Yazgı

Orijinal Adı: Yazgı (2001)

Yönetmen: Zeki Demirkubuz

Türü: Drama

İzlenme Tarihi: 13 Ocak 2024

Demirkubuz ve NBC kavgası son günlerde magazin dünyasının göbeğine oturmuş durumdaydı. Zeki Bey’in demeçlerinin daha filtresiz olması nedeniyle insanlar ilgi göstermiş olsa da sağlıklı bir iletişim kurmadığı konusunda herkes hem fikir diye düşünüyorum. Sorunlara ve haksızlıklara her zaman düzgün bir üslup ile karşı konulması gerekmektedir.

Elbette bir şeyin doğru ve düzgünü daha önemli olsa da insanlar internete eğlenmek için giriyor. Ve ekranlarında sinirli bir şekidle ağzına geleni söyleyen ünlü bir kimseyi gördükleri zaman heyecana kapılıyorlar. Zeki Demirkubuz bu açıksözlülüğü nedeniyle birden geniş bir kitleye ulaştı. Bir nebze de reklam gibi oldu. Ben de hazır yeni filmi çıkmış ve açıklamaları ile tekrar gündem olmuşken izlemediğim eski bir filmine şans vereyim dedim.

Yazgı filmi benim bir daha dönüp izlemeyeceğim hatta hiç kimseye önermeyeceğim bir yapım. Bunun nedeni Demirkubuz’un yönetmenliğinde bir eksiklik olmasından kaynaklanmıyor. Bu sebebi yalnızca benim Camus’un Yabancı adlı eserini sevmiyor olmam ve filmin de birebir bu filmin uyarlanmış olmasıdır.

Esere puanım 6/10.

Julius Caesar #Metin

Orijinal İsim: The Tragedy of Julius Caesar

Yazar: William Shakespeare

Çevirmen: Sabahattin Eyüboğlu

Okuma Tarihi: 31 Aralık 2023 – 6 Ocak 2024

Roma tarihine ilgili biri olmama rağmen Julius Caesar oyun metnini henüz okumamak olmaktan büyük sıkıntı duyuyordum. Sene sonu alışverişim sırasında okumadığım Shakespeare eserlerinden bir seçme yaptım. Bu seçilmiş eserler arasında elbette Cumhuriyet’in sonunu getiren adamın büyük trajedisine de yer verdim.

Oyunun metnini baştan sona okumadığım için Marcus Junius Brutus’un nasıl resmedildiğini çok merak ediyordum. Bu oyunun ismi her ne kadar Julius Caesar olsa da esasında Marcus Brutus’un başrolde yer aldığı bir eserdir. Geçmişe öykünen ve kendini cumhuriyet idealine adamış bu soylu insanın trajik bir kahraman olarak yansıtılmış olması beni çok mutlu etti. İdeolojine ve doğrularına ters düşerse dostunu bile karşına almalısın, ancak yeri geldiğinde yiğitliğinin hakkını da vermelisin. Işte tam da bu sebeple Shakespeare’in Brutus’unu çok beğeniyorum.

Oyunun perde perde özeti:
1.Perde: Roma şehrine giriş yapan Julius Caesar’ın senato tarafından diktatör ilan edileceği haber gelir. Marcus Antonius, Caesar’a halkın içinde taç takdim eder ancak Caesar kendine hakim olur ve tacı üç defa reddeder. Bunun üzerine Cassius, Brutus’u Caesar suikastı konusunda ikna etmeye çabalar.
2.Perde: Cassius başta olmak üzere Cinna, Casca ve diğer işbirlikçiler Caesar suikastı konusunda Brutus’u ikna etmek için evini ziyarete giderler.
3.Perde: Caesar suikaste kurban gider. Brutus ve Cassius halkın önünde konuşma yapar. Brutus’un ardından kürsüye Marcus Antonius çıkar ve Caesar’ın ne kadar yüce bir insan olduğunu anlatır. Suikastçılara bilenen halk sokaklarda terör estirmeye başlar.
4.Perde: Brutus ve Cassius dostları ve ordularıyla birlikte Yunanistan’a kaçarlar. Bu sırada Octavius, Antonius ve Lepidus üçlü ittifak yaparlar. Octavius ve Antonius önderliğindeki intikam ordusu, suikastçıların üzerine yürümek için Filippi’ye yola çıkarlar.
5.Perde: Filippi’de iki ordu karşılaşır. Brutus’un ordusu Octavius’u püskürtür ancak Antonius, Cassius’a üstün gelir. Bu kaybı kaldıramayan Cassius kendi kılıcını kölesi Pindarus’a teslim edip intihar eder. Bunun haberini alan Brutus ve dostları moral kaybeder. Kaybetmeye başlayan Brutus, ölümünü kendi elleriyle getirmeye karar verir. Strato’su kılıcını tutmak için ikna eder. Böylece Caesar’a sapladığı kılıcının üstüne atlayarak hayatına son verir.

