Spy x Family

Seri Çıkış Tarihi: 9 Nisan 2022 – 25 Haziran 2022

Türü: Shounen – Aksiyon – Komedi

Bölüm Sayısı: 12

İzlenme Tarihi: 9 Nisan 2022 – 3 Temmuz 2022

Spy x Family henüz animesi çıkmamışken dahi adını duyduğum bir manga serisiydi. Hatta animesi dizisi duyurulmamış olsa okumayı planlıyordum. Yeni bir seriye giriş yapmak için iyi bir anime adaptasyonundan daha uygun bir seçenek yok ne yazık ki. O yüzden Spy x Family anime uyarlamasının bu kadar başarılı olması beni çok mutlu etti.

Animenin konusu Westalis ve Ostania isimli bir kurgusal ülkenin bulunduğu bir dünyada geçiyor. Burası bariz bir şekilde 20. yüzyıl ortasındaki Almanya’dan esinlenilmiş. Zaten olayların geçtiği şehrin adı da Berlint olduğundan bunu fark etmek için araştırmacı gazeteci olmanıza gerek kalmıyor. Her neyse. Hikaye Loid Forger isimli bir Westalis ajanının iki ülke arasında savaş çıkarmak isteyen Ostania siyasilerini ortadan kaldırma operasyonuna odaklanıyor. Strix kod adı verilen bu operasyonun yürümesi için dikkat çekmemesi gereken Loid’un Ostania topraklarında bir aile kurması gerekmektedir. Bunun için yetimhaneden zihin okuma yeteneği olan Anya’yı evlat edinir. Eş olarak da bekar bir kiralık katil olarak iş yapan Yor’u seçer. Seri boyunca gerçek kimliklerini gizleyen bu üç kişilik ailenin başlarına gelen komik olaylarla nasıl mücadele ettiğini izliyoruz.

Serinin komedi havasını sağlayan en önemli unsur Anya’nın zihin okuma kabiliyetinin olması. İlk bölümden beri bu kararın çok iyi olduğunu söyleyip duruyorum kendime. Kendisini bu casusluk oyununa dahil etmek istediği için de ne babasının ne de annesinin sırlarını ortaya çıkarmadan şapşal bir şekilde rolünü oynamaya çalışıyor.

Onun varlığı hikayedeki en kilit unsur, bu sebeple hikayenin ilerisinde büyüyüp ergenlik krizlerine girdiğinde ailesine sorun çıkarmaya başlayacak mı diye merak ediyorum. Ancak hikayede öyle bir timeskip yaşanacak potansiyel yok ne yazık ki. Çünkü Loid bir an önce çıkarılması planlanan savaşı önlemek için fırsat bulmaya çabalıyor. O yüzden çok uzun vadeli bir macera da olmayabilir diye düşünüyorum. Yor’un kardeşi Yuri Briar karakterini çok sevdim. Umarım gelecek sezonlarda hikayeye daha fazla dahil olur ve olayların karışık bir hal almasına sebep olur.

Seriye puanım 8.5/10. Oldukça keyifli bir komedi animesiydi. Herkesin izlemesini öneriyorum.

Yowamushi Pedal: New Generation

Seri Çıkış Tarihi: 10 Ocak 2017 – 27 Haziran 2017

Türü: Shounen – Spor

Bölüm Sayısı: 25

İzlenme Tarihi: 10 Ocak 2017 – 11 Mayıs 2022

Yowamushi Pedal benim en sevdiğim spor animesi serisidir. Bu kişisel bilgiye daha önce yazdığım spor türündeki animelerin inceleme yazılarında da yer vermiştim. Her ne kadar ölüp bittiğim, karakterlerine aşık olduğum, mücadeleleriyle hırslanıp hüzünlendiğim bir yapım olsa da ben bu seriyi 13 Nisan 2017 tarihinde çıkan 14. bölümden sonra izlemeye devam etmedim. Sebebi de 2017-2019 arasında anime izlemeyi bırakmış olmamdı.

