Yeniden Çarmıha Gerilen İsa

Orijinal İsim: Ο Χριστός Ξανασταυρώνεται (Christ Recrucified) (1954)

Yazar: Nikos Kazancakis

Okuma Tarihi: 22 Ekim 2023 – 20 Aralık 2023

Okuduğum her bir kitabı ile birlikte Kazancakis favori yazarlarım listesinde birer ikişer adımlayarak yükseliyor. Yeniden Çarmıha Gerilen İsa, konusunun ne olduğunu bilmeden satın aldığım ve okurken zaman içinde aşkımı pekiştiren bir yapım oldu.

Hikayenin başında çok basit bir öykü olacağını düşünüyordum. Anadolu’nun İzmir’e yakın bölgelerinden birinde kurgusal bir Yunan köyü olan Likovrisi sakinlerinin Paskalya Yortusu esnasında sergiledikleri bir ritüel varmış. Belirli sene aralıklarıyla İsa’nın çarmıha gerilme öyküsünü tekrar canlandırmaktalarmış. Bu oyunu sergilemek için de İncil’deki şahısları oynayacak olan şahısları kendi aralarında seçiyorlarmış.

Hikayemiz İsa rolüne seçilen çoban Manolios’un kendisini İsa’nın yaşamına saplantılı hale getirmesine ile şekillenir. Yahya rolündeki Mihelis ve Petrus rolündeki Yannakos, Manolios’un yakın arkadaşlarıdır. Manolios zamanla bir dervişe dönüşümüne şahit olurlar ve kendisine benimsediği ilkeleri onlar da uygulamaya başlarlar.

Yağma ve kıtlık nedeniyle yerleşim yerini terk etmek zorunda kalan Sarakina köyü sakinlerine yardım eli uzatan Manolios ve arkadaşları, zenginliklerini paylaşmak istemeyen Likovrisilileri ve statükoyu bozma riskinden korkan Ağa’yı rahatsız etmeye başlarlar. Böylece Bolşevik olmakla suçlanacak olan Manolios’un Sarakinalıları kanatları altına alıp Papaz Fotis önderliğinde yürüttüğü hak mücadelesi başlar.

Öykünün gelişimi o kadar doğal ve adım adım gerçekleşiyor ki Manolios ve Mihelis’in karakter dönüşümlerini hiçbir şekilde yadırgamıyorsunuz. İnanmış iki insanın baş koydukları davada karşılaştıkları zorluklar ile nasıl mücadele ettiklerini okurken yer yer gözyaşlarınıza hakim olamıyorsunuz.

Romana puanım 8.5/10. Harika bir hikaye ve oldukça iyi bir finaldi.

Martin Eden

Orijinal İsim: Martin Eden (1909)

Yazar: Jack London

Okuma Tarihi: 24 Eylül 2023 – 22 Ekim 2023

Bu romanı okumayı çok uzun zamandır planlıyordum. İş yerinden sevdiğim bir arkadaşımın en sevdiği romanın Martin Eden olduğunu öğrendiğimde kitap, okuma listemde birden en tepeye yükselmiş oldu. Halihazırda okumayı planladığım birkaç eseri bitirdikten sonra direkt buna giriş yaptım.

Romanın konusu Martin Eden isimli, tam olarak mavi yakalı da diyemeyeceğiz ancak hayatını kas gücüyle kazanan denizci bir gencin verdiği sınıf atlama mücadelesine odaklanıyor. Sevdiği kızı etkileyebilmek için onun ailesinin ait olduğu burjuva sınıfının kültür seviyesine ulaşabilmeyi amaçlar. Bu uğurda örgün öğrenim görüp hem dil becerilerini hem de görgüsünü artırmayı hedefler. Bir süre sonra sürekli okumakta olduğu romanlara benzer işleri kendisi de üretmeyi kafasına koyar. Böylece Martin Eden’in bir yazar olma yolunda çektiği sıkıntılara eşlik ederiz.

Öykünün vurguladığı mesaj çok hoşuma gitti. Martin Eden’in dramı her okurun kendisinden bir parça bulabileceği kişisel olmakla birlikte beşer olmaktan kaynaklanan meselelere de değinen etkileyici bir öyküydü.

Esere puanım 8.5/10. Çok keyif alarak okudum.

Pinball, 1973

Orijinal İsim: 1973年のピンボール (Pinball, 1973) (1980)

Yazar: Haruki Murakami

Okuma Tarihi: 10 Eylül 2023 – 14 Eylül 2023

Murakami’nin Fare Üçlemesi’ni bitirmeyi kendime öncelik haline getirmiştim. Bu kararımın üzerine yaptığım ilk alışveriş sepetini Murakami romanları üzerine şekillendirdim. Her geçen gün fiyatlarının da artışını seyretmek beni rahatsız ettiği için tam dokuz romanını tek seferde alıp bu davayı sonlandırdım.