Esere puanım 8/10.

Yojimbo

Orijinal Adı: 用心棒 (Yōjinbō) (1961)

Yönetmen: Akira Kurosawa

Türü: Aksiyon – Drama – Gerilim

İzlenme Tarihi: 1 Ocak 2024

Uzun bir aradan sonra tekrar samuray filmi izlemek bünyeme çok iyi geldi. Seneyi Yojimbo ile açmış olmaktan büyük haz duyuyorum. Bu sene de en az bir önceki sene izlediğim kadar yapım tecrübe etmeyi istiyorum. Hemen seneyi yüz film ile kapatmak. Tabii düz bir hesapla haftada en az iki film izlemem gerekiyor ki haftasonları ne güne duruyor. Gayet de ulaşılabilir bir hedef. İlk kurşunu da bugün atmış olduk. Darısı diğer günlerin başına.

Toshiro Mifune’nin oyunculuğuna her filmiyle biraz daha aşık oluyorum. Bu adamın vaktiyle bir Oscar kazanması gerekiyordu. ABD’li rezil çağdaşları ile kıyaslandığı zaman bu adamın sergilediği oyunculuk bambaşka bir seviyede.

Yojimbo filminin Sergio Leone’nin 1964’te yönetmenliğini yaptığı A Fistful of Dollars isimli büyük övgü kazanan filmine büyük bir esin kaynağı olduğunu daha önce duymuştum. Ancak Leone’nin, Kurosawa’nın filmini birebir kopyalamış olabileceğini hiç düşünmemiştim. Benzerlik olsa, gönderme yapılsa her şeye tamamım. Ancak bu seviye bir aynılık, senaryo hırsızlığına denk düşüyor. Kurosawa’nın Leone’ye mektup yazıp ‘bu film benim’ demesi hiç de şaşırtıcı değilmiş.

Yapıma puanım 8.5/10.

Yaban Koyununun İzinde

Orijinal İsim: 羊をめぐる冒険 (Hitsuji o meguru bōken) (A Wild Sheep Chase) (1982)

Yazar: Haruki Murakami

Okuma Tarihi: 20 Aralık 2023 – 31 Aralık 2023

Okuduğum her bir romanı ile kendisine daha da bağlanıyorum. Haruki Murakami, James Joyce, John Steinbeck ve Nikos Kazancakis üçlüsü ile birlikte beni en çok etkileyen yazarlar listesinde kalıcı olarak yerini almış bulunmakta.

İmkansızın Şarkısı ile birlikte Murakami okumaya başlamıştım. Sahip olduğu stilin diğer Japon sanatçılar üzerindeki etkisini kitabın daha ortalarına dahi gelmeden fark etmiştim. Bunlardan en belirgin olanı Asano İnio’nun üzerinde bıraktığı etki diyebilirim. İnio’nun elinden çıkan her mangada Murakami tarzı melankoli kolayca hissedilebiliyor.

Yaban Koyununun İzinde, Fare Üçlemesi olarak bilinen serinin son kitabıdır. İlki Rüzgarın Şarkısını Dinle ve devamı Pinball 1973 olan seride anlatıcı rolünde bulunan ana karakterimiz ve yakın arkadaşı Fare’nin başından geçenleri onar yıl ara ile tanık oluyoruz. İlk iki romanın ardından gelen bu üçüncü ve son halkada Murakami bir çeşit dedektif öyküsü yazmayı denemiş. Elbette bunu kendi tarzı ile gerçeküstü unsurlar ile bezeyerek oldukça başarılı bir şekilde gerçekleştirmiş.

