Mükemmel Günler

Orijinal Adı: Perfect Days (2023)

Yönetmen: Wim Wenders

Türü: Drama

İzlenme Tarihi: 6 Temmuz 2024

Bazı insanların hayatta büyük amaçları, hırsları ve ulaşmak istedikleri yerler olmaz. Bu insanları genç neslin arasında görmeye alışık olmayız. Kendi toplumumuzdan bahsetmek gerekirse bu insanlar yaşı ilerleyince köye yerleşme kararı alan amca ve teyzelerimizdir.

Bu filme konu edilen Japon amcamız da Tokyo’nun en canlı muhitlerinden Shibuya’da görev alan bir umumi tuvalet temizleyicisidir. Her günü rutin bir şekilde geçmesine rağmen bu küçük çaplı, mütevazi hayatından keyif almayı başarabilen biridir Hirayama.

Sabah işe giderken arabasının teybine müzik kasetlerini takıp şarkı dinlemek, işten sonra hamama gitmek, eve dönüp günlük çektiği fotoğrafları düzenlemek ve yatmadan önce kitapçıdan yeni aldığı romanı okumak, Hirayama’nın bir günü olarak özetlenebilir. Onu filmin her sahnesinde yüzünde bir gülümseme ile görüyoruz. Basit bir yaşam sürmenin de kendine has bir tadı olduğunu bize gösteriyor.

Filmin esin kaynağının Junichiro Tanizaki’nin kaleme aldığı Gölgeye Övgü isimli deneme kitabı olduğunu düşünüyorum. Bunu bana düşündüren iki şey oldu. İlki Gölgeye Övgü isimli eserin hemen hemen yarısında Japon tuvaletlerinin nasıl Japon karakterini taşıdığını anlatmasından kaynaklanıyor. İkincisi ise eserin adından anlaşılacağı üzere gölgenin Japon kültüründeki yerine yaptığı vurgudur.

Japonlar için belli belirsiz olan, gölgeli, gizemli olan nesneler daha estetik bulunur. Geleneksel evlerinde kullandıkları shojiler, insan silüetini insanın gerçek figüründen daha ilgi uyandıran bir hale sokar. Filmde bu estetik algısının verildiği detay ise Hirayama’nın tuvaletin kapısı önünde beklerken ağaç dallarının arasından sızan güneş ışığına, metal plakalara yansıyan görüntülere veya duvara düşen yarı gölgelere hayranlıkla bakmasında yatıyordu.

Filme puanım 7.5/10. İzlerken huzur dolmuş olsam da sakin bir hayatın tadını şu an zaten çıkarmaktayım. Filmin bana sıfırdan kazandırdığı bir perspektif olmadı. Yine de izlerken insan keyif alıyor.

Oblivion

Orijinal Adı: Oblivion (2013)

Yönetmen: Joseph Kosinski

Türü: Aksiyon – Macera – Sci-Fi

İzlenme Tarihi: 6 Temmuz 2024

Son söyleyeceğim şeyi en başta söylemek istiyorum. Odyssey isimli uzay gemisindeki uyku kapsüllerini görünce aklımda yeni bir hikaye fikri canlandı. Futurama’daki gibi uyku kapsülü görevinde bulunan kişinin, sistemsel bir hata sonucu yedi uyuyan insanı vakitsiz çıkarması üzerine rahat bir devirde uyanmış olmalarına rağmen ayak uyduramayan bu zaman yolcularının hikayesini anlatmaya karar verdim. Roma zulmünden kaçıp Efes’teki bir mağaraya saklanan Ashab-ı Kehf’in modern bir bilim-kurgu öyküsü şeklinde işlenmesi diyebilirim buna.

Filme dönecek olursak beklediğimden iyi bir yapım olmuş. Rezil Amerikan aksiyon filmlerinden biri olacak diye düşünürken hakikat arayışındaki bir piyonun mücadelesini izliyoruz.

Tabii filmin mekan azlığı, dar bir kadroya sahip olması, bilim kurgu dünyası yaratırken olumsuz dönüş alan etkenler oluyor. Bunlar bende de rahatsızlık hissi uyandırdı. Ancak kurguyu ve işleyiş şeklini genel hatlarıyla beğendim.

Yapıma puanım 7/10.

