Bleach: Thousand-Year Blood War

Seri Çıkış Tarihi: 11 Ekim 2022 – 27 Aralık 2022

Türü: Shounen – Aksiyon – Macera – Fantastik

Bölüm Sayısı: 13

İzlenme Tarihi: 10 Ekim 2022 – 27 Aralık 2022

Bleach hakkında duygu ve düşüncelerimi anlatmaya nereden başlamam gerektiğini bilemiyorum. Kendisi 2010’ların ‘big three’si olan Bleach, Naruto ve One Piece içinde belki de en az tutkuna sahip olan seri idi. Buna rağmen ben ne Naruto ne de One Piece’e, Bleach kadar aidiyet hissetmedim. Bleach o ikisinden farklıydı. Onu da bu farklar yüzünden sevmiştim.

Her şeyden önce Bleach öyle büyük bir anlatının peşinde falan değil. Her zaman kişisel bir mesele üzerine şekillenen bir olay örgüsü vardır. Rukia ve Orihime’nin kaçırılışı ya da güçlerini kaybeden Ichigo’nun tekrar Shinigami olmaya çabalaması gibi hikaye arcları içeriyordu. Ha bu arclar içerisinde hiç mi plottwist yoktu, elbette vardı. Ancak Bleach’in odağı hiçbir zaman hikaye olmadı.

Belki de Bleach’i bu yüzden seviyorum. Seri sana en başından beri şunu söylüyor: burada sadece akıl almaz bir öykü vaat etmiyorum, burada birtakım havalı tarza sahip karakter ve birbirleriyle bol bol dövüşüyorlar. Zaten bunu kabul edip izlediysen/okuduysan bir şikayetin de olmaz. Balıktan ağaca tırmanmasını bekleyemezsin. Tite Kubo her zaman basit bir hikaye anlatmanın derdindeydi. Eichiro Oda gibi 20 yıl öncesinde kıyıya köşeye sıkıştırdığı bir panele gönderme yapıp da hikayeyi uzatmak için kırk takma atmıyordu. Serinin bu dürüstlüğü yine beni kendine bağlayan şeylerdendi.

Bleach 480. sayısı ile birlikte başlayan Thousand-Year Blood War arcı güncel okurken acaba bu hafta ne olacak diye bekleten ilk manga oldu. Ben Naruto’ya veya One Piece’e hiçbir zaman bu kadar tutkulu yaklaşamadım. Manganın çıkan her bir sayısı çok heyecanlı ve sadece savaş sahnelerinden oluştuğu için de bir çırpıda okunup bitiyordu. Üniversite sınavına hazırlandığım sene manga hala devam ediyordu ve tam da bu anime sezonunun işlediği bölümler o günlerde hafta hafta okunuyordu. Hey gidi. Üzerinden neredeyse 8 sene geçmiş. Zaman nasıl da akıp gitti. Çok acayip.

Sezona puanım 9/10. Anılarda yolculuk ettiğim bir inceleme oldu. Ancak Bleach seven zaten bu sezonu da izler. Çok detaya inmeye gerek yok.

Spy x Family Part 2

Seri Çıkış Tarihi: 1 Ekim 2022 – 24 Aralık 2022

Türü: Shounen – Aksiyon – Komedi

Bölüm Sayısı: 13

İzlenme Tarihi: 3 Ekim 2022 – 25 Aralık 2022

İlk sezonun büyüsüyle ikinci sezon çıkar çıkmaz izlemeye başladım. Ancak sezonlar arasında çok aralık olmaması beni olumsuz etkiledi. Henüz Spy x Family’i izlemek için yeterince özlem duymamışım. O yüzden de ikinci sezonu ilk sezonki kadar keyifle takip etmedim.

Bir tek son bölümde Loid’un Ostania’ya gelme sebebi olan Desmond ailesinin lideri ile ilk temasa geçtiği kısımda heyecanlandım. Çok tekinsiz bir karakter olduğu için Loid’un sözlerine ve hareketlerine nasıl tepki vereceğini izlemek az da olsa gerilim yaşamama sebep oldu.

