Pele: Bir Efsanenin Doğuşu

Orijinal Adı: Pele: Birth of a Legend (2016)

Yönetmen: Jeff Zimbalist – Michael Zimbalist

Türü: Biyografi – Drama – Spor

İzlenme Tarihi: 1 Temmuz 2023

Pele’nin futbol dünyasındaki yeri ve ülkesi için önemi hiçbir zaman tartışılamaz. O büyük efsanelerin ilkiydi. Çocukların ilham aldığı ilk ikondu. Ginga’nın en güzel temsilcisiydi.

Tüm bu güzel sözlerinin ardından onun kişiliğini eleştirmeye kalksam şaşırırdınız değil mi? Sanırım biraz öyle yapacağım. Kitlelere sesini duyurma şansı olan böyle büyük bir insanın hem ülkesinde hem de dünyadaki haksızlıklar hakkında ömür boyunca tek bir kelime dahi etmemiş olması bana dokunuyor. Doktor Socrates kadar aktivist biri olmasını beklemesem de en azından hükümete eleştiri getirebilecek üç beş laf söyleyebilmesini isterdim.

Film 1950’de Brezilya’nın kendi evinde düzenlenen Dünya Kupası finalinde rakibi Uruguay’a son dakika golü ile kaybetmesi ile başlıyor. O gece Dico (ileride tanıyacağımız adıyla Pele) babasının mağlubiyet üzerine ağlamasına karşılık olarak ileride Dünya Kupası’nı kazanıp onu gururlandıracağına yemin ediyor.

İtalyan kökenli Jose Altafini ile Santos FC oyuncu seçimleri için düzenlenen küçükler futbol turnuvasında karşılaşan Pele’nin lakabını ve ününü nasıl kazandığını öğreniyoruz. 1957’de gerçekleşen milli takım seçmelerine 16 yaşında iken giren Pele, İsveç’in ev sahipliği yaptığı 1958 Dünya Kupası’na sakat halde katılıyor. Grup aşamasının son maçı Sovyetler Birliği karşısında ilk kez forma giyme şansı bulan Pele sakat haliyle maçta epey hırpalanıyor. İlk golünü çeyrek finalde Galler’e atan Pele bununla kalmayıp yarı finalde Fransa’ya ilk uluslararası hattrickini atmayı başarıyor. Finalde ev sahibi İsveç’e karşı erken bir gol yiyen Brezilya kendi stili joga bonito ile oynamaya başlayarak maçı kazanıp Avrupa’da Jules Rimet kupası kazanan ilk gayri Avrupalı ülke olma şerefine nail oluyor.

Filmin duygusal dozu kararındaydı. Çekimler futbol gibi çok fazla hareket eden figürün olduğu bir spor için oldukça yeterliydi. Oyuncuların topla gerçekten oynadığını görmek beni sevindirdi. Yalandan yerde top yuvalayıp ileri vurmak yerine tarihi maçtaki figürlerin birebir kopyalanmasına çalışılmış ve oldukça da iyi bir iş ortaya çıkarılmış.

Filme puanım 6.5/10.

New York’ta Yağmurlu Bir Gün

Orijinal Adı: A Rainy Day in New York (2019)

Yönetmen: Woody Allen

Türü: Komedi – Romantik

İzlenme Tarihi: 30 Haziran 2023

En son ne zaman bir Woody Allen filmi izlediğimi hatırlamıyorum. Hatta şöyle ki bu benim ilk baştan sona izleyip bitirdiğim Allen filmi olabilir. Bu tabii benim ileride izleyeceğim eserlerine karşı yorumlarımı nasıl etkileyecek onu kestiremiyorum.

Filmin yatıştırıcı, dinlendirici ve eğlenceli bir havası vardı. Başından sonuna kadar hiç sıkmadı. Hikayenin doğal keşmekeşinin iki karakterleri bambaşka noktalara sürüklemiş olması da çok hoşuma gitti.

Genel itibariyle keyifli bir seyir sunan tatlı bir filmdi. Diğer Woody Allen filmlerini izlemek için kendimi motive etmiş oldum. Midnight in Paris’i gözüme kestirmiş durumdayım. Bakalım ona ne zaman geçiş yapabileceğim.

Filme puanım 6.5/10.