Kimetsu no Yaiba Hashira Training Arc

Seri Çıkış Tarihi: 12 Mayıs 2024 – 30 Haziran 2024

Türü: Shounen – Aksiyon – Fantastik – Tarihi

Bölüm Sayısı: 8

İzlenme Tarihi: 16 Mayıs 2024 – 2 Temmuz 2024

Kimetsu no Yaiba yine üst düzey kalite bir görselliğe sahip sezon ile bizleri karşıladı. Sezonun öyküsü sıkıcı olacak diye düşünüyordum. Modern shounenler de kronik bir sorun mevcut. Hiçbir yeni yapım 90lar veya 2000’ler başında çıkan eserler gibi sürükleyici training arcları barındırmıyorlar.

Ana karakterin halihazırda güçlü olduğu ve bunu gösterebilmek için doğru vaktin gelmesini bekledikleri senaryolar bana epey bayat geliyor. Kimetsu no Yaiba bu tuzağa düşmemeyi seçmiş olsa da çok derin bir eğitim serüveni yaşatmıyor.

Günümüz piyasa koşullarında hikayede yer alan aksiyon dozajının hiçbir zaman azalmaması gerekiyor. Bu da mangakaları kaçamak aralar vermeye ve hiçbir manası olmayan dövüşler çizmeye itiyor.

Neyse ki bu arcın kısa sürmesinin kurgusal açıdan bir nedeni bulunuyor. Ubuyashiki Kabaya’nın Kibutsuji Muzan tarafından saldırıya uğraması kahramanlarımızı çok seri bir şekilde final arc rotasına sokmuş oldu.

Kimetsu no Yaiba’nın benim açımdan en büyük sorunu Rengoku ve Shinobu hariç hiçbir yan karakteri gerçekten umursamıyor olmamdır. Mangaka diğer hiçbir karakteri önemsememiz için çabalıyormuş gibi hissetmiyorum. Bu da beni eserde hikaye aramak yerine kendimi dövüşlerin akışına bırakmaya itti.

Sezona puanım 7.5/10. Son bölüm ardından gelen üç filmlik final arc duyurusu beni heyecanlandırdı. Umarım dünya ile aynı anda izleme şansı buluruz.

Terminatör: Yok Edici

Orijinal Adı: The Terminator (1984)

Yönetmen: James Cameron

Türü: Aksiyon – Macera – Sci-Fi

İzlenme Tarihi: 30 Haziran 2024

Çocukken TV karşısında yarım yamalak izlediğim onlarca yapımdan biriydi Terminatör. Bu sebeple seriye sıfırdan başlama kararı vermiştim. Ancak bu kararı vereli çok uzun zaman oldu. Aksiyona geçmem ise geçen hafta Amazon Prime’da neler var diye bakmam ile başladı.

Bir hafta içinde gösterimden kalkacağını görünce bu beni Terminatör’e başlamak konusunda teşvik eden bir kıvılcım görevi gördü. Fakat filmi izlemem ise gösterimin biteceği günü buldu.

Öyle ya da böyle filmi sonunda izledim. Film estetik tercihleri yönünden zihnimde kaldığından daha iyi gözüküyormuş. Hikayedeki Kyle Reese – John Connor paradoksu bugünün zaman yolculuğu içeren kurgularıyla kıyaslanınca inanılmaz saçma gözükse de yine de aksiyonu ön planda tutup seyretmeye devam ettim.

Yapıma puanım 7/10. Seriye en kısa zamanda devam etmeyi planlıyorum.

Karanlık Gece

Orijinal Adı: Karanlık Gece (2022)

Yönetmen: Özcan Alper

Türü: Suç – Drama – Gerilim

İzlenme Tarihi: 29 Haziran 2024

Filmin hikayesini anlatım açısından en başta biraz yanlış bulmuştum. Ancak gözüm karakterlerin görünüşü ve ruh haline alıştıktan sonra hangi karakteri hangi zaman diliminde izlediğimizi kolayca takip edebildim.

Film daha başlar başlamaz inanılmaz bir Kurak Günler benzerliği gördüm. Iki film de aynı sene çıkış yapmış olmasına rağmen bu kadar benzer bir atmosfer yaratmış olmaları ilginç geldi. Net bir esinlenme var diyemem lakin içerikler az çok örtüşüyor.

Emin Alper ve Özcan Alper’i isimleri nedeniyle zaten karıştırıyordum. Şimdi bir de birbirine benzer iki ayrı film çekmişler. Bu ikili adeta benim kendilerini karıştırmam için canla başla çalışıyorlar.

Şaka bir yana. Kurak Günler’in mesajını gözümüze gözümüze sokmaya çalışmasına nazaran Karanlık Gece’yi daha kompleks ilişkiler içeren bir senaryo olarak değerlendirdim.