Yowamushi Pedal’ı ne kadar sevsem de bir yerden sonra devam edecek gücü bulamadım kendimde. Bu yüzden de sırf laf olsun diye, izlemiş olmak için izlemek yerine seriye ara vermeyi tercih ettim. Ediş o ediş. 5 senedir bu seri benim MAL listemin watching sekmesinde gözüküyordu. Bu senenin sonunda 5. sezonu geleceğini haber aldığımdan beri Pedal’a dönmek için fırsat kolluyordum. Jigokuraku mangasını bitirdikten sonra telefona bir anime atmaya karar verdim. İşte tam o anda doğru seçimi yaptım ve Yowamushi Pedal 3. sezonunun tüm bölümlerini indirdim.

Seriyi yarım bırakmış olsam da olayların nerede kaldığı hatırlayamıyordum. Bu yüzden de zaten sevdiğim bir seri olmasını bahane ederek 3. sezona sıfırdan başladım. İyi ki de öyle yapmışım. Karakter dramaları ve background öykülerine dair iyi bir hatırlatma oldu.

Bu sezonun hikayesinde Onoda, İmaizumi ve Naruko, okudukları Sohoku lisesinde 2. senelerine başlıyorlar. İlk iki sezondaki senpailerimiz 3. sınıf öğrencileri Makishima, Kinjou ve Todokoro bu sezon ile birlikte okuldan mezun oluyorlar. Kinjou’nun yerine takım kaptanı geçen sene 2. sınıf olan Teshima oluyor. Sohoku’nun meşhur 1000 kmlik maraton kampında Koga ile takım kaptanlığı için mücadele eden Teshima nihayetinde bu ünvana layık olduğunu kanıtlıyor.

Interhigh maratonu başladığında Onoda’nın 1 numaralı bandı taşıması nedeniyle baskı altında kalması önemli bir olaydı. Sırf bir yarış kazandı diye Onoda gibi içine kapanık ve utangaç bir çocuğun birden aslan kesilmesini görmek garip olurdu. Rakiplerin ona özel stratejiler geliştirmiş olması da hikayenin baharatı oldu. Her yarış gününün böyle olaylı geçiyor olması bu seriyi benim için çok özel kılıyor.

Yarışın ilk günü tamamlanmadan sezon final veriyor. O dönem güncel izliyor olsam 4. sezon için bir sene beklemek acayip koyardı herhalde. Neyse ki şimdi sakin sakin izliyorum da seriden aldığım keyfi maksimumda yaşayabiliyorum.

İlk günün sprint ve climb yarışını Hakone kazanmış olsa da final çizgisi henüz geçilmediği için devamında neler yaşandığını henüz bilemiyorum. Hikaye sezon içinde tamamlanamamış olsa da tırmanış yarışı çok hoşuma gitti. Teshima ilk iki sezonda yeterince ekran süresine sahip olmadığı için hakkında net bir fikrim olmamıştı ama şu anki haliyle serideki favori karakterim olmayı başardı. Çizgiye ulaşmak için canını dişine takıp mücadele ederken Manami için beklemiş olması ve onurlu bir mağlubiyet alması beni çok etkiledi. Böyle buruk mutluluklar yaşamaya bayılıyorum.

Sezona puanım 9/10. Normalde 10 puan verirdim ancak yarışı bitirmeden final verdikleri için kendi içinde bir bütün olarak değerlendiremiyorum. O yüzden bir puan kırdım. Yoksa başka özel bir sebebi yok. Harika bir spor animesi.

Shaman King (2021)

Seri Çıkış Tarihi: 1 Nisan 2021 – 21 Nisan 2022

Türü: Shounen – Macera – Komedi – Doğaüstü

Bölüm Sayısı: 52

İzlenme Tarihi: 1 Nisan 2021 – 23 Nisan 2022

Shaman King çocukluğumun en özel parçalarından biridir. Digitürk’ün özel kanallarından olan Jetix’te yayınlandığı için yalnızca babaannemlere gittiğimde izleyebiliyordum. Bu da senede maksimum iki aylık bir süreye tekabül ediyor. Her gün yeni bölüm verecekler umuduyla TV başına geçiyor ve o efsane “To Be Shaman King” jeneriğini beklerdim.

