Burly Men At Sea

İlk piyasaya sürülme tarihi: 29 Eylül 2016

Geliştirici: Brain&Brain

Tür: Adventure

Platform: PS4

Oynama Tarihi: 24 Şubat 2026 – 25 Şubat 2026

Burly Men At Sea iki güne yayılmış ve yaklaşık 2 saatlik bir oynanış sonunda %100 hikaye ile son buldu.

Her bir hikaye yaklaşık 10 dakikalık bir oynanış sunuyor olsa da farklı seçimlerin nasıl sonuçlar doğuracağını merak ettiğim için diğer bitirişlere de ulaşmaya gayret ettim.

Elbette bu 12 farklı sonun her birini görme konusunda beni teşvik eden en büyük şeyin platin kupa olduğunu itiraf etmem gerekiyor. Oldukça yüksek bir kazanma yüzdesine sahip olduğunu görünce hemen değerlendirmek istedim.

Fena da olmadı. Dediğim gibi oldukça kısa bir macera döngüsüne sahip olduğu için hızlı hızlı her bir sonu görüp kupalarınızı dizebiliyorsunuz.

Hikaye namına pek çığır açıcı veya dersler çıkarttıracak bir içerik bulunmuyor. Hatta oyunun tek güçlü olduğu yanın minimalist sanat stili olduğunu söyleyebilirim. Sağ ve sol sticki kullanarak sahnenin el-işi kağıdı gibi dizayn edilmiş statik dokusuna hareket vermek oldukça keyifliydi.

Esere puanım 5.5/10. Bir çocuk oyunu olarak veya oyunlara yeni giren bir insana önerebileceğim tatlı bir yapım olmuş.

Teenage Mutant Ninja Turtles: Turtles in Time

İlk piyasaya sürülme tarihi: 30 Ağustos 2022 (1 Mart 1991)

Geliştirici: Konami

Tür: Beat ’em up – Action – Platformer

Platform: PS4 (Arcade)

Oynama Tarihi: 24 Şubat 2026

Teenage Mutant Ninja Turtles: Turtles in Time (Arcade) yaklaşık 1 saatlik bir oynanış sonunda final verdi.

Cowabunga Collection’ın sunduğu hizmet sayesinde hiçbir zaman bitirme fırsatı bulamayacağım olan bir başka Arcade TMNT oyununu da bitirmiş bulunuyorum.

2026 senesine bu kadar fazla oyun bitirerek girmiş olmam genel resimden bakınca ilgi çekici duruyor olabilir. Ancak genel hayat koşuşturmacası içerisinde kısa yapımlara daha çok şans verme haline büründüm. Bu nedenle uzun zamandır kıyıda köşede beklettiğim birçok yapımı elden geçirme fırsatım oldu.

Turtles in Time, kendisinden iki sene önce çıkan selefinin yanında daha gelişkin duruyor. Öncelikle oyuna dövüş çeşitliliği getirilmiş. Kısa saldırı ve güçlü saldırı yöntemleri havada ve yerde yapmaya bağlı olarak farklı hareketler ortaya çıkarıyor. Joystick’e yön verildiğinde de ilgili düşmana yönelip uçan tekme veya dönerek saldırı animasyonu da seyredebiliyoruz. Buna ek olarak yerdeki düşmanlara hızlıca ilerleyip ayağına kayma veya omuz atma aksiyonu da getirmişler. Oyuna dönemi için oldukça renk katan özellikler olduğunu belirtmeden geçemeceğim.

Konsept ve olay örgüsü olarak ele alırsak da oyun bir önceki yapımdan daha eğlenceli olmuş. Hikaye Krang’ın Özgürlük Heykeli’ni çalması ile başlıyor. New York şehrinde Krang’ın peşine düşen ninja kaplumbağalarımız -ben Rafael ile oynadım- Foot Clan’ın adamlarını alt ederek yoluna devam ediyor. Ancak Shredder ile karşılaştığımız dördüncü bölümün sonunda bizi zamanda farklı dönemlere gönderip yeni düşman çeşitleri ile mücadeleye sürüklüyor.