Filme puanım 7.5/10.

Biri Hiçbiri Binlercesi

Orijinal İsim: Uno, nessuno e centomila (One, No One and One Hundred Thousand) (1926)

Yazar: Luigi Pirandello

Okuma Tarihi: 20 Haziran 2024 – 25 Haziran 2024

Romanın tarzına ilk birkaç bölüm pek alışamadım. Ancak her bölüm kısa olduğu için bu ısınma aşaması çok uzun sürmedi. Sonrasında da bölümler birbiri ardına bitti ve hızlıca finale ulaştım.

Vitangelo karısını kendisine yönelttiği beklenmedik bir gerekçe sonrasında kendi benliğini ve çevresindeki insanların onu nasıl algıladığı üzerine kafa yormaya başlar. Hikayemiz tam olarak bu şekilde özetlenebilir.

Sizin kendinizi gördüğünüz hal ile insanların sizi nasıl gördüğü aslında farklı karakterlerdir. İnsanların farklı sosyal ortamlarda farklı personalara bürünerek yaşamlarını idame ettirmeleri hepimizin bildiği ve sessizce kabul ettiği bir hakikat. Bunların her biri bizim bir parçamız ancak aynı zamanda hiçbiri tek başına bizi tanımlayabilecek yönlerimiz değildir.

Pirandello’nun peşine düştüğü bu kimlik, varlık ve gerçeklik sorgusu benim inanılmaz hoşuma gitti.

Esere puanım 7.5/10.

Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Orijinal İsim: 世界の終りとハードボイルド・ワンダーランド (Sekai no Owari to Hādo-Boirudo Wandārando) (Hard-Boiled Wonderland and the End of the World) (1985)

Yazar: Haruki Murakami

Okuma Tarihi: 20 Mayıs 2024 – 20 Haziran 2024

Haruki Murakami ile aynı ortamda bulunup da elini sıkmadan evvel vedalaşmak istemiyorum. Bir yazarın her kitabı mı etkileyici, her eseri mi bünyede farklı hisler uyandırır. Gerçekten çok farklı bir yazar. Kendi kariyerimi inşa etmeye çabalarken onun stilinden etkilendiğimi düşünüyorum. İleride bir gün benim yazılarımın Murakami’yi anımsattığını söylerse bu benim için en büyük övünç olacaktır.

Hikayeye gelecek olursak. Romanımız ana karakteri hemen hemen her Murakami romanında olduğu gibi isimsiz bir anlatıcı. 1980’lerde geçen bir kurgusal fütüristik yapıya sahip bir dünya bizi karşılıyor. Şifre çözücüler, insan deneyleri, geliştirilmiş zihinleri derken hikaye bize gündelik yaşam dertleri arasında bir bilim-kurgu dünyası aşılamayı sürdürüyor. Uçan kaçan arabalar, ışınlanma cihazı, lazer tabancalar içermeyen tertemiz bir fütüristik dedektif öyküsü diyebilirim.

Romanın farklı koldan ilerleyen bağımsız iki hikayeye sahip olması en başları takibimi zorlaştırsa da daha sonrasında gidişata alıştım ve bu değişik anlatım tarzından çok hoşlandım.

Dünyanın Sonu isimli hikaye tek başına bir kitap olsa metaforlara boğulmuş, anlaşılmaz bir hikaye olurmuş. Haşlanmış Harikalar Diyarı da Dünyanın Sonu olmadan inanılmaz sıradan bir takip-kovalamaca öyküsüne dönüşebilirmiş. Ancak Murakami dehasını konuşturup iki hikayeyi de okuruna en ideal yol ile aktarmayı bulmuş.

Esere puanım 8/10.

Süper Mario Kardeşler Filmi

Orijinal Adı: The Super Mario Bros. Movie (2023)

Türü: Macera – Komedi

Stüdyo: Universal Pictures

İzlenme Tarihi: 18 Haziran 2024

Dün gecenin son EURO 2024 maçı olan Avusturya-Fransa karşılaşmasını izledikten sonra hafif bir uyku ve yorgunluk çöktü üzerime. Gecenin 3’ünde oynanacak olan NBA finalleri beşinci maçına değin ayakta kalmak istiyordum. Bu sebeple eğlenceli bir şeyler izleme kararı aldım. Uzun zamandır girmediğim Amazon Prime filmleri arasında neler var diye bakarken Süper Mario Kardeşler’i gördüm. Görür görmez hemen açtım ve izlemeye başladım.