Çocukken arkadaşlarım arasında bir Digimon-Pokemon-YuGiOh-Beyblade çekişmesi olurdu. Ben bu dörtlü çarpışmada genelde Digimon ve Yugioh destekleyen tarafta olurdum. Ancak benim için izlediğim çizgi filmler ve animeler arasında en havalı bulduğum ve en sevdiğim Shaman King idi. Kendi kuşağımdan olan her çocuğun bu seriyi izleyememiş olması beni gerçekten çok üzüyordu. Sevgimi bir başkasıyla paylaşamıyordum. Yoh ve Hao dövüş roleplaylerini gerçekleştiremiyordum. Böyle konularda bazen kendimi çok yalnız hissediyordum. Sanırım bu sebeple kendi hayal dünyama daha çok önem verdim ve zamanla içine kapanık biri haline geldim.

2020 senesinde gerçekten kimsenin hiçbir beklentisi olmamışken 12 Haziran tarihinde birden Shaman King mangasının yeniden animeye uyarlanacağı duyuruldu. Bu beklenmedik gelişme beni öyle mutlu etti ki alakalı alakasız tüm mesaj gruplarına bu haberi yaydım. Heyecan seviyem göklere çıkmıştı. Seri unutulup gitmiştir diye zaman zaman yakındığım için bir remake projesinin gelmesine ihtimal vermiyordum. Böylece hiçbir fikri mülkün son bulmayacağına ve üzerinden 20, 30 hatta 40 yıl da geçse bir şekilde tekrar gün yüzüne çıkacağına ikna oldum.

Peki bu kadar heyecan yaptığım, çıkışını dört gözle beklediğim Shaman King animesini nasıl buldum? Ya da nasıl buldum demeyeyim. Bana neler hissettirdi sorusunu cevaplayayım. Animenin açılış müziğinden tut, çizim stili ve renk paletine kadar her şey bana çocukluğumun o huzurlu ve dertsiz dönemlerine götürdü. Bu eski bir sevgili ile yıllar sonra karşılaşmışım hissi verdi. Ayrılığımızın sebebi kötü yaşanmışlıklar olmadan, yalnızca güzel anıların hatırlandığı tatlı bir yeniden buluşma gibiydi.

Shaman King’i Jetix’te Türkçe dublaj izlemiş olsam da 2016 senesinde yoğun bir hasret duyduktan sonra seriyi orijinal dilinde bir kez daha izlemiştim. Ancak 2021 yapımında Yoh’un seiyuusu hanımefendi değişmiş olsa da tınısı çok benzer olduğu için myanimelistten cast kontrolü yapana kadar farklı biri olduğunu anlamadım. Ana kadro ise hiç değişmeden aynı duruyor. Tao Ren, Anna, Horohoro vs. hepsi 20 yıl sonra bir araya gelmişler. Onlar için de farklı bir anlamı olmuştur bu projenin.

Hikaye elbette orijinal mangaya daha sadık ilerliyor. Bu da yaklaşık ilk 20 bölümden sonra iki serinin farklı iki rotada ilerlemesi ile sonuçlanmış. Ben 2001 animesinde finalinde ne oluyordu gerçekten hiç hatırlamıyorum. Bu inceleme bittikten sonra açıp bakacağım. Ancak 2021 serisindeki orijinal hikayenin anlattığı olay örgüsünü epey sürükleyici buldum. Osorezan Revoir arcı tek başına bile bu yeniden yapımı izlemeye değer kılıyor. Bugüne dek izlediğim animeler içerisindeki en iyi flashback arclardan biriydi. Aklımda yer eden flashback arclara Bleach’teki ‘Everything But The Rain’ de dahil edilebilir.