Esere puanım 8.5/10. Fare ve öykü anlatıcısının macerasının sonuna tanık olmak güzel bir histi.

Yeniden Çarmıha Gerilen İsa

Orijinal İsim: Ο Χριστός Ξανασταυρώνεται (Christ Recrucified) (1954)

Yazar: Nikos Kazancakis

Okuma Tarihi: 22 Ekim 2023 – 20 Aralık 2023

Okuduğum her bir kitabı ile birlikte Kazancakis favori yazarlarım listesinde birer ikişer adımlayarak yükseliyor. Yeniden Çarmıha Gerilen İsa, konusunun ne olduğunu bilmeden satın aldığım ve okurken zaman içinde aşkımı pekiştiren bir yapım oldu.

Hikayenin başında çok basit bir öykü olacağını düşünüyordum. Anadolu’nun İzmir’e yakın bölgelerinden birinde kurgusal bir Yunan köyü olan Likovrisi sakinlerinin Paskalya Yortusu esnasında sergiledikleri bir ritüel varmış. Belirli sene aralıklarıyla İsa’nın çarmıha gerilme öyküsünü tekrar canlandırmaktalarmış. Bu oyunu sergilemek için de İncil’deki şahısları oynayacak olan şahısları kendi aralarında seçiyorlarmış.

Hikayemiz İsa rolüne seçilen çoban Manolios’un kendisini İsa’nın yaşamına saplantılı hale getirmesine ile şekillenir. Yahya rolündeki Mihelis ve Petrus rolündeki Yannakos, Manolios’un yakın arkadaşlarıdır. Manolios zamanla bir dervişe dönüşümüne şahit olurlar ve kendisine benimsediği ilkeleri onlar da uygulamaya başlarlar.

Yağma ve kıtlık nedeniyle yerleşim yerini terk etmek zorunda kalan Sarakina köyü sakinlerine yardım eli uzatan Manolios ve arkadaşları, zenginliklerini paylaşmak istemeyen Likovrisilileri ve statükoyu bozma riskinden korkan Ağa’yı rahatsız etmeye başlarlar. Böylece Bolşevik olmakla suçlanacak olan Manolios’un Sarakinalıları kanatları altına alıp Papaz Fotis önderliğinde yürüttüğü hak mücadelesi başlar.

Öykünün gelişimi o kadar doğal ve adım adım gerçekleşiyor ki Manolios ve Mihelis’in karakter dönüşümlerini hiçbir şekilde yadırgamıyorsunuz. İnanmış iki insanın baş koydukları davada karşılaştıkları zorluklar ile nasıl mücadele ettiklerini okurken yer yer gözyaşlarınıza hakim olamıyorsunuz.

Romana puanım 8.5/10. Harika bir hikaye ve oldukça iyi bir finaldi.

Wonka

Orijinal Adı: Wonka (2023)

Yönetmen: Paul King

Türü: Macera – Komedi – Aile

İzlenme Tarihi: 17 Aralık 2023

Çok keyifliydi. Bir yetişkinin dahi izlerken keyif alabileceği bir aile komedisi hazırlamışlar. Oompa Loompa rolündeki Hugh Grant ve Slugworth rolündeki Paterson Joseph olmasa Timothee Chalamet filmi tek başına oynamış diyebilirdim. Ki şu anki haliyle de yapımın %85’ini tek başına sırtlamış durumda.

Film Willy Wonka’nın orijin öyküsünü anlatmayı kendisine hedef belirlemiş. Bunu da belli bir noktaya kadar iyi yapıyor. Çikolata fabrikasını açmaya giden yolda başından geçen her şeyi vaat etmiyor olsa da ben biraz daha farklı lokasyonlarda geçen bir hikaye seyretmeyi tercih ederdim. Örneğin Oompa Loompa adası veya çikolata için kullandığı bileşenleri elde ettiği diyarlarda başına gelenler vb.

Yine de bu dileğim filmin daha iyi olmasını sağlamak için yaptığım bir eleştiridir. Bu haliyle de oldukça keyifli bir yapım olmuş. Çamaşırhane sahnelerinin daha kısa olması ve malzemeleri nasıl elde ettiğinin anlatıldığı bir Wonka senaryosu benim ideallerimde derin bir uykuya daldı bile.