Filme dair hep olumlu yorumlara denk gelmişti. Birçok insan filmin güzel bir oyun adaptasyonu olduğunu söylüyordu. Tabii ki direkt tek bir oyunu işleyen bir yapım beklemiyordum. Genel olarak Mario evreninde geçen bildiğimiz, sevdiğimiz karakterleri göreceğimiz bir yapım olması yeterliydi. Ki tam olarak da aradığımı buldum.

Super Mario, Donkey Kong, Smash Bros ve Mario Kart oyunlarına yaptığı göndermeler çok keyif vericiydi. Captain Toad ve korkak karakterine vurgudan kaynaklı olarak biraz da Luigi’s Mansion serilerine de dokundurmalar hissettim.

Esere puanım 8/10. After creditsteki Yoshi yumurtasını görünce bir devam filmi geleceğine karşı inanç doğdu içimde. Umarım en kısa zamanda bu eğlenceli yapımın ikincisine kavuşabiliriz.

Ölümlü Dünya 2

Orijinal Adı: Ölümlü Dünya 2 (2023)

Yönetmen: Ali Atay

Türü: Komedi

İzlenme Tarihi: 9 Haziran 2024

Türk sinemasının en komik filmleri listesi yapacak olsam Ölümlü Dünya’nın ilk filmini tepe üçlüden birine gözüm kapalı yazarım. İlk filmde beni gülme krizine sokan kısımlar olmuştu.

Devam filminin ilk yarım saatini yarı odaklanarak izledim. Ancak yine de hikaye gidişatı beni yeterince eğlendirdi. Giray Altınok’un kadroya dahil olması beni çok mutlu etti. Doğu’nun kadrodaki eksikliğini harika bir şekilde doldurmuş.

Filmin en sevdiğim sahneleri Feyyaz’ın paraşütü ile elektrik direğine takılması, havaalanındaki dövüş, seçim otobüsü şarkısının tüm çatışma boyunca sürmesi, Maestro’nun cenazesinde adamı cızbız yapmaları, Doğu’nun tutsakken kendisini alıkoyanlara iş etiği ve çalışan hakları öğretmesi.

Esere puanım 7.5/10.

Furiosa: Bir Mad Max Destanı

Orijinal Adı: Furiosa: A Mad Max Saga (2024)

Yönetmen: George Miller

Türü: Aksiyon – Macera – Sci-fi

İzlenme Tarihi: 2 Haziran 2024

Mad Max benim için gelmiş geçmiş en iyi aksiyon film serisidir. Fury Road ve Road Warrior tartışmasız bir şekilde türünün en başarılı örnekleri. İlk film aşırı zayıf olsa da Miller’ın yaratmış olduğu dünya içinde bir şekilde göz ardı edilebiliyor.

George Miller 1923 yılında gerçekleşen Yunan-Türk nüfus mübadelesi sırasında Anadolu’dan gönderilen Yunan anne ve babanın çocuğu olarak Avustralya’da dünyaya geliyor. Gerçek soyadı Miliotis olan Miller’ın baba tarafı Çuha Adası’ndan, anne tarafı da Küçük Asya’dan Avustralya’ya göç etmiş.

Köken olarak bizim topraklarımızdan çıkmış olduğundan mıdır bilmiyorum ama Miller’a inanılmaz bir sempati duyuyorum. Mad Max dünyasına bağlı Anadolu’da geçen bir spin-off çekmek gibi bir hayale de sahibim. Taslak olarak düşüncelerim Konya ovalarında Tofaş ve Karsan araçları kullanarak oradan oraya koşturdukları bir macera filmi olacak. İsim olarak da Deli Dumrul’u uygun gördüm.

Yönetmenin özel hayatı ve kendi gelecek planlarımı bir kenara bırakıp filmden bahsedeyim biraz. Furiosa, güzel bir prequel olmuş. Eski filmlerde yer verilmeyen CGI bu yapımda bol keseden kullanılmış. Ancak bu beni çok da rahatsız etmedi. Aksiyon sahnelerinin vurdu kırma düzeyini üst seviyeye çıkarmış.

Chris Hemsworth benim için Thor’dan ibaret bir aktördü. Ancak bu film sayesinde gerçekten de iyi bir oyuncu olduğuna ikna oldum. Hakeza Anya Taylor Joy da harika bir karakter canlandırmış. İkisini de tebrik ediyorum.

Esere puanım 8/10.