Matamune karakteri, Gandhara ekibinin varlığı, ölmüş şamanların limboda ruhlarını güçlendirmeleri, turnuvanın yarı finalinin Mu Kıtası’nda gerçekleşmesi, Grand Elemental Spirits’in yakalanıp el değiştirmesi, Shaman King’in korumaları ve Great Spirit’in bir araya gelip maddeleşmesi gibi önemli anlar ilk seride görmediğimiz şeylerdi.

Tabii böyle olağanüstü bir esermiş gibi anlattığıma bakıp aşırı beklentiye kapılabilirsiniz. O yüzden sizleri uyarmalıyım. Bu yazı çocukluk aşkıyla yeniden karşılaşan heyecanlı bir gencin kaleminden çıkmıştır. Övgülerine eski güzel günlerin anılarını kattığını aklımızdan çıkarmayın. Yoksa “Vay dünyanın en iyi animesi herhalde bu” diyerek izlemeye başlayıp, “Çocuk animesiymiş” tepkisi vererek kapatabilirsiniz.

Aa ama bahsetmeden geçemeyeceğim çok önemli bir husus var. Bu yapımın müzikleri mu-az-zam olmuş. Her sahneyi olduğundan daha eğlenceli veya epik hale getiren eşsiz parçalar bestelemişler. Müzik prodüksiyon ekibi tek başına 10 puan verilmeyi hak ediyor.

Seriye puanım 8.5/10. Eğer geçmişte Shaman King ile bir anı paylaşmadıysanız ve seriye ilk kez girecek biriyseniz bu yapımı ortalama üstü bir iş olarak bulmanız son derece olası. Ancak eski hayranlardan biriyseniz, işte o zaman buna bayılacaksınız.

Thermae Romae

Seri Çıkış Tarihi: 13 Ocak 2012 – 27 Ocak 2012

Türü: Tarihi – Komedi

Bölüm Sayısı: 6

İzlenme Tarihi: 29 Mart 2022 – 10 Nisan 2022

Bu anime serisini çok önceden Plan To Watch’a eklemişim ama varlığını öyle bir unuttum ki geçenlerde yeni sezonu duyurusu yapılınca hatırladım.

Animenin konusunu oldukça eğlenceli buldum. Lucius isimli Romalı bir mimar, şehir hamamında yıkanırken gizemli bir akıma yakalanıp dünyanın öbür ucunda kendisinden 2000 sene ilerideki Japonya’da bir hamama ışınlanıyor. Yaşadığı şoku atlatmaya çalışırken Japonların hamam ve banyo kültürünü öğrenip Roma’ya geri döndüğünde kendisi yapmaya çalışıyor.

İlk bölümde hamamın iç dizaynı ve bölümleriyle alakalı yenilikleri alıp uyarlıyordu. İkinci bölümde açık kaplıcayı ve suyun çevresinde serbest dolaşan hayvanları görüyor. Üçüncü bölümde bir patricii’nin villasına kişisel sıcak su banyosu inşa ediyor. Dördüncü bölümde Japonların meşhur teknolojik klozetlerini ve sanal akvaryum görüntülerini taklit ediyor. Beşinci ve altıncı bölümlerde de bir kaplıca köyü projesi planlayıp hayata geçiriyor.

Seriye puanım 6/10. Specials ve devam sezonu olan Novae’yi de bir ara izleyeceğim.

Tokyo 24-ku

Seri Çıkış Tarihi: 6 Ocak 2022 – 7 Mart 2022

Türü: Gizem – Scifi

Bölüm Sayısı: 12

İzlenme Tarihi: 6 Ocak 2022 – 7 Nisan 2022

Geçen sene Akudama Drive’ın damağımda bıraktığı tatlı hisse kanarak yeni çıkış yapan orijinal bilim kurgu serilerine de şans verme isteği duymaya başladım. Tokyo 24-ku da bu kış sezonu yayınlanan ve şans tanıdığım eserlerden biri oldu.

