Devilman Crybaby

Seri Çıkış Tarihi: 5 Ocak 2018 (Netflix)

Türü: Aksiyon – Dementia – Korku – Doğaüstü

Bölüm Sayısı: 10

İzlenme Tarihi: 21 Ocak 2018 – 2 Ekim 2020

Hayatım boyunca hep yeni hobiler edinmeyi sevmişimdir ancak bunların çok azını sürdürebilecek gücü bulabildim. Tiyatro, origami, buz pateni vb. aktiviteler mimarlık fakültesi öğrencisi olduğumdan dolayı zaman ayırmak gerekmesinin yanında, maddi olarak da zorluk çıkarıyordu. Bu yüzden zamanla maddi ve zamansal olarak beni daha az yıpratan aktivitelerimi yapmayı sürdürürken fazlalıkları birer birer bıraktım ve azalttım. Animeye ilk başladığım zamanlarda bu işin ilkini kimler yapmış, hangi seriler varmış diye merak ediyordum. Osamu Tezuka’nın elinden çıkan Astroboy ve Go Nagai’nin eseri Devilman ile işte o zaman tanışmıştım. Keşfetmiş olmama rağmen sadece bilmiş olmakla kaldım. Aklımın bir köşesinde durmalarına rağmen bir türlü izleme isteği bulamamıştım.

İki sene evvel Devilman Crybaby çıkış yaptığında anime takipçisi kitleler epey mutlu olmuştu. Onlarca yıl sonra diriltilen bir öykü tekrardan on binlerce insanı etkilemişti ve hakkında konuşturtmuştu. Ben o dönem animeye ara vermiş olmama rağmen etkileşimde olduğum insanların hype tufanına kapıldım.

Sanat tasarımının Tatami Galaxy’ye benzediğini görünce şaşırdım. Bu tarzı The Night Is Short, Walk on Girl gibi tatlı slice of life yapımlarla özdeşleştirdiğim için, karanlık bir öykü anlatmasını beklediğim seriye yakıştıramadım. Bölümün sonunda çizimlerin iyice zıvanadan çıkması ve gerçekten rahatsız edici şekillere bürünmesi ile seriyi izlemekten vazgeçtim.

Çıkışından geçen bunca süre boyunca Crybaby dizisinden toplamda dört bölüm izlemiştim. İzlemeye başlayınca sıkılıyordum. Bu yüzden bazı metro seferleri sırasında açıp 3-4 dk seyrediyor ve tekrar kapatıyordum. Hatta dördüncü bölümü tamamlayamamıştım. Geçen hafta bitirmeyi kafama koyduğum için ikinci bölüm itibariyle tekrar izlemeye başladım. Bu sefer çizimlere karşı daha hoşgörülü idim. Yine de bazı şeytan tasarımları aşırı absürt ve çirkindi ki, stüdyo bilerek mi böyle yapmış yoksa işten mi kaytarmışlar emin olamadığım. Aslını bilemiyor olsam da son dört bölüme geldiğimde bu seçimi epey yerinde buldum.

Hikayede insanların şeytanlara karşı verdikleri tepkilerin büyüklüğünü, onları görünce içine düştükleri korkuyu idrak etmek böyle daha kabul edilebilir oluyordu. Havalı antropomorfik tasarımları olsa “Niye bu kadar iğrendiler ki?” diye sorabilirdik. Seyirci olarak bizler dahi bu kurgusal eserdeki şeytan tasarımlarına bakarak rahatsız oluyorsak, öyküdeki insanların verdikleri tepkinin daha inandırıcı geldiğine kanaat getirdim. Bu yüzden de çizimler serinin sonlarına doğru gözüme daha uygun gözüktü.

İnsan ve insan-olmayan arasında sürüp savaşta iki tarafı da barışa yönlendirmeye çalışan ve iki taraftan da dışlanan bir kahramanın trajik öyküsü bu. 1972 yapımı orijinal anime ile Crybaby aynı öyküyü mü anlatıyor bilmiyorum. Ancak eğer aynı ise dönemine göre gerçekten harika bir öykü. Bugünün standartlarına göre ele alınca da çok çiğ durmuyor. Bunu başarmış olmaları bile takdiri hak ediyor.

Seriye puanım 8/10. Özellikle son iki bölüme bayıldım. Kullanılan sembolizm ve kahramanın trajik öyküsü görülmeye değerdi. Vaktinde önyargılarımı aşıp da seriye devam etmediğim için pişman oldum.

Reklam

Devilman Crybaby” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s