Aldığım romanlar arasından okumaya elbette üçlemenin ikinci halkası olan Pinball ile başladım. Murakami’nin o akıcı kalemi beni gerçekten çok huzurlu hissettiriyor. Eserlerinde beni devam etmeye teşvik eden eşsiz bir doku mevcut.

Rüzgarın Şarkısını Dinle ve İmkansızın Şarkısı isimli eserlerinde yaptığı gibi bana yirmili yaşların ortasında kaybolmuş bir genç olma hissini en iyi yaşatan eserlerden biri oldu. Her kitabı tematik olarak birbirine benziyor olsa da ben bu benzer tadı almaktan büyük keyif duyuyorum.

Esere puanım 7.5/10.

Yerdeniz 3: En Uzak Sahil

Orijinal İsim: The Farthest Shore (1972)

Yazar: Ursula K. Le Guin

Okuma Tarihi: 2 Eylül 2023 – 10 Eylül 2023

En Uzak Sahil benim en duygulandığım Yerdeniz romanı oldu. On üç bölümden oluşan bu roman ilk yedi bölümde duygusal yükü sırtınıza bindirerek ilerliyor. Ardından geri kalan son altı bölümde de size Arren’in gözünden eşsiz bir olgunlaşma süreci yaşatıyor.

Öykümüzün başında Enlad Krallığı’nın prensi Arren, Başbüyücü Çevik Atmaca ile görüşmek için Roke Adası’na gelir. Dünyayı tehdit eden bir felaketin haberini taşıyan Arren, Başbüyücü Ged tarafından kendisine yoldaşlık etmesi için seçilir. Ged’in kayığı Ufkabakan üzerinde günler, haftalar ve hatta aylar süren bir yolculuk geçirirler. Büyüyü yeryüzünden silen belanın kaynağını arayışları sırasında onlarca zorluk atlatırlar. Bu gelişmeler sırasında Arren’in Ged’e bakışı inişli çıkışlı bir rota çizmektedir. Onun kudretli bir büyücü olmasına rağmen en zorlu şartlarda dahi büyü kullanmaktan çekinmesi Arren’e başlarda saçma gelirken, serüvenlerinin sonuna yaklaşırken efendisinin karar alırken neleri gözettiğini anlayabilmektedir.

Yerdeniz büyü kullanabilen insanların ellerinden alev topları attıkları diğer fantastik evrenler gibi değil. Bu kitapta toy bir genç olan Prens Arren’in de başından geçenler sırasında kavradığı şey budur: Bir ışık yakmak aynı zamanda bir gölge yaratmaktır. Tam da bu sebeple herkes gibi kusurlu bir insan olan Ged, ne kadar kudretli bir büyücü olsa dahi gerçekleştirdiği eylemlerin sonucuna katlanmak zorundadır.

En bilgelerin aslında en çok hata yapan insanlar olduğunu öğrenen Arren, efendisi Ged’e olan minneti ve sadakati ile hikayenin sonunda her okurun kalbini fethetmeyi başarıyor. Gerçek adı olan Lebannen’i sahiplenerek yüzümüzde bir gülümseme ile öyküye veda etmemizi sağlıyor.

“…Elini kapatarak, taşı avucunda tuttu. Ve o zaman gülümsedi, hem sıkıntılı hem neşeli bir tebessümle, hayatında ilk kez tek başına, övülmeksizin dünyanın bitiminde zaferi bilerek.”

Esere puanım 9/10. Yerdeniz Büyücüsü mü yoksa En Uzak Sahil mi daha iyiydi emin olamıyorum. İkisi de benzersiz ve büyücüleri öykülerdi.

Feniçka

Orijinal İsim: Fenitshcka. Eine Ausschweifung (Fenitschka) (1898)

Yazar: Lou Andreas-Salomé

Okuma Tarihi: 14 Ağustos 2023 – 2 Eylül 2023

Nietzsche, Freud ve Rilke’nin hayatında önemli yer tutan bir kadın olması nedeniyle Salomé bildiğim bir şahsiyetti. Ancak okuma fırsatı bulamamıştım. Kitap bana yakın bir arkadaşım tarafından 30 Aralık günü hediye edildi. Zevkine güvendiğim ve edebiyat bilgisinden asla şüphe etmediğim bir insandır. Bu sebeple onun hediyesini kendimi en uygun hissettiğim anda okumaya karar verdim.

Tabii bu kararım beni 8 ay öteye sürüklemiş oldu. Ve elbette geçen süre içinde eserin içeriğine karşı beklentiye de girmiş oldum. Beni yaralayan da tam olarak bu yüksek beklentiler oldu. Keşke 70 sayfalık bir öykü için bu kadar fazla kasmasaydım.

Esere puanım 5/10.

Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın

Orijinal İsim: 猫と庄造と二人の女 (Neko to Shōzō to Futari no Onna) (1936)

Yazar: Jun’ichirō Tanizaki

Okuma Tarihi: 6 Temmuz 2023 – 12 Temmuz 2023

Tanizaki’nin Gölgeye Övgü isimli denemesini okuyarak kötü bir başlangıç yapmıştım. Ancak bu hikayesi ile gözümdeki imajı daha iyi bir noktaya geldi. Hala Japon Edebiyatı’nın en büyük isimlerinden biri olması durumuna kendimi ikna edemedim yine de bu hikayenin içerdiği hafif dozlu gerilim benim çok hoşuma gitti.

Hikaye Şinako isimli bir kadının eski kocası Şozo’nun yeni eşi Fukuko’ya bir mektup yazması ile başlıyor. Mektupta eski kocasının kedisi olan Lili’yi sahiplenmek istediğini söyler. Böylece Şozo ve Fukuko arasında başlayacak gerilim için gerekli nifak tohumunu atmış olur.

Kitap yaklaşık 20 sayfalık bir önsöz ile başlıyor. Bu önsözde Türkiye’de romancılığın neden geç oluştuğunun sebebini bireyselleşmenin geç elde edilmiş olmasına bağlayan ilginç bir yazı vardı.

Kitabın çevirmeni Alper Kaan Bilir böyle bir giriş yapmayı uygun görmüş olmasa ve ben hikayeyi dümdüz okumaya başlasam belki bu kadar sevmeyebilirdim. Görüşlerimi ve kitabı değerlendirmemi etkileyen bir faktör oldu.

Hikayeye puanım 6.5/10.

Yerdeniz 2: Atuan Mezarları

Orijinal İsim: The Tombs of Atuan (1971)

Yazar: Ursula K. Le Guin

Okuma Tarihi: 26 Haziran 2023 – 30 Haziran 2023

İlk Yerdeniz kitabı olan Yerdeniz Büyücüsü’nü 2020 yılının yaz mevsiminde okumuştum. Temmuz ayından Eylül ayına değin düzenli aralıklarla takip ettiğim kitapta Kralkatili Güncesi’ne benzer bir tat yakalamış olmak beni çok mutlu etmişti. Ancak hikayesinin Kralkatili’nden daha derin ve ruhani bir temaya sahip olduğunu kısa süre sonra anlamıştım.

Çevik Atmaca lakabı ile tanınan Ged isimli büyücünün büyüme serüvenine şahit oluyorduk esasında. Çocukluğu ve ergenliğini izlediğimiz bu ilk romanda Ged’in küstahlığının bedelini ödeyişi, yaptığı hataları düzeltmek uğruna ne zorluklardan geçtiğini öğrenme şansı bulmuştuk. Kahramanın Yolculuğu basamaklarını birer birer aşan bu büyücümüz hikayenin sonunda artık eskisinden çok daha kudretli ve kendinden emin bir insan olma yolundaki ilk büyük adımını atmıştır.

İlk romanın duygusal tonunun ikinci kısımda da devam ettiğini söyleyebilirim. Tenar, ya da İsimsizler’in ona verdiği isimle Arha, ilk altı bölüm boyunca tek başına hikayeye başrollük etmektedir. Kitabın ikinci yarısında olaylara dahil olan Ged ile aralarında özel bir güven bağı gelişir. Bu sayede Tenar daha önce yapmaya cesaret edemeyeceği riskli faaliyetlerde bulunmaya başlar. Ged’in rehberliği ile kendi özgürlüğünü kazanır ve bir birey olarak kendisini inşa etmeye başlar.

İkinci kitabın beni ilk kitaptan daha fazla duygulandırdığını söylemeliyim. Tenar’ın çaresizliğe düştüğü anlarda Ged’in ona verdiği tavsiyeler ile düştüğü çukurdan çıkabildiğini görmek insanın içini kıpır kıpır ediyor. Bu ikilinin dostluğuna diğer kitaplarda da değinildiğini görmek istiyorum. Umarım bu isteğim Ursula ablam tarafından sağlanmıştır.

Esere puanım 8/10.

Yaban Kazı

Orijinal İsim: 雁 (Gan) (The Wild Geese) (1911-1913)

Yazar: Ogai Mori

Okuma Tarihi: 25 Mayıs 2023 – 26 Haziran 2023

Roman bende çok büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Kurgunun hiç ama hiç ilgimi çekmemiş olmasından mı bahsedeyim yoksa dağınık anlatımı canlı tutacak yeterince ilişkili karakter olmamasına yakınayım bilemiyorum.

Hikaye, anlatıcının iddiası üzerine, Eksik Çivi isimli bir batı masalından esinlenilerek adlandırılmış. O öyküde bir çivisi eksilen bir arabanın -ya da sandıktı emin olamadım- o noksan parçası yüzünden çığ gibi büyüyen sorunlarla boğuşmasını konu alıyormuş.