Yerdeniz 2: Atuan Mezarları

Orijinal İsim: The Tombs of Atuan (1971)

Yazar: Ursula K. Le Guin

Okuma Tarihi: 26 Haziran 2023 – 30 Haziran 2023

İlk Yerdeniz kitabı olan Yerdeniz Büyücüsü’nü 2020 yılının yaz mevsiminde okumuştum. Temmuz ayından Eylül ayına değin düzenli aralıklarla takip ettiğim kitapta Kralkatili Güncesi’ne benzer bir tat yakalamış olmak beni çok mutlu etmişti. Ancak hikayesinin Kralkatili’nden daha derin ve ruhani bir temaya sahip olduğunu kısa süre sonra anlamıştım.

Çevik Atmaca lakabı ile tanınan Ged isimli büyücünün büyüme serüvenine şahit oluyorduk esasında. Çocukluğu ve ergenliğini izlediğimiz bu ilk romanda Ged’in küstahlığının bedelini ödeyişi, yaptığı hataları düzeltmek uğruna ne zorluklardan geçtiğini öğrenme şansı bulmuştuk. Kahramanın Yolculuğu basamaklarını birer birer aşan bu büyücümüz hikayenin sonunda artık eskisinden çok daha kudretli ve kendinden emin bir insan olma yolundaki ilk büyük adımını atmıştır.

İlk romanın duygusal tonunun ikinci kısımda da devam ettiğini söyleyebilirim. Tenar, ya da İsimsizler’in ona verdiği isimle Arha, ilk altı bölüm boyunca tek başına hikayeye başrollük etmektedir. Kitabın ikinci yarısında olaylara dahil olan Ged ile aralarında özel bir güven bağı gelişir. Bu sayede Tenar daha önce yapmaya cesaret edemeyeceği riskli faaliyetlerde bulunmaya başlar. Ged’in rehberliği ile kendi özgürlüğünü kazanır ve bir birey olarak kendisini inşa etmeye başlar.

İkinci kitabın beni ilk kitaptan daha fazla duygulandırdığını söylemeliyim. Tenar’ın çaresizliğe düştüğü anlarda Ged’in ona verdiği tavsiyeler ile düştüğü çukurdan çıkabildiğini görmek insanın içini kıpır kıpır ediyor. Bu ikilinin dostluğuna diğer kitaplarda da değinildiğini görmek istiyorum. Umarım bu isteğim Ursula ablam tarafından sağlanmıştır.

Esere puanım 8/10.

Sevmek Zamanı

Orijinal Adı: Sevmek Zamanı (1965)

Yönetmen: Metin Erksan

Türü: Drama – Romantik

İzlenme Tarihi: 30 Haziran 2023

Bir Yeşilçam filmini bu kadar sevebileceğim ve hatta bu kadar yüksek not verebileceğim aklımın ucundan dahi geçmezdi. Her şeyden önce MUBI’ye bu filmi restore ettiği için çok teşekkür ediyorum. Filmde yer alan İstanbul ve Büyükada manzaraları beni mest etti. Bunları yüksek çözünürlüklü bir şekilde seyredebilmiş olmaktan dolayı mutluyum.

Hikaye Büyükada’daki bir malikanede boya yapan iki adamdan Halil isimli gencin evde gördüğü bir kadın portresine aşık olması ile başlıyor. Halil çalışmaya ara verdiği zaman bu portrenin bulunduğu odaya gidip kadının resmini seyrediyor. Portrenin sahibi Meral günün birinde eve uğrar ve Halil’i odasında kendi portresine bakar halde bulur. Halil’in gerçekten onu görmeden, fotoğrafı aracılığıyla kendisine aşık olmasından çok etkilenir ve adama ilgi duymaya başlar. Lakin bu durum onları Meral’in aşığı olan başka bir adamın da dahil olduğu bir aşk üçgenine sürüklemektedir.

Filmin kendisine konu edindiği ‘aşk’ bizim kültürümüzde sıkça bahsi edilen ve saygı duyulan o ilahi aşka benzemektedir. Batı sinemalarında yer alan ithal aşklar gibi eğreti durmuyor bu sebeple. Daha ilk beş dakika içinde kolayca özümsedim bu öyküyü ve dramanın nasıl şekilleneceğini seyretmeye devam ettim.

