Seri Başlangıç Tarihi: 19 Nisan 2020
Türü: Belgesel – Tarihi – Biyografik

___
Sezon Sayısı: 1/1
Bölüm Sayısı: 10
Çıkış Tarihi: 19 Nisan 2020 – 18 Mayıs 2020
İzlenme Tarihi: 2 Ekim 2020 – 1 Kasım 2020

Her ne kadar basketbola ilgim ilkokulda başlamış olsa da NBA izlemeye ortaokulda girişmiştim. 2002 Dünya Basketbol Şampiyonası gerçekleşirken TV’de sürekli 12 Dev Adam şarkısı döner dururdu. Eğlenceli, akılda kalıcı ve ilgi çekici reklamlar oldukları için çocuk, genç, yaşlı demeden herkesin ağzına yer ederdi. Ben de çocuk halimle o şarkıya bağlanmıştım. Şampiyona maçlarını izlememiş olsam da reklamlar bende basketbol oynamaya karşı bir istek uyandırmıştı. İnebolu’daki evimiz basketbol sahasından çok uzakta olmasına rağmen büyük-ebeveynlerimden bir basket topu almalarını istemiştim. Topuma kavuşunca da düz yolda sektire sektire koşmak dışında bir şey yapmadım. Sahadaki potalara yetişecek boya ve güce sahip olmadığım için mecbur bu şekilde eğlenmeye çalıştım.
Basketbola olan ilgi yalnızca benden ibaret değildi. Babam ve tanıdığım diğer yetişkinler de merak duymaya başlamıştı. Babam beni o senenin okul dönemi Abdi İpekçi’deki basketbol kursuna yazdırmıştı. Yine o sene dört şubeden oluşan ilkokulumuzun sınıf öğretmenleri öğrencileri Ülker ve Efes maçlarına götürmeye başlamıştı. Her sınıftan yalnızca çok başarılı olan birkaç öğrenciyi seçiyor ve onlara bilet alarak stadyuma götürüyorlardı. Ben sürekli o seçilen çocuklardan biri oldum. Ancak salonda tezahürat yapmak ve kısa boyumuzdan dolayı net bir şekilde izleyememek kısa sürede maçtan kopmamıza neden oluyordu. Fakat bu apayrı bir mesele.
Ortaokulun ilk iki senesi sürekli NBATV izlerdim. NBA’ye karşı ilgim yan sınıfımızdaki çocuklarla arkadaşlığımı ilerlettiğim dönemde ortaya çıktı. O sınıftakiler hep basketbol oynarlardı ve epey de iyilerdi. Cavaliers ve Lakers fanlarından oluşan bir sınıftı. LeBron ve Kobe kavgaları ederlerdi sürekli. 2008 yılında Boston şampiyon olmuştu. Benim de o dönemler Braveheart ve Asteriks’ten kaynaklanan bir Kelt hayranlığım vardı. Takımın adı Celtics olduğu için desteklemeye başlamıştım. Sonradan iyi bir takım olduğunu anlayınca da taraftarlığımı sürdürmüştüm. 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası sonrasında liseye başlamıştım. Ve bu spor çılgınlığı lisenin ilk senesinde de sürmekteydi. Ancak pek iyi bir oyuncu olmadığımı fark ettikten sonra basketboldan yavaş yavaş uzaklaştım. NBA takip etmeyi de bıraktım.
2016 senesinde NBA2K16 oynamam dışında son 8 sene içinde basketbola dair elle tutulur hiçbir şey yapmadım. Ancak bu sene The Last Dance belgeselinin gündeme oturması ve NBA2K20 sahibi olmamla birlikte basketbol hayatıma tekrar giriş yapmış oldu.
The Last Dance belgeseli hakkında da birkaç laf ettikten sonra bu seyir günlüğünü sonlandıracağım. Belgesel Michael Jordan odaklı olmasına rağmen takımın diğer kilit oyunculara ve teknik direktör Phil Jackson’a da epey yer veriyor. Jordan, Pippen ve Rodman’ın özel hayatlarına dair detaylara da hakim olabiliyoruz. Kerr ve Kukoc hakkında diğer üçlü kadar detaya inilmese de onlara dair birkaç kritik meseleden bahsediliyor.
Takımın mentalitesini ve Bulls’un içinde dönen olayları öğrenmek için oldukça iyi bir belgesel diyebilirim. NBA takipçilerinin mutlaka izlemesi gereken bir yapım.