Ogai Mori’nin Yaban Kazı adlı öyküsü ne yazık ki bu kadar odaklı bir hikaye barındırmıyor. Suezo isimli bir tefeciye metreslik eden O-Tama’nın Okada isimli bir gence tutulması ve Suezo’nun eşi O-Tsune’yi de dahil eden bir aşk üçgeni hatta dörtgeni içinde dolanması ile başlayıp, Kamico Yurdu’nda verilen yemekteki balığın Okada, anlatıcı ve İshihara’nın bir kaz avlayıp yemesine giden macerası ile son buluyor.

Romana puanım 6/10.

Spinoza Problemi

Orijinal İsim: The Spinoza Problem (2012)

Yazar: Irvin D. Yalom

Okuma Tarihi: 17 Nisan 2023 – 23 Mayıs 2023

Bu romanı bana ofisteki bir arkadaşım önermeden önce ne Baruch Spinoza ne de Alfred Rosenberg’e dair detaylı bilgiye sahiptim. İkisi de benim aşina olmadığım figürler olmasına rağmen kurgunun ilginç dokusu beni okuma konusunda teşvik etti.

Bir psikiyatrist olan Irvin D. Yalom, Rosenberg’in Spinoza üzerine neden takıntılı olduğunu anlamlandırmak için çıktığı araştırma yolunca bu kurgusal eseri yazma kararı almış. Herem ile kendi Musevi cemaatinden dışlanan Spinoza’nın en ünlü eseri Etika’sını incelemiş ve bu eserin Rosenberg’in Nazi ideolojisine nasıl tesir etmiş olabileceği üzerine çıkarımlar yapma yoluna girişmiş.

Kurgusal romanların genel olarak beğenirim. Tarihi gerçeklere eklemlenerek hikayenin derinliği artırılan kurgusal işleri daha çok severim. Yalom’un diğer eserlerini okumamış olmama rağmen bu romanı üzerinden getirebileceğim birkaç yorum var. İnsan psikolojisini inceleme konusunda uzmanlaşmış bir araştırmacının yine insan ruhunu ve düşünce dünyasını irdelediği bir roman yazmış olması biz okurlar için büyük bir niyet. Yalom birbirinden farklı çağlarda yaşamış iki insanın sosyal çevresini harika bir şekilde yazıya geçirmiş. 17. yüzyıl Hollanda’sında Spinoza’nın yalnızlığını tadıp ardından Nazi Almanya’sının dehşetine dönüş yapmak benzersiz bir okuma deneyimiydi.

Romana puanım 7.5/10. En kısa zamanda Nietzsche Ağladığında isimli romanını da okumayı planlıyorum.

Gazap Üzümleri

Orijinal İsim: The Grapes of Wrath (1939)

Yazar: John Steinbeck

Okuma Tarihi: 14 Mart 2023 – 26 Mart 2023

Steinbeck’in Dustbowl üçlemesinin son parçası olan Gazap Üzümleri sonunda bitirmeyi başardığım romanlar arasındaki yerini aldı. Bu kült eseri okumuş olmaktan dolayı son derece mutluyum.

Romanın konusu Oklahoma’dan Kaliforniya’ya mevsimlik işçi olarak çalışmak umuduyla yola çıkan Joad ailesinin başından gelenleri anlatıyor. Bankanın toprağında yerleşik bir düzeni olan Joad ailesi günün birinde yerlerinden edilirler. Ailenin en büyük çocuğu Tom bu olaylar gerçekleşirken hapis yattığı McAlester’den beraat etmiş ve evine dönmektedir. Dönüş yolunda eskiden köylerinde papazlık görevi gören Jim Casy ile karşılaşır. Casy ile birlikte yolculuk eden Tom ailesinin yanına döndüğünde krizlerle boğuşan zorla bir araya getirilmiş bir yapboz ile karşılaşır. Teksas, New Mexico ve Arizona üzerinden gerçekleştirdikleri yolculuk esnasında bu parçalar yer yer çatırdamakta, yer yer ayrılmaktadır.

Beni Steinbeck’in üslubuna bağlayan en önemli unsur dilinin akıcılığı diyebilirim. Buna ek olarak konu edindiği 20ler ve 30lar Amerikası’ndaki sosyal, ekonomik ve politik durumun nasıl olduğunu tüm çıplaklığı ile yansıtmış olması da işlerini takdir etme nedenlerimdendir. Bitmeyen Kavga, Fareler ve İnsanlar, ardından da Gazap Üzümleri’ni okumuş olmak bana dönemin ruhunu anlamam konusunda epey mesafe aldırdı.

Romana puanım 8/10. Sıradaki Steinbeck romanım Cennetin Doğusu olacak diye düşünüyorum.