Esere puanım 7/10.

Borderlands 3

İlk piyasaya sürülme tarihi: 13 Eylül 2019

Geliştirici: Gearbox Software

Tür: ARPG – FPS

Platform: PC

Oynama Tarihi: 4 Kasım 2023 – 18 Kasım 2023

Borderlands 3 hikaye modu 30 saat 22 dakikalık bir oynanış sonunda 46 levela ulaşmış Zane karakteri ile final verdi.

Bu oyun serisini gerçekten çok seviyorum. Hikayesi zerre umurumda değil. Büyük anlatılar ve kozmik tehditler barındırıyor olsa da hikayenin mizahi yönü benim daha çok hoşuma gidiyor. Kurgunun ciddi yönlerini kulak ardı edip direkt aksiyona odaklanıyorum. Hiç de pişman değilim.

Her Borderlands oyununda olduğu gibi bu oyunun başında da bize Claptrap rehberlik ediyor. Seçilebilir dört karakterden gözüme en çok hitap edeninin specialist olduğuna karar verdim. Dövüşçü bir drone kontrol etmesi ve klon yaratabilmesi bana epey eğlenceli geldi. Oynarken de bu iki yeteneğinden sıkça faydalandım.

Oyunda karşılaştığım her yan görevi yapmaya özen göstermiş olsam da son düzlükte karşıma çıkan bir iki görevi bay geçtim. Hikayenin bitmesi benim için daha öncelikli bir hal almıştı. İstesem uzatırdım ama bir an önce bitirmek istedim. Dün akşam PS4 için 2kyı aşan bir alışveriş yaptığım için kütüphaneme eklenen EAFC24, God of War Ragnarök, Red Dead Redemption 2 ve Diablo IV’ü deneyimlemek daha cazip geldi.

Mekaniksel açıdan oyun devrimsel nitelikler barındırıyor diyemem. Ancak üç ayrı skill ağacında ilerlerken iki özel yeteneği birden kullanabilme fikri çok hoşuma gitti. Önceki oyunlarda tüm serüveni tek bir sınıf yeteneği ile geçiriyorduk. Bu güzel bir artı olmuş, lakin ikinci yeteneği ‘G’ tuşuna yerleştirdiğimiz zaman el bombası atamıyor olmak beni en başta sinir etti. Daha sonra drone ve klonum sağ olsun el bombasına hiç ihtiyaç duymadım.

Gameplayin kalitesini etkilediğini düşündüğüm ve gerçek bir eksiklik olarak gördüğüm pasif özellikler ancak oyuncu hikaye modunu tamamlarsa açılıyor. Bu beni epey rahatsız etti. Borderlands’in ilk oyununda en sevdiğim olay hangi silahı kullanırsam onun pasif yeteneklerinin ve geliştirmelerinin açılmasıydı. Borderlands 2’de bu sistemi challenge tamamladıkça gelen tokenler üzerinden yürütmeyi tercih etmişlerdi. Üçüncü oyunda bunu 30-40 saatlik bir gameplayin sonuna itelemiş olmaları tekrar oynanabiliteyi ve devamlılığı sağlamak konusunda mantıklı olsa da benim gibi tek seferlik oyuncuların hoşuna gitmeyen bir tercih olduğunu düşünüyorum.

Oyun boyunca sevdiğimiz karakterlerin hayatını kaybediyor olması radikal bir karar gibi gelmedi bana. İnsanlar yorumlarda bunu bir şikayet olarak dile getirmiş olsalar da ben sayı bakımından o kadar da fazla önemli karakterin hayatını kaybettiğini düşünmüyorum.

Oyuna puanım 8/10. Özlediğim aksiyonumu bana tekrar yaşatması ile beni uzun bir aralıktan sonra tekrar video oyunları konusunda heyecanlandırdı. İleride bir gün Borderlands 4 ile karşılaşır mıyız bilmem ama ben o günü de sabırsızlıkla bekliyorum.

Kırda Saklambaç

Orijinal Adı: 田園に死す (Den-en ni shisu) (Pastoral: To Die in the Country) (1974)

Yönetmen: Shûji Terayama

Türü: Drama – Fantastik

İzlenme Tarihi: 5 Kasım 2023

Pastoral To Die in the Country, sinematografisi ilgimi çektiği için izleme listeme eklediğim filmlerden biriydi. Eserin ne anlattığına dair hiçbir ön bilgiye sahip değildim.