Sanırım bu sezonun sorunu hikayenin çok ‘safe’ bir şekilde ilerlemesiydi. İlk sezonda Loid ve Yor’un gerçek kimliklerinin açığa çıkabileceği birden fazla olay gerçekleşmişti. Bu da kurgunun sahip olduğu merak uyandırıcı öğelerin seyir zevkini nasıl artırdığının bir kanıtıdır.

Sezona puanım 8/10. Dilerim üçüncü sezonda aradığım tadı tekrar bulabilirim.

Vampire Hunter D: Bloodlust

Orijinal Adı: Vampire Hunter D: Bloodlust (2000)

Türü: Aksiyon – Drama – Fantastik – Korku – Romantik – Sci-fi

Stüdyo: Madhouse

İzlenme Tarihi: 25 Aralık 2022

Bu animasyon filmini yıllardır bekletiyordum. Bazı eserleri uygun zamanda deneyimlemek konusunda takıntılı hale geliyorum. Bloodlust da onlardan biriydi.

1985’te yayınlanan Vampire Hunter D filmini pek sevememiştim. Hikayesi çok sıkıcı olmakla birlikte animasyon namına da pek bir işçilik yoktu. Ancak bunun Bloodlust isimli devam filminde devam etmeyeceğini biliyordum çünkü bu sefer işin içinde Madhouse vardı. Bu güvence ile yeteneğine aşık olduğum Yoshitaka Amano’nun dizaynını hakkıyla canlandırabileceklerine ikna oldum.

Hikaye D’nin bir kurtarma görevi alması ile başlıyor. Mayer Link isimli ünlü bir vampir tarafından kaçırılan Charlotte isimli bir kızı kurtarmak için yola çıkıyor. Ancak Charlotte’un ailesi D haricinde de birçok ödül avcısını bu iş için görevlendirmiştir. Yolculuğu sırasında bu ekiplerden biriyle karşılaşan D onlarla ortaklık yoluna gitmiyor olsa da olayların onu sürüklediği yerlerde bir şekilde biraraya geliyorlar.

Senaryonun dramatik bir aşk öyküsü ve yıllarca tutulan bir sözün gerçekleştirilmesi ile buruk bir final vermesi beni benden aldı. D’nin finalde küçük kız ile yaptığı kısa konuşma gözlerimin dolmasına neden oldu. Çok iyi bir kapanış.

Yapıma puanım 9/10. Dilerim ilerleyen yıllarda benzer kaliteyi taşıyan bir devam filmi izleme şansı bulabiliriz.

Injustice 2

İlk piyasaya sürülme tarihi: 19 Mayıs 2017

Geliştirici: NetherRealm Studios

Tür: Fighting

Platform: PS4

Oynama Tarihi: 15 Ekim 2022 – 21 Aralık 2022

Injustice 2 yaklaşık 6-7 saatlik bir gameplayin sonunda Superman endingi ile final verdi.

Oynanış olarak Mortal Kombat kütüklüğünü buram buram hissediyorum. NetherRealm dövüş oyunlarında adını bir türlü koyamadığım canımı sıkan bir aksaklık var. Hiçbir zaman bir King of Fighters ya da Street Fighter akışkanlığı alamıyorum bu yapımlardan. Bu da onları uzun süre oynamama engel oluyor.

Hikaye ilk oyunun bıraktığı yerin birkaç yıl sonrasında geçiyor. Superman tutuklanmış ancak halk arasında hala destek gören bir figür. Justice League içinde de Wonder Woman ve Nightwing gibi ona arka çıkan insanlar bulunuyor. Destekçilerin kurduğu bir düzen sayesinde Superman hapsedildiği yerden çıkarılıyor. Ancak bu olaylar olurken bir yanda da Krypton gezegenini yok eden Brainiac rotasını Dünya gezegenine çevirmiştir. Superman lakaplı Kal-El ile Supergirl olarak bilinen Kara Zor-El’in bir araya gelmesinin ardından Brainiac tehlikesine karşı önlem alınmaya çalışılır. Ancak Superman ile Batman arasında yöntem ve idealler açısından farklılıklar baş gösterir. Kahramanlar kendi içlerinde ikiye ayrılırken bir yandan da dış güçlere karşı mücadele vermeye çalışırlar.