Sevginin ele alınış şekli, mekanların taşıdığı melankolik atmosfer, ruhun bam tellerine dokunan müzik ve samimi oyunculuklar bu filmi çok eşsiz bir noktaya ulaştırmış. Türk sinemasında bundan daha duygusal ve anlamlı bir romantik film çekilmiş midir, hiç zannetmiyorum.

Yapıma puanım 8/10.

Initial D Fourth Stage

Seri Çıkış Tarihi: 17 Nisan 2004 – 18 Şubat 2006

Türü: Aksiyon – Yarış – Drama – Seinen – Spor

Bölüm Sayısı: 24

İzlenme Tarihi: 24 Mart 2023 – 29 Haziran 2023

Bu sezon ilk üç kısım ile kıyaslandığı zaman durağan kalıyor. İlk üç sezonda daha sık yarış görürken bu kısımda Project D ekibi içerisinde araçların sürüş performansını nasıl artırabilecekleri üzerine çalışmalar yapmalarına odaklanıyor.

Takahashi Ryosuke ve adını hatırlayamadığım ekip teknisyeninin araçların parçaları hakkında konuşmaları ile geçen bir sürü sahne vardı. O kısımlarda zerre bir şey anlamadım ancak mecbur izledim.

Dördüncü hikaye kısmında başrol spot ışığını Takahashi Keisuke’nin çaldığını söyleyebiliriz. Onun aracının geliştirmeleri, sürüş teknikleri ve özel hayatına fazlasıyla yer veriliyor. Gerçi sıkıcı bir karakter olmadığı için onu izlemek beni rahatsız etmedi. Hatta esas oğlanımız olan Fujiwara Takumi’den daha gerçek hissettiren bir karakteri olduğunu bile söyleyebilirim.

Sezonun hikayesi Keisuke’nin rakibi ile başa baş mücadele etmesi ve Takumi’nin rakibi ile sekiz round kapıştıktan sonra kaybedeceği yarışı şans eseri kazanması ile son buluyor.

Sezona puanım 8/10. Initial D defterinin kapanması için sadece 18 bölümlük bir serüvenim kaldı. Bu maratona ilk fırsatta girişip hikayenin sonunu görmeyi arzuluyorum.

Üçüncü Sayfa

Orijinal Adı: Üçüncü Sayfa (1999)

Yönetmen: Zeki Demirkubuz

Türü: Drama

İzlenme Tarihi: 29 Haziran 2023

Zeki Demirkubuz sinemasına her daim saygı duymakla birlikte eserlerini aşırı depresif bulmuşumdur. Hayatın kirli, karanlık ve çaresizlik dolu yönünü bize göstermeyi kendisine ant içmiş bir yönetmen. Beslendiği kaynakların karamsar dünya bakışı kendi çıkardığı işlere de birebir yansıyor.

Üçüncü Sayfa isimli filminde Zeki Demirkubuz, Rus edebiyatı ve Yunan tragedyalarını harmanlama yolunu seçmiş. Başlangıçta bir Suç ve Ceza uyarlaması mı olacak diye beklerken hikaye birden Agamemnon ve Klitemnestra rotasına dönüş yaptı. Finale doğru bir Kral Oedipus sosu katılmış olsa da kurgunun genel seyre bu şekildeydi.

Yapıma puanım 7.5/10. Zeki’nin sinema külliyatını da en kısa zamanda tamamlamak istiyorum.

Düşman

Orijinal Adı: The Enemy (2013)

Yönetmen: Denis Villeneuve

Türü: Drama – Gizem – Gerilim

İzlenme Tarihi: 28 Haziran 2023

Film genel olarak garip bir havaya sahipti. Garipliğin çözüm noktasının finalde gerçekleşmesi kafalarda bir sürü soru işaret bırakmış oldu. Çünkü hikayenin bize finalde sunduğu şey kurgunun ilk safhalarındaki birçok detayın nasıl gerçekleşmiş olduğuna dair açıklama yapılması gerekliliği öne sürüyor.

