

Orijinal Adı: Fantastic Mr. Fox (2009)

Türü: Macera – Komedi

Stüdyo: 20th Century Fox

İzlenme Tarihi: 26 Ağustos 2023

Wes Anderson filmlerini aşırı beğeniyor olsam da animasyon çalışmalarını göz ardı etmiştim. Fantastic Mr. Fox ile internette tekrar karşılaşmam üzerine izleme kararı aldım.

Stop motion bir animasyon izlemeyeli uzun yıllar olmuş. Bunu filmi açar açmaz fark ettim. Bu tekniğin kullanılmış olması hikayeye retro bir doku eklemiş. Wes Anderson’ın stilize ayarları ile eşsiz bir izleti ortaya çıkmış.

Yapıma puanım 7.5/10. Eğlenceli, hızlı gelişen, akıcı bir kurguya sahipti.