İlk önce tarih öncesi dönemde dinozora binen askerlerle savaşıyoruz. Sonrasında coğrafi keşiflerin yapıldığı bir gemi güvertesinde bubi tuzağı gibi kalaslardan kaçmaya çalışarak alevli ok ve kılıç taşıyan düşmanlarla çarpışıyoruz. Ardından endüstri devrimine zıplayıp Back to the Future’u anımsatan bir trende takip sekansı yaşıyoruz. Ardından cyberpunk benzeri bir dünyaya gelip hayali bir 2020 senesini deneyimliyoruz. Oradan 2100 senesinde Krang’ı alt edip sonrasında Shredder ile günümüz olan 1991 senesinde güreşe tutuşuyoruz.

Finalde Shredder’ı alt edip Özgürlük Heykeli’ni eski yerine geri yerleştiriyor ve hikayeyi kapatıyoruz.

Esere puanım 6/10. İlk oyunun üstüne koymayı başarmışlar ve ilginç bir şekilde sürükleyici bir yapıya sahip.

Küçük Gün Işığım

Orijinal Adı: Little Miss Sunshine (2006)

Yönetmen: Jonathan Dayton – Valerie Faris

Türü: Komedi – Drama

İzlenme Tarihi: 22 Şubat 2026

Daha filmin ilk dakikalarını izlerken bu filmin bir başkalaşım öyküsü olacağını hissetmiştim. Bu tarz yolculuk öyküleri bir de karakter gelişim öyküleri barındırdığı zaman tadından yenmez hale geliyor.

Little Miss Sunshine’ın da karakterleri oldukça eğlenceli, tuhaf ve kendini izleten tiplerdi. Film bizim için yağ gibi aktı. Bir dakika olsun durdurup etrafa bakınma, telefonla ilgilenme ihtiyacı duymadım.

Son yıllardaki filmlerin başaramadığı şeyleri eski yapımlar çok kolay gösteriyor. Seyirciyi ekranda tutmak zor bir meziyet midir bilemem. Ancak yeni yapımların eskiden doğru yapılan formülü unuttuklarını söylemek için alim olmaya gerek yok.

Esere puanım 7/10.

Sonic Colors Ultimate

İlk piyasaya sürülme tarihi: 12 Kasım 2010 (7 Eylül 2021)

Geliştirici: Sonic Team

Tür: Action – Adventure – Platformer

Platform: PS4 (Nintendo Wii)

Oynama Tarihi: 12 Şubat 2026 – 17 Şubat 2026

Sonic Colors Ultimate yaklaşık 5 saatlik bir oynanış sonunda %39 tamamlanma ile hikayeyi finale eriştirdi.

Klasik Sonic oyunlarının büyük bir fanı olarak hiçbir zaman üç boyutlu Sonic projelerine sıcak bakamadım. Sonic Generations ilk çıktığında heves edip girmiş olsam da düzgün kontrol edememem nedeniyle kısa sürede vedalaşmıştım.

Fakat Sonic Colors bu döngüyü kıran ilk oyun oldu. Sonunda 3D Sonic oyunlarına da şans verip eğlenebileceğim konusunda ikna oldum. Eserin hikayesinde pek bir olay yok ancak Sonic’in hazırcevaplılığı ve Tails’ın saftirik tavırları sinematik ara sahneleri takip etmeye değer kılıyor.

Oynanış konusunda yapılan ekleme 8 farklı uzaylı türünün yardımı ile Sonic farklı güçlere sahip oluyor. Bunların birinde mor bir canavara dönüşüp yolunu tıkayan kutuları patlatabilirken, bir başka özellikle matkaba dönüşerek zeminden kendine bir yol açabiliyor. Birinde füzeye dönüşüp dimdik göğe fırlarken, bir diğerinde zepline dönüşüp sekiz farklı yönde hareket imkanı elde edebiliyor.