Dövüş oyunlarının senaryo modlarını oynarken beynimi kapatmaya özen gösteriyorum. Suspension of disbelief devreye girmediği zaman bir doğaüstü güçler içeren oyunların hikayeleri onları deneyimlerken acı çekmeme neden oluyor. Bu nedenle yargılama dürtümü uyutmayı tercih ediyorum.

İlk oyundan farklı olarak bu oyunda karakterlerimizin seviyeleri ve ekipmanları bulunuyor. Bu ekipmanlar onların belli başlı statlarda boost almasına sebep oluyor. Yüksek seviyeli kasalardan çıkan takımları giyebilmek için karakterimizin seviyesini yükseltmemiz gerekiyor. Bu eğer ki oyunu sevdiyseniz ve üstüne uzmanlaşmak istediğiniz bir dövüşçü varsa oynanış süresini epey uzatacak bir özellik. Ancak benim gibi sadece deneyip bırakma planı kuran biriyseniz pek size gelmeyecektir.

Oyuna puanım 7/10. Seveni için çok keyifli olacağını düşündüğüm bir oyun.

Dark Quest 2

İlk piyasaya sürülme tarihi: 6 Mart 2018

Geliştirici: Brain Seal Ltd

Tür: Dungeon Crawler

Platform: PC

Oynama Tarihi: 22 Kasım 2022 – 15 Aralık 2022

Dark Quest 2 Steam sayacına göre tam 8 saatlik bir oynanış sonunda final verdi.

İlk oyunun üzerine görsel kaliteyi artırmışlar. Ancak bu gelişim modellerin ve mekanların iki boyutlu top-down görünüme sahip olması yerine üç boyutlu modellenmiş ancak gölge oyunu gibi iki boyut ile hareket edebilen karakterler yönetmemizden ibaret olmuş.

Oyunun mekaniksel gelişiminde kilit rol oynayan en önemli şey mavi renkli büyü geliştirme şişeleri. Bu sayede her oyuncunun oyun deneyimi birbirinden farklılaşabiliyor. Bir karakteri açtığınızda yalnızca default gelen tek bir yeteneği oluyor. Onun yetenek ağacından neyi açmak ve geliştirmek istiyorsanız sayısı kısıtlı olan bu geliştirme şişelerini onun için harcamanız gerekiyor.

Oyunun bölüm haritaları basit ve çok kısalar. Sayısı 20 küsuru bulan bu stageleri bitirmek yaklaşık 5 dakika falan sürüyor. Zorlu bir düşmana ya da kendi kendinize yaptığınız bir stratejik hata olmaz ise bölümlerin hemen hemen hepsini restart atmadan bitirebilirsiniz.

Oyunun çok basit bir craft ve equipment sistemi var. Çok detaylı olmasa da oynanışa azıcık farklılık katması dahi yeterli.

Oyuna puanım 6.5/10.

Amerikan Sapığı

Orijinal Adı: American Psycho (2000)

Yönetmen: Mary Harron

Türü: Suç – Drama – Korku

İzlenme Tarihi: 11 Aralık 2022

2000’ler başında çıkış yapan birçok film o dönemin gençlerini etkisi altına alabilecek başrollere sahipti. Fight Club, The Matrix, Donnie Darko vs. Bu yapımlarda hikayelerin merkezine oturan karakterler genellikle lise çağındaki erkek çocuklarının kolayca bağ kurmak isteyeceği ‘gösterişli’ tiplerdi.

