Orijinal İsim: Cien años de soledad (One Hundred Years of Solitude) (1967)
Yazar: Gabriel Garcia Marquez
Okuma Tarihi: 28 Ocak 2026 – 27 Şubat 2026

Vay canına! Bu romanı bu kadar beğenebileceğimi hiç düşünmezdim. Neredeyse Cennetin Doğusu’ndan beri hiçbir okuduğum roman beni kendisine bu kadar çekip ne olacak diye düşündürtmemişti.
Kurgusal karakterler için endişelenmek, onları kendi ahlak terazime oturtup yargılamaya çalışmak en sevdiğim işlerdendir. Beni bu eyleme yönelten bir eser gördüğümde bu edebiyat, oyun, sinema veya oyun dahi olabilir. Medyanın cinsi fark etmeksizin üzerine saatlerimi verip fikir paylaşabilirim.

Yüzyıllık Yalnızlık da tam olarak üzerine saatlerce konuşmalık, her bir karakterinin psikolojik durumu üzerine mesai harcamak gereken bir eser. Albay Aureliano Buendia açık ara en sevdiğim karakterdi. Eylemlerinin sebep ve sonuçları bana en vicdanlı ve insani gelen şahıs o oldu. Ardından elbette Ursula, oldukça saygıdeğer bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Bu iki karakterin haricinde de okumaktan keyif aldığım bir sürü insan olsa da her birinin şahsi hırslara veya ihtiraslara daha yatkın olması beni kendilerinden uzaklaştırdı.
Günün sonunda Marquez bu müthiş eseri nasıl yazmış, nelerden beslenmiş, nasıl aldığı ilhamı korkusuzca kaleme dökebilmiş hayretler içinde kaldım. Bu kitap yalnızca bir aile trajedisi değil, bir kıtanın yekunun mininal bir sahnesi yalnızca. İnsanlığın çıkaracağı dersler olduğu kadar, üzerine düşünmesi gereken de bolca mesele içerdiğini düşünüyorum.

Beni en çok etkileyen beş kitap listesinin güncel hali şu şekilde:
Kayıp Cennet
Frankenstein
Cennetin Doğusu
İki Şehrin Hikayesi
Yüzyıllık Yalnızlık
Esere puanım 9/10. Eşsizdi.



