Uzun lafın kısası Sonic Colors Ultimate, diğer Sonic oyunlarında yer almayan bu özel yetenek sistemi ile haritalara bir heyecan katmayı başarmış. Ben hardcore bir oyuncu olmadığım için tüm madalyon ve yıldızları toplama peşine düşmesem de eminim ki dünyanın bir yerlerinde bu oyunun %100 yapmak için speedrun denemeleri yapan insanlar vardır. Onlara selam yolluyor ve ben kendi yoluma devam ediyorum.

Esere puanım 6.5/10.

Castlevania

İlk piyasaya sürülme tarihi: 30 Nisan 1987 (16 Mayıs 2019)

Geliştirici: Konami

Tür: Action – Platformer

Platform: PC (NES)

Oynama Tarihi: 5 Ocak 2026 – 10 Şubat 2026

Castlevania (NA – 1987) 2 saat 42 dakikalık oynanış sonunda final verdi.

Konami sağ olsun, TMNT için de yapmış olduğu koleksiyon sürümleri sayesinde geri dönüp şans vermeyeceğim yapımları baştan sonra deneyimleyip zorluğunu iliklerimde hissetme fırsatına eriştim.

Anniversary Collection’a özel scanlines filtresi mevcuttu. Bu sayede modern ekranlarda da CRT etkisiyle oyun oynayabiliyor olmak eşsiz bir deneyim sunuyor. Bu oyunun atmosferi beni bugün dahi ürpertmeyi başarıyor.

Benim Castlevania serisi ile tanışıklığım çocukluğuma, memleketimde geçirdiğim bir yaz mevsiminde, sıradan bir çarşı gezisine denk geliyor. O zamanlar kırtasiyelerde famicom çakması, bizim “ateri” dediğimiz ev konsolları satılırdı. Dönemin alım gücüne göre ortalama düzeyde bir pahası vardı bu cihazların. Kasetleri de genellikle 2 TL’ye satılan “1000000 in 1” türevi derlemelerden ibaretti.

Ancak yer yer tek oyun içeren özel kasetlere denk gelirdim. O kartuşların üzerindeki görseller daha özenli olurdu. Okuma yazmayı henüz yeni yeni çözen biri olarak İngilizce veya Japonca logolara sahip olan bu oyunların isimlerini o günlerde öğrenememiştim. Ancak bir gün babaanneme ağlaya ağlaya aldırttığım, kapağında kırbaçlı bir savaşçının durduğu o kartuşu yıllar boyu unutamadım.

Aldırmasına aldırdım o kartuşu. İşin komik yanı ise eve gelip oyunu makineye taktığımda oyunun ne kadar zor olduğunu görüp pişman olmamdı. Kapaktaki havalı adamın heyecanına kapılıp 5 TL gibi uçuk bir fiyata bir oyun satın almıştım. Ve onu da oynamayı beceremiyordum.

Geriye dönüp düşününce ne kadar komik ve tatlı bir anı gibi kalsa da oyunu bugün bile oynarken anniversary collection’ın sunduğu hızlı save-load özelliğini kullanmadan edemedim. Dönemin oyunları gibi 1986’da famicom’a çıkış yapan Castlevania da oldukça zor bir oyun.

O zamanlar 7-8 yaşlarında olup bu oyunu bitirebilecek motor becerilerine sahip çocuklar var mıydı çok merak ediyorum. 90’larda doğmuş bir yetişkin olarak ben 2026 senesinde dahi bu eserin zorluğu karşısında hileye başvurdum.

Ancak öyle ya da böyle oyunu finale ulaştırmayı başardım. Drakula dövüşü dışında, Cambaz kardeşler ve Azrail bosslarında zorlandım. Ancak oldukça keyifli bir macera oldu.

Oyuna puanım 6/10.

Streets of Rage 4

İlk piyasaya sürülme tarihi: 30 Nisan 2020

Geliştirici: Lizardcube – Guard Crush Games – DotEmu

Tür: Arcade – Beat ’em Up

Platform: PS4

Oynama Tarihi: 2 Şubat 2026

Axel Stone ile çıktığım yaklaşık 1 saat 15 dakikalık yolculuğun sonunda 12 bölümlük senaryo modu tamamlanmıştır.