American Psycho’nun Patrick Bateman isimli baş kişisinin son birkaç sene içinde neden tekrar popüler olduğunu bir türlü anlayamadım. Bana göre Fight Club’ın Tyler Durden’ı çok daha tutarlı bir ideolojiyi temsil ediyor. Bateman’ın ‘better version of oneself’ düşüncesi bir şekilde herkesin kendi hayatına uygulaması gereken bir idea.

Karakterin hem kariyerinde insanlar, hem arkadaş çevresi, hem de aşk hayatına giren insanlar tarafından hor görülme korkusu kolayca göze çarpıyor. Kendini geliştirme isteği bir saplantı haline gelip rakibi olacak gördüğü herkese karşı bir tiksinme ve öldürme hissi duymasına neden oluyor. Bu da onun ‘deli’ yönünü ortaya çıkararak, belli bir ideal uğruna hareket eden adanmış adam olma duruşunu kaybetmesi ile sonuçlanıyor.

Filme puanım 7.5/10.

Kayıp Kız

Orijinal Adı: Gone Girl (2014)

Yönetmen: David Fincher

Türü: Drama – Gizem – Gerilim

İzlenme Tarihi: 4 Aralık 2022

Bu filmi çok uzun zamandır izlemek istiyordum. Ancak hiçbir zaman uygun anı bulamamıştım. Bugün birden ne izlesem diye düşünürken kendimi Gone Girl konusunda ikna olmuş halde buldum.

Fincher gerilim, gizem ve sürükleyicilik sağlama konusunda gerçekten bir dahi. Keşke daha fazla suç ve gerilim filmi çekiyor olsa. Reklam yönetmenliğinden gelen bir tekniği var. Kısa sahneler arasında dahi dikkati hep ekranda tutabiliyor. İzleyici filmdeki detayları bir an olsun kaçırmak istemiyor. Böyle olunca da gözünüzü telefonunuza ya da sağa sola kaydırmadan tam odak bir şekilde seyrediyorsunuz.

Filmin en başarılı performansı kuşkusuz bir şekilde Rosamund Pike’a ait. Beni bu kadar tedirgin eden başka bir kadın aktrist hatırlamıyorum. Gözlerinin içine bakınca bu sefer ne gibi bir psikopatlık çeviriyor düşüncesi beynime işliyor. Harika bir oyunculuk.

Yapıma puanım 8/10. Gerçekten çok iyiydi.

Rüzgarın Şarkısını Dinle

Orijinal İsim: 風の歌を聴け (Kaze no uta o kike) (Hear the Wind Sing) (1979)

Yazar: Haruki Murakami

Okuma Tarihi: 26 Kasım 2022 – 30 Kasım 2022

Haruki Murakami çağdaşım olan yazarlar arasında sanırım işlerini en beğendiğim ve kendimden az da olsa birtakım parçalar bulduğum birisi. İşlerini okurken kafamın bir köşesinde Asano Inio’nun eserlerinden paneller dönüp duruyor. Onun mangalarında Murakami’nin etkileri bariz bir şekilde görülüyor. Bunu okuduğum her Murakami romanıyla daha da iyi kavrıyorum.

Rüzgarın Şarkısını Dinle Murakami’nin ilk yazarlık deneyimi olarak geçiyor. İnanılmaz bir kurgu anlatmıyor elbette ama hem Kadınsız Erkekler hem de İmkansızın Şarkısı‘nda aldığım tadın en vahşi ve ham halini burada da alabilmeyi başardım. Yazar özünü ilk kitaptan beri taşımayı sürdürüyormuş.

Bu eser okuması çok kolay, basit bir olay örgüsüne sahip son derece akıcı bir dil ile kaleme alınmış. Sabahları toplu taşıma yolculuğu yaptığım için sık sık okumam bölünür ve indi bindi yaparken okuduğum bölüm yarım kalacak korkusu aklımın bir kenarında hep durur. Ancak bu kitaptaki bölümler oldukça kısa ve okunması rahat. Bu da beni daha çok okumaya bir duraktan diğerine gidene kadar kitapta biraz daha fazla ilerleyebilme konusunda teşvik etti.