Çizimlerinin tatlı gözükmesi ve ilk bölümdeki epey emek harcanmış animasyonları görünce gerçekten iyi bir hikaye ile karşılaşacağım beklentisine kapıldım. Yanılmışım. Hikaye Psycho Pass başta olmak üzere bir sürü scifi animede olduğu gibi her şeyi kontrol altında tutan bir yapay zekanın insan kaderi üzerinde söz sahibi olup olmaması üzerinden bir drama çıkarmaya çalışıyor. Ancak bunu esinlendiği eserlerden çok daha ilkel bir şekilde ele alıyor.

Karakterlerinin ilginç olmaması, hikayede gerçekleşmesi düşünülen siyasi ayaklanmaların sadece 3-4 insanın bağırmasından ibaret olması, ana karakterlerin neden süper kahraman güçlerine sahip olup diğer vatandaşların bunu asla garip karşılamıyor oluşu gibi bir sürü negatif yöne sahip.

Seriye puanım 6/10. Sezon içinde haftalık takip etmiyor olsam asla açıp sıfırdan izlemeye koyulmazdım. Kalitesiz işlere vakit ayırmayı sevmiyorsanız bu eserden uzak durun.

Futsal Boys

Seri Çıkış Tarihi: 9 Ocak 2022 – 27 Mart 2022

Türü: Spor

Bölüm Sayısı: 12

İzlenme Tarihi: 9 Ocak 2022 – 27 Mart 2022

Kış sezonu ne çıkıyormuş diye bakarken gözüme kestirip izlemeye başladım. Hiç öyle uzun ve dramatik bir tanışma öyküm yok. Daha önceden duyurusunu falan da almadım. Beklentim sıfır olmasına rağmen beni yine de tatmin edemeyen bir dizi oldu Futsal Boys.

Bir animenin hikayesi ve karakterleri bana kendini ancak bu kadar önemsetemezdi. İzleyip izlemediğimden emin olamadığım bazı seriler mevcut. Ama sayıları gerçekten bir elin beş parmağını geçmez. Bu seride kaleci karakter hariç hiç kimsenin adını dahi bilmeden izledim. Kalecinin adı da Taiga yani kaplan demek olduğu için aklımda kaldı.

Ben çok nadiren 5 veya 6 puan veren biriyimdir. Bir eser hoşuma gitmiyorsa genelde izlemeyi bırakırım. Ve üzülerek söylemeliyim ki bu anime vakit ayırmaya değecek bir iş değil. Haftalık takip ediyor olmasam asla sıfırdan izlemeye başlamazdım.

Seriye puanım 5/10.

My Dress-Up Darling

Seri Çıkış Tarihi: 9 Ocak 2022 – 27 Mart 2022

Türü: Seinen – Romantik – SoL – Okul

Bölüm Sayısı: 12

İzlenme Tarihi: 10 Ocak 2022 – 26 Mart 2022

Oregairu ilk sezonu izlememin üzerinden epey bir vakit geçmişti. Kaguya-sama’yı komedisi ağır bastığı için liste dışı bırakırsam, uzun süredir romantik bir anime izlemediğimi söyleyebilirim. Ve Sono Bisque Doll wa Koi wo Suru benim dahi farkında olmadığım bir ihtiyaç anında imdadıma yetişti.

Coming-of-age eserlere karşı özel bir ilgim olduğunu bu blogtaki birçok yazımda defalarca dile getirdim. Elbette buna ek olarak genç insanların günlük yaşamları da kolayca dahil edilebiliyor. Ben kendi yaşayamadığım ve bir young adult olarak da bundan böyle bir daha asla yaşayamayacağım o hisleri dışarıdan bir gözlemci olarak seyretmeye veya okumaya bayılıyorum.

Bu aşık olmak gibi sıradan bir konu için dile getirdiğim bir ifade değil. Genel olarak Japonya’da bir genç olmak gibi daha bütünsel bir deneyimi kastediyorum. Yemesi, içmesi, eğlenmesi, sosyal ilişkiler ve hiyerarşisi ile birlikte total bir durumu işaret ediyorum. Bu mevcut haliyle birçok insanın asla deneyimleyemeyeceği bir ruh hali. Ha illa Japonya olmak zorunda değil. Anime hakkında konuştuğum için oradan girdim konuya.