Senaryoya hakim olan gizem atmosferini buram buram hissetmek beni başta çok iyi hissettirdi. Hatta kendi kendime şunu dedim “Avrupa sineması bu kadar sürükleyici film yapamıyor; Amerikalılar bunu nasıl beceriyor”. Gerçekten de Kanadalı veya ABDli yönetmenlerin sürükleyici bir olayı anlatma konusundaki başarısını neden Avrupa sinemasında göremiyoruz bir türlü anlayamıyorum. Bundan sonraki birkaç hafta kafayı tamamen bu konuya takabilirim.

Hikaye Jose Saramago’nun The Double isimli bir romanından esinlenilerek hazırlanmış. Bu adamın elinden çıkmış olan yalnızca Körlük kitabını bitirdim ve onda da hiç ama hiç keyif almadım. Bu filmin de onun bir eserinden uyarlama olduğunu bilseydim gerçekten açıp izlemezdim.

Esere puanım 6.5/10. Ne hissetmem gerektiğinden emin olamadığım bir finaldi.

Çinli Kız

Orijinal Adı: La Chinoise (1967)

Yönetmen: Jean-Luc Godard

Türü: Komedi – Drama

İzlenme Tarihi: 27 Haziran 2023

Hikaye aynı apartman dairesinde yaşayan beş Maoist üniversite öğrencisinin komünizm ideallerinin doğru uygulanması yönünde birbirlerine ikna etme yollarını konu alıyor. Elbette bunu didaktik bir şekilde yapmak yerine dostluk ve sevgililik ilişkileri üzerine kurulu eğlenceli bir dille işliyor.

Eserin anlatım diline hakim olan bu neşeli ton ideoloji savaşının verildiği bir filmin izlenebilirliğini yükseltmeyi başarıyor. Ancak kurgunun bir filmden ziyade bir tiyatro oyununa daha müsait olduğunu düşünüyorum.

Anne Wiazemsky ve Jean-Pierre Léaud harika oyunculuk sergilemişler. Filmi sırtlarında taşımalarına rağmen deneysel ruhun hissedilen bir eser ortaya çıkmış.

Yapıma puanım 6.5/10.

İyi Adamlar

Orijinal Adı: The Nice Guys (2016)

Yönetmen: Shane Black

Türü: Aksiyon – Komedi – Suç

İzlenme Tarihi: 26 Haziran 2023

Sadece Ryan Gosling oynuyor diye izleme listeme aldığım bir filmdi. 70’lerde geçen bir dedektif filminde bu kadar eğlenebileceğimi düşünmezdim. Russell Crowe’un ciddi karakteri, Ryan’ın fırlama ve beceriksiz rolü ile mükemmel bir uyum yakalamış.

Siyah Giyen Adamlar tadı aldım bu filmden. Klişe bir konsept olsa dahi kimyası uyan karakterleri iş üstünde izlemek çok hoşuma gidiyor. Hikayenin kendini pek fazla ciddiye almıyor olması da kurgunun tuzu biberi olmuş.

Filme puanım 8/10. Tekrar izlenebilitesi yüksek bir komedi aksiyon filmi.

Yaban Kazı

Orijinal İsim: 雁 (Gan) (The Wild Geese) (1911-1913)

Yazar: Ogai Mori

Okuma Tarihi: 25 Mayıs 2023 – 26 Haziran 2023

Roman bende çok büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Kurgunun hiç ama hiç ilgimi çekmemiş olmasından mı bahsedeyim yoksa dağınık anlatımı canlı tutacak yeterince ilişkili karakter olmamasına yakınayım bilemiyorum.

Hikaye, anlatıcının iddiası üzerine, Eksik Çivi isimli bir batı masalından esinlenilerek adlandırılmış. O öyküde bir çivisi eksilen bir arabanın -ya da sandıktı emin olamadım- o noksan parçası yüzünden çığ gibi büyüyen sorunlarla boğuşmasını konu alıyormuş.

Ogai Mori’nin Yaban Kazı adlı öyküsü ne yazık ki bu kadar odaklı bir hikaye barındırmıyor. Suezo isimli bir tefeciye metreslik eden O-Tama’nın Okada isimli bir gence tutulması ve Suezo’nun eşi O-Tsune’yi de dahil eden bir aşk üçgeni hatta dörtgeni içinde dolanması ile başlayıp, Kamico Yurdu’nda verilen yemekteki balığın Okada, anlatıcı ve İshihara’nın bir kaz avlayıp yemesine giden macerası ile son buluyor.

Romana puanım 6/10.