Esere puanım 7.5/10.

Mısır’ın Ölüler Kitabı

Orijinal İsim: 𓂋𓏤𓈒𓈒𓈒𓏌𓏤𓉐𓂋𓏏𓂻𓅓𓉔𓂋𓅱𓇳𓏤 (rw n(y)w prt m hrw(w)) (Book of the Dead) (MÖ. 16.yy)

Yazar: Anonim (Çeviri: Peter le Page Renouf)

Okuma Tarihi: 7 Kasım 2022 – 25 Kasım 2022

Book of the Dead genel hatlarıyla bir dua kitabı. Antik Mısır’da ölülerin Douat adı verilen öbür dünyada kötücül ruhlara karşı koyabilmesi için bu kitapta yazan büyüleri bilmesi gerekmektedir. Yıldan yıla kuşaktan kuşağa aktarıla aktarıla bu dini metin içerik açısından sürekli genişlemiş.

Son dönemlerde Antik Mısır’a olan ilgim tekrar alevlenmişken tarihi araştırma metinleri okuyayım istemiştim. Bu sebeple de bu kitabı aldım. Daha önce hiç duymadığım bir yayınevi olmasına rağmen başka yayımcısı olmadığı için mecbur burayı tercih etmek zorunda kaldım. Çok pişmanım.

Hayatımda okuduğum en kötü çevirilerden biri olabilir. O kadar kötü ki eserin tam olarak ne olduğunu anlamam için yarısını falan okumam gerekti. Ben gerçek dua metinlerinin çevirilerini okuyacağımı düşünüyordum. Ancak eserin içeriği Renouf abimizin kendine bıraktığı birtakım notlar, gezi yazıları, anılar ve kendi kendine hatırlattığı ritüel detaylarından ibaretti. Ancak bu konular arasında düzgün bir ilerleyiş olmadığı için içeriği takip etmesi gerçekten aşırı güçtü. Bu sebeple de okuduğumdan pek bir şey anlayabildiğimi söyleyemem.

Eserin bu çevirisini kesinlikle okumanızı tavsiye etmiyorum. Renouf’un çalışmasını orijinal dili Fransızca veya İngilizce versiyonu üzerinden irdelemek faydalı olacaktır. Ancak bu hali büyük bir hayal kırıklığı.

Diego Maradona

Orijinal Adı: Diego Maradona (2019)

Yönetmen: Asif Kapadia

Türü: Belgesel – Biyografi – Spor

İzlenme Tarihi: 19 Kasım 2022

Geçen ay izlediğim Senna belgeseli sonrasında yönetmenin diğer işlerini merak edip IMDB sayfasına göz atmıştım. Senna belgeselinden epey duygulu ayrıldığım için Kapadia’nın yapmış olduğu Maradona belgeselinin de bana benzer hisler uyandıracağını düşündüm. Bu sebeple ilk fırsatta izlemeyi kafama koydum. Yarın Dünya Kupası’nın başlaması şerefine bu belgeseli izlemek için daha iyi bir zaman olmayacağına kanaat getirdim.

Belgesel Maradona’nın sporculuk hayatı ile Napoli’nin karanlık tarafında aldığı rollere odaklanıyor. Napoli’ye transferi, 1986 Dünya Kupası’nı kazanışı, Napoli’yi hem İtalya’da hem de Avrupa Kupası’nda şampiyon yapışı, 1990 Dünya Kupası’nda İtalyanlarla arasının bozuluşu ve sonrasındaki çalkantılı magazinel olaylarına değiniyor.

Maradona’nın hayatına şöyle hızlıca bir bakınca onun yaşamını özetleyen en iyi cümlenin ‘you either die a hero or you live long enough to see yourself become the villain’ olduğuna inanıyorum. Onun Napoli şehri ve Arjantin için ne ifade ettiğini bilmek ve hatırlamak dahi gözlerimin dolmasına sebep oluyor.