Neyse işin özü ben Slice of Life serilere karşı en az Coming-of-Age eserlere duyduğum kadar yakın bir ilgi duyuyorum. Bu yüzden aşırı laubali olmadığı sürece çoğu SoL eserden memnun ayrılırım. Ancak kimisi vardır, ya bir karakteri ya da genel olarak odağına aldığı problem ile zihnime kazınır kalır. My Dress-Up Darling de Marin Kitagawa gibi aşırı tatlı ve samimi olduğu konusunda beni ikna edebilen bir kadın karakteri sunduğu için aklımda yer eden bir anime olacak.

Seriye puanım 8/10. Oldukça keyifli bir seriydi. Kadın veya erkek olmanız fark etmez, Marin’e aşık olmamak için epey çabalamanız gerekiyor. Uyarması benden.

Orient

Seri Çıkış Tarihi: 6 Ocak 2022 – 24 Mart 2022

Türü: Shounen – Macera – Fantastik – Tarihi

Bölüm Sayısı: 12

İzlenme Tarihi: 6 Ocak 2022 – 24 Mart 2022

Sengoku dönemi ve özellikle bu dönemi ele alan fantastik kurgulara özel bir zaafım var. Gerçekçi bir iç savaş öyküsü yerine Sengoku Basara, Dororo veya Nioh gibi doğaüstü güçlerin işe dahil edildiği hikayeleri izlemek ve oynamak bana çok eşsiz bir keyif veriyor. Orient’i bu dönemde geçip geçmediğini bilmeden izlemeye başladım. Seriyi izleme kararını eserin yaratıcısı olan kişi sayesinde verdi. En sevdiğim shounen serilerden biri olan Magi isimli manganın da çizeri olan Shinobu Ohtaka’nın elinden çıkmış bir seri olduğunu görünce ikinci kez düşünmedim, direkt üzerine düştüm.

Animenin çıkış yaptığı gün üzerine balıklama atlamış olsam da pek aradığımı bulabildiğimi söyleyemeyeceğim. Magi gibi bir şaheserden sonra Orient aşırı yavan bir tat verdi. Ne yazık ki böyle hissediyorum. İki seriyi birbiriyle kıyaslamamak elde değil. Evet tamam biraz haksızlık ediyor olabilirim. Ne de olsa Magi, sırtını bir dünya klasiği olan Bin Bir Gece Masalları’na dayıyor. Orient ise sadece büyülü bir Sengoku dönemi anlatısı. Ve henüz kitleleri kendine çekecek kadar büyük bir event veya ilgi çekici öge tanıtabilmiş değil.

12 bölüm içinde yalnızca Musashi’nin kotetsu blade’ini uyandırma evresini aşabildik. Musashi 9 ya da 10. bölümde üvey babası olan Jisai’nin, aynı zamanda ikinci ana karakter olan Kojiro’nun babası, Obsidian Goddess isimli insanüstü bir varlığı bedeninde taşıdığını öğreniyor. Hemen ardından da bu tanrıçanın bundan böyle Musashi’nin bedeninde bulunacağını görüyoruz. Bu iki olaya ek olarak ekibimiz Jisai’nin eski bir bushi olduğu ve eskiden Uesugi Klanı’na hizmet ettiği bilgisine vakıf oluyor. Musashi, Kojiro ve yanlarına katılan Tsugumi isimli genç kız ile birlikte üç kişiden oluşan bir bushi band kurup Uesugi Klanı’nın düzenlediği sefere dahil olmaya doğru giderlerken ilk sezon final veriyor.

Bu arada iki ana karakterin Kojiro ve Musashi olması da hoş bir detay. Belki serinin finaline doğru gerçekten Miyamoto Musashi ve Sasaki Kojiro benzeri bir gelişme yaşanır. Tsugumi’nin soyadının Hattori olması da yine kurguya bir noktada gerçekten katkı yapacaktır diye umutlanmama neden oluyor.