Filmin açılışını takip eden ilk 15 dakikayı soluksuz seyrettim. Ancak sonra ilgimi ufaktan kaybeder gibi oldum. Yirminci dakikada filme ara verip bir saat kadar kestirdikten sonra izlemeye devam ettim. Böylece yapıma karşı daha moralli dönüş yaptım.

Terayama filmin bölümleri arasında, yine film ile aynı adı taşıyan kendi yazmış olduğu şiirinden dizelere de yer vererek bize geçmişi ile yüzleşerek ortaya bir çeşit büyüme öyküsü çıkarmaya çalışan bir film kurgucusunun çocukluğunu anlatmayı amaçlamış. Eserin sürreal teması, sahneler, renk kullanımı eşsizdi.

Esere puanım 7.5/10.

Torchlight III

İlk piyasaya sürülme tarihi: 13 Ekim 2020

Geliştirici: Echtra Games

Tür: Hack&Slash – A-RPG

Platform: PC

Oynama Tarihi: 27 Haziran 2023 – 3 Kasım 2023

Torchlight III yaklaşık 15 saatlik bir oynanış sonunda final verdi.

Torchlight serisinin ikinci oyunu benim hayatımda oynamaktan en çok keyif aldığım 10 oyun listesinde yer alan bir yapımdır. Bu sebeple devam oyununun bu kadar rezil ve ruhsuz çıkmış olması beni gerçekten büyük hayal kırıklığına uğrattı.

Oyunu açar açmaz bir kütüklük hissi bünyeme zerk oldu. Bunun ilk başta yönettiğim robot karakterinden kaynaklı olduğunu düşündüm ancak diğer oynanış videolarını izlediğimde oyunun esasında geç tepki veren bir yapıda olduğunu anladım. Bu beni epey düşürdü.

Diablo 3 oynayamadığım dönemde Torchlight 2’nin içine düşmüştüm. Diablo 4’ü zar zor kaldıran bir laptopa sahip olduğum için üzülmek yerine Torchlight 3 ile ümit tazeleyebileceğimi düşünmüştüm. Beklentileri yüksek tutmuş olmak benim hatam elbette. Ancak bu oyunun bu halde piyasaya sürülmüş olması büyük bir rezalet.

Üçüncü oyunu Runic Games’in eski kadrosunun yapmamış olması büyük bir talihsizlik. Böyle seveni bol, tutkulu bir kitleye bu kadar kötü bir yapım sunan yenilenmiş Echtra Games tayfası çıkardıkları iş için ne düşünüyorlardır gerçekten merak ediyorum.

Oyuna puanım 6/10. İsmi hatırına oynamaya devam ettiğim bir yapımdı. Hikayesi zerre ilgimi çekmedi. Oynanış ilk Torchlight oyununun dahi gerisinde idi.

Paris’te Gece Yarısı

Orijinal Adı: Midnight in Paris (2011)

Yönetmen: Woody Allen

Türü: Komedi – Fantastik – Romantik

İzlenme Tarihi: 22 Ekim 2023

İki gün önce Cuma iş çıkışı ofis çevresindeki arkadaşlarla oturup sohbet ederken konu birden Paris, Dali, Bunuel ve Woody Allen’a geldi. Midnight in Paris’teki meşhur merdivenler üzerine konuşurken filmi baştan sona hiç izlememiş olduğumu fark ettim. Bunun üzerine bir yeniden izleme yapmaya karar verdim.

Film, dönemindeki sanat anlayışının bayağılığı ve etiket üzerinden yürüyen bir yalancı entelektüellik barındırmasından şikayet eden Gil’i merkezine alıyor. Sanatın altın çağı olarak gördüğü 1920’lere gizemli bir yolculuk yapan Gil bu gezinti sırasında Fitzgerald, Hemingway, Picasso, Dali, Bunuel’e ek olarak Degas, Gauguin ve Lautrec ile tanışır.

Esere puanım 7.5/10. Her dönemde kendilerinden önceki sanatçı büyüklerine imrenen insanların olduğunu fark ettiren bir hikayeydi.