Orijinal İsim: Le Grand Cahier (1986), La Preuve (1988), Le Troisième Mensonge (1991)
Yazar: Agota Kristof
Okuma Tarihi: 19 Ocak 2025 – 6 Şubat 2025

Bana harika önerilerde bulunan kız arkadaşım sayesinde Agota Kristof ile tanıştım. Kendisi bu romanı mutlaka okumamı söylemişti. Beğeneceğime inanmıştı. Ve öngörüsünde haklı çıktı.
Kitap okuma battaniyemin altında bitirdiğim ilk roman olma şerefini de taşıyan bu eser aslında Defter Üçlemesi olarak adlandırılan üç ayrı romandan oluşuyor. İlk roman olan Büyük Defter, ikizlerin ağzından savaş döneminde çocukların, yetişkinlerin kısacası halkın ne ıstırap çektiğini naklediyor.

İkinci roman olan Kanıt, ilk romanın bıraktığı yerden alıp hikayeyi Lucas’ın gözünden anlatmaya devam ediyor. Lucas’ın yedi bölüm boyunca kendi ağzından yazdığı kısımlar, sekizinci ve son bölümde Claus’un ağzından kaleme alınıyor. Ancak bu roman olayların gözüktüğü gibi olmadığını fark ettiğimiz bir adım oluyor. Ben olayların tuhaflığından kilise rahibinin Lucas ile geçmişe dair hiçbir soru sormadan konuşmasında şüphe duymaya başlamıştım.
Lucas-Claus yazar değişimi de son roman olan Üçüncü Yalan’ın ilk yarısında anlatılıyor. Neyin doğru, neyin yanlış olduğundan emin olamadığımız bu anlatıda ikinci yarıda gerçek Claus’un hikayesini öğreniyoruz. Yine de içimde her şeyin kurgu olduğu ve hiçbir şeyin yaşanmamış olabilme ihtimalinden kaynaklanan bir diken üstünde kalma hissi ile final verdi.

Son derece umutsuz bir eser. Ben uzun zamandır bu kadar çaresiz, geleceğin karanlık, insanların perişan olduğu bir eser tüketmemiştim. Direkt aklıma Berserk geliyor olsa da mutlaka arada bu hissi uyandıran bir şeyler deneyimlemişimdir. Lakin hiçbiri o kadar etkilememiş beni belli ki. Aklım yıllar yıllar evveline gidiverdi.
Beni en çok vuran kısım ikinci romanda yer alan Mathias’ın başına gelenlerdi. Hiçbir günahı olmayan bu gariban çocuğun yüzünü gülerken görmeyi çok isterdim. Ancak savaş zor zamanlara sebep olur. Zor zamanlar da insan öğütür.

Esere puanım 8.5/10. Daha önce okuduğum hiçbir şeye benzemeyen çok eşsiz bir romandı. Çok eseri olmasa da Agota Kristof’un diğer çalışmalarını da okumak için sabırsızlanıyorum.


