Sezona puanım 6.5/10. Son bölümün ardından ikinci sezon duyurusunu görünce şaşırdım. Puanı bu kadar düşük olup hemen ardında ikinci sezon duyurulan bir animeyi de ilk kez görüyorum sanırım. Gerçekten aklıma başka bir örnek gelmedi. Umarım devam sezonu gerçekten heyecanlı bir hikaye içeriyordur ve iyi bir şekilde adapte edilir. Dilerim ki yapımcılar ikinci sezonu üstlendikleri için pişman olmazlar ve ben de Shinobu sensei tarafından daha fazla hayal kırıklığına uğratılmamış olurum.

Diamond No Ace: Act II

Seri Çıkış Tarihi: 2 Nisan 2019 – 31 Mart 2020

Türü: Shounen – Spor – Okul – Komedi

Bölüm Sayısı: 52

İzlenme Tarihi: 14 Nisan 2019 – 9 Mart 2022

Diamond No Ace anılarımda en özel yere sahip üç spor animesinden biridir. Yowamushi Pedal’dan sonra, Slam Dunk’tan önce gelse de DNA bu ikisinden ayrı olarak çok özel bir önem taşıyor benim için. 2013’te ilk bölümüne göz atmış ve devam etmemiş olsam da 2015’te düzenli olarak izlemeye başlayıp sonunda aşık oldum. Bana beyzbolun kurallarını öğreten ve oyunu sevdirdiği için hatırımda hep taze duruyor ve biri spor animesi diyince aklıma gelen ilk seri oluyor.

Spor animesi izlemeyi gerçekten çok seviyorum. Her zaman shounen türününün en iyi örneklerinin spor kategorisindeki serilerde olduğunu söylerim. Çünkü bir shounen’de yer alması gereken tüm temalar sporda kolayca yer bulur. Mücadele, takım ruhu, dostluk, rekabet, yenilgi, hırs, ayrılık acısı, gençlik, sıkı çalışma, gelişim ve başarı. Bu kelimeleri art arda yazarken dahi gözlerim doldu. Bir kurguda en değer verdiğim unsurlar hep bunlar olmuştur. O sebeple de 25 yaşına gelmiş biri olarak hala shounen serilerden deli gibi haz almayı sürdürüyorum.

DNA Act II’de neler yaşadık hızlıca bir özet geçelim. Sezon Sawamura, Haruichi ve Furuya’nın ilk senesinin sonunda yani Mart-Nisan arasında gerçekleşen Senbatsu turnuvası ile başlıyor. Bu turnuvada Hokkaidolu bir okul olan Komadai Fujimaki’ye eleniyor Seidou okulumuz. Ancak hemen ardından okulun açılması ile birlikte yeni gelen 1. sınıf öğrencileri ile tanışıyoruz. Okumura, Yuuki ve Yui başta olmak üzere 5-6 kadar önemseyebileceğimiz yeni yetenekleri takımımıza katılmış olarak buluyoruz.

Onların katılımı ile birlikte zenginleşen kadro ile Bahar Turnuvası’na katılan Seidou Lisesi, yarıfinalde Ichidaisan High ile eşleşiyor. İlk inningten 2-0 öne geçen Seidou, 5. inning Furuya’nın yorulması ile birlikte 5 sayı yiyor. Koç Kataoka riskli bir karar alarak Furuya yerine Sawamura’yı oyuna sokuyor. Soğuk kanlı bir şekilde inningi ve maçı kapatan Sawamura bu maçtan sonra koçun gözünde güvenilirlik kazanıyor. Hazırlık maçlarında da başarılı bir performans sergilemesi neticesinde Bölgesel Yaz Turnuvası için seçilen kadronun Bir Numarası (Ace) olarak görevlendiriliyor. Ace olarak çıktığı ilk maçta gerginliği nedeniyle hata yapıp takımını 2-0 geriye soktuktan sonra 3 ya da 4. inningte oyundan alınarak yerine 3. sınıf olan Kawakami giriyor. Başarılı bir savunma ile maçı 10-2 kazanan Seidou özgüven toplayıp tur atlıyor.

