Takopi’s Original Sin

Seri Çıkış Tarihi: 28 Haziran 2025 – 2 Ağustos 2025

Türü: Psikolojik – Drama – Sci-Fi

Bölüm Sayısı: 6

İzlenme Tarihi: 23 Ağustos 2025 – 8 Eylül 2025

Takopi no Genzai bu sezon hakkından en çok bahsettiren serilerden biriydi. Mangasının kapağı bende feci bir dramanın içine düşecekmişim izlenimi uyandırmıştı. Ve hislerimde de yanılmamışım.

Hikayenin dört ana karakter etrafında şekillenmesi onu kompakt ve odaklı bir halde sunması yönünde teşvik etmiş. Elbette mangaka bu tercihi bilinçli olarak yapmıştır. Hikayenin gereksiz hiçbir detaya girmeden yalnızca çevresel faktörlerin bireylerin duygusal ve mental dönüşümüne nasıl tesir ettiğini görmesi harika bir çalışma olmuş.

İzlediğimiz her bir bölümle birlikte Shizuka ve Takopi’yi biraz daha bataklığa batmış halde bulmak kalbimi sıkıştırır olmuştu. Azuma’nın hikayeye temiz çocuk veya ara bulucu olarak dahil olması ama sonrasında geçmişte onun da bazı olayların tetikleyicisi olduğunu öğrenmemizle birlikte hikayede Marina da dahil kimsenin ne iyi ne de kötü olmadığına ikna oldum.

Bu bir öykü anlatıcılığı başarısıdır. Her karakterin değişimine tanık olmak, hataları ve iyileşme çabalarını görmek benim çok hoşuma gitti. Bu yolla hayatta siyah ve beyaz karakterlerin olmadığına, çoğu zaman gri şahsiyetlerle cebelleştiğimizi bana hatırlatmış oldu.

Esere puanım 8.5/10. Oldukça sürükleyici ve merak uyandırıcı bir hikayesi var. Ancak trajedi düzeyinin yüksek olduğunu belirtmeden geçmeyeyim. İzlerken mendilinizi yakınınızda tutun.

Superman

Orijinal Adı: Superman (2025)

Yönetmen: James Gunn

Türü: Aksiyon – Macera – Sci-Fi – Epik

İzlenme Tarihi: 30 Ağustos 2025

Süper kahraman filmlerinin seri üretim bandından çıktığı bir dönem vardı. Yaklaşık olarak 2015-2020 arası olarak belirtebilirim o zaman dilimini. Bu tarih aralığında birbirinden rezil, kendini tekrar eden, içi boş, manasız, mesajı olmayan bir yığın saçma sapan iş çıkmıştı.