Öğlenleri PS5 oynamanın getirdiği şımarıklıktan mıdır yoksa gerçekten dualshock 4’un yetersiz bir dizayna sahip olmasından mıdır bilemiyorum ama sıkça “△” tuşuna basmam gereken oyunlarda avucumun gereğinden fazla yorulup ağrıdığını fark ediyorum.

Bu sebeple bu oyunu kontrolcüyü her zaman tuttuğumdan farklı bir şekilde tuttum. İşaret parmağımı kare tuşuna, orta parmağımı da üçgene yetiştirip kombo peşinde koştum. Muhtemelen bundan sonraki oynayacağım beat them up oyunlarda da bu şekilde oynarım. Konami’nin PC’de sunduğu Castlevania Collection’da da böylece elim kolum ağrımadan ilerleyebilirim.

Velhasıl biz Streets of Rage 4’e dönelim. Hafızamı kurcalıyorum. İsim olarak biliyor olsam da herhalde daha önce hiç SoR oyunu oynamamıştım. Bu benim ilk tecrübem oldu. Fena da bulmadım. Her ne kadar bu modern bir yapım olsa da R36S cihazımda serinin eski oyunlarına da bir göz atma isteği buldum.

Oyunun görsel yönü çok kuvvetli. Çizgi roman estetiği kullanılmış. Shank ve Wonder Boy arası güzel bir ton yakalamışlar.

Gameplay açısından da şunu belirtmem gerekiyor ki oyun local ve multiplayer oynama olanağı sunuyor. Hatta ve hatta oyunda 1v1 battle modu da mevcut. Her beat them up oyununda olması gereken bir özellik olduğunu düşünüyorum bunun. Elbette Boss Rush modunun varlığı da belli bir oyuncu kitlesinin iştahını kabartacaktır.

Ben sıradan bir oyun sever olduğum için hikayemi tamamladım ve ekstra içeriğe şöyle ucundan bir bakıp sonra uzaklaştım. Ben alacağımı aldım. Hatta beklediğimden fazlasını buldum.

Oyuna puanım 7/10. Komboların kolayca çeşitlendirilip yüksek sayılara çıkarılabiliyor oluşu oldukça iyi bir tercih olmuş. Ayrıca sitedeki 900. yazım SoR 4 oldu.

CMXXIV

Orijinal Adı: CMXXIV (2025)

Yönetmen: Cem Yılmaz

Türü: Komedi

İzlenme Tarihi: 2 Şubat 2026

Cem Yılmaz komedisi yıldan yıla değişti. Bunu iyiye veya kötüye yormak size kalmış. Bir şekilde izletmeyi başarıyor.

Ben en son Arif v 216 izlemiş olabilirim. Gerçekten anımsayamıyorum. Fakat onda da pek eğlendiğimi söyleyemeyeceğim. Cem Yılmaz’ın şahsını bir kenara bırakırsam, bir başka bu filmleri çekmiş olsa dönüp bakmam, vaktimi ayırmam. Ama onun isminin hala bir ağırlığı mevcut.

Gösteriye puanım 6/10.

Chainsaw Man – The Movie: Reze Arc

Orijinal Adı: 劇場版 チェンソーマン レゼ篇 (Gekijouban Chainsaw Man: Reze-hen) (2025)

Türü: Aksiyon – Fantastik – Shounen

Stüdyo: MAPPA

İzlenme Tarihi: 2 Şubat 2026

Epeydir izlemek için aklımın bir köşesinde bekletiyordum. Pazar günü akşam dışarıda olmam gerektiği için gün içindeki kısıtlı vaktimi güzel bir seyir ile geçireyim dedim. Ancak o kısa aralığı iyi değerlendiremedim.

Filmin ilk 30 dakikasını 1 Şubat öğleninde izleyip kalanını 2 Şubat’a bağlanan gece bitirmiş oldum. Fakat bu kısımları mangada okuduğum için hiçbir kopukluk yaşamadım. Her olayı zaten ileride ne olacağını bilerek takip etmenin de ayrı bir keyfi var.

Reze arcına mangada coşulduğu kadar büyük heyecan gösteren biri değilim. Reze, Denji için ilginç bir karakter oluyor elbette. Fakat bir okur olarak ben bu karşılaşmanın çok hızlı gerçekleşip olayların hemen cereyan ettiğini düşünüyorum.

Okul kısımları güzeldi tabii, hanabi sahnesi de en az mangadaki kadar vurucu idi. Hikayenin karanlıklaşması ve Bomb Devil’in tedirgin ediciliği oldukça güzel bir tonda yakalanmış. Mappa’nın elinden kötü bir iş çıkma ihtimalini çok göz önünde bulundurmuyorum zaten.

Bu filme puanım 7.5/10. Oldukça sürükleyici ve keyifli dövüşlere ev sahipliği yapıyor.

Cumhuriyet’in 100 İsmi

Orijinal İsim: Cumhuriyet’in 100 İsmi: Büyük Devrimin Portreleri (2023)

Yazar: Emrah Safa Gürkan

Okuma Tarihi: 31 Ekim 2025 – 27 Ocak 2026

Yüz yaşı devirmiş cumhuriyetimizin bu kritik dönümünde yayınlanan bu çalışma ile Emrah hocamız kendisi ve ülkesine anlamlı bir hizmette bulunmuştur. Eserin kendisi derinlemesine bilgi vermek amacı taşımıyor. Bunu baştan belirtmek isterim.

Kitabın amacı Türkiye Cumhuriyeti kurulur iken lehte yahut aleyhte boy göstermiş yüz şahsiyet hakkında ansiklopedik bilgi vererek hafıza tazelemektir. Ve bu amacını gayet iyi bir şekilde yerine getirdiğini söyleyebilirim.

Eseri kapsamlı bir tarihi çalışmadansa bir ansiklopedi olarak görmek daha makul duruyor. Özellikle de kitabın ikinci yarısında bahsi geçen şahsiyetlerin büyük çoğunluğu iki veya üç sayfa içinde özetlenerek geçiliyor.

Emrah Safa Gürkan eserini hazırlarken bir önem sırası yapmış ve kitabın en başında Mustafa Kemal Atatürk’e yer vermiş. Onu Kazım Karabekir ve ardından da Enver Paşa izlemektedir.

Hazırlanan bu önem sırası işindeki hassasiyeti son kısımlarda göstermemiş olabilir. Ancak yine de insanın aklına estiğinde açıp hızlı bir biyografi okuma ihtiyacı duyarsa bunu gayet yeterli bir şekilde karşılayacaktır diye düşünüyorum.

Cumhuriyetimizin kuruluşunu farklı pencerelerden seyretmek için oldukça yerinde bir eser. Tavsiye edilir.

Sokço’da Kış

Orijinal Adı: Hiver à Sokcho (Winter in Sokcho) (2024)

Yönetmen: Koya Kamura

Türü: Drama

İzlenme Tarihi: 18 Ocak 2026

Kış mevsimine güzel bir eşlikçi diyebilirim bu film için. İsmiyle uyumlu soğuk bir atmosfer yaratıyor bu film. O serinliğin içinde Fransız bir yazar ile babasız büyümüş Koreli bir genç kızın rastlaşan yaşantılarını merkeze alıyor.

Ben filmin genel hatlarıyla verdiği hissi çok beğendim. Memories of Murders’ta olduğu gibi Kore kırsalını görmek bana kasvetli ama garip bir şekilde huzurlu bir izleti sundu.

Filmi beğendim. Ama hikayesi veya oyunculuklar yüzünden değil. Manzara için, atmosfer için, dinginlik için beğendim. Hikayede resim çizim sekansının bir animasyon ile soyutlaştırılmış olması çok hoşuma gitti. Estetik açıdan keyifli buldum.

Esere puanım 7/10.