Bir sonraki maçta Furuya ile başlama kararı alan koç Sawamura’nın mental olarak toparlanması, hırslanmasını sağlamaya çalışır. İkinci maçı da kolayca alan Seidou, üçüncü maçına takımın Ace’i Sawamura ile başlar. İlk atış yapılırken Act II final verir.

DNA sadece as kadro oyuncuları değil, yedeklerle, takım menajer ve yönetimini de hikayeye sokarak herkesin kişiliğini, düşüncelerini, hedeflerini ve korkularını öğrenmemize imkan sağladığı için çok kıymetli bir seri. Sadece sahaya çıkan 9 oyuncuyu değil. 20 kişilik ana kadroya ek olarak, kadroya giremeyen hırslı oyuncular, turnuvada karşılaşılan rakipler, takım yönetimi kadrosu ile birlikte neredeyse 40 kişiye varan bir karakter grubunu seyirciye önemsetebiliyor. Bu seride karşılaşılabilen bir şey değil. Gerekli önem verilmeli.

Sezona puanım 9.5/10. Devamının gelmesini iple çekiyorum.

Teito Monogatari

Seri Çıkış Tarihi: 27 Eylül 1991 – 25 Eylül 1992

Türü: Korku – Doğaüstü – Tarihi

Bölüm Sayısı: 4

İzlenme Tarihi: 26 Şubat 2022

Teito Monogatari yanlış hatırlamıyorsam eğer bu ay içinde varlığından haberdar olduğum bir eserdi. Shin Megami Tensei oyun serisine ilham olan eserler neler diye araştırırken Devil Summoner serisinin 3 ve 4. oyununun ana karakteri olan Raidou Kuzunoha XIV tasarımının Teito Monogatari’deki villain Yasunori Katou’dan esinlenilerek oluşturulduğunu öğrendim. Bunun üzerine ufak bir araştırma yaparak orijinal eserin Hiroshi Aramata tarafından 1985’te yazılmış bir roman olduğu ve 1988 yılında çekilmiş bir filminin de bulunduğunu keşfettim. Ancak ben 1991 yapımı anime serisinin seyir zevkime daha çok uyacağını düşündüğüm için buradan giriştim.

Eserin güçlü yanı kesinlikle hikayesi değil. Baştan bunu belirteyim. Ancak hikaye Japon popüler kültürü için önemli bir mihenk taşı görevi görüyormuş. Onmyoudou’nun işlendiği ilk kurgusal eser olduğuna dair bir yazı okumuştum araştırma yaparken. Bu da anime ve video oyun dünyalarına uzanan önemli bir geçit açmış demek oluyor.

Bu anime adaptasyonu, 12 ciltten oluşan orijinal roman serisinin ilk dört kitabını konu alıyor. Ancak pek sadık bir uyarlama olmadığına da dikkat çekmek isterim. Olay örgüsünü genel olarak benzer tutsa da bu anime serisi kaynak materyalden daha şiddet içerikli ve provokatif bir yön taşıma seçiminde bulunmuş. Tabii farklılıkların ne olduğunu sıralayabilecek kadar bilgim yok. Ancak ilerleyen dönemlerde çevirisini bulabilirsem seriyi de okumak istiyorum.

Eserin kurgusunu Japonya’daki büyük eventlere bağlama şeklini epey beğendim. Tokyo yeraltı demiryolu projesi ve 1923 Kanto Depremi gibi önemli gelişmeleri hikayedeki doğaüstü meselelerle ilişkilendirmiş. Dönemin ünlü şahsiyetleri de eserde yer alıyorlar. Bu da Taishou ve Shouwa dönemi ile ilgili insanları ana eseri okumaya yönlendirecek küçük bir detay diyebilirim.

Anime serisine puanım 7/10. İlk bölümdeki creepy havanın diğer bölümlerde ciddi şekilde azalması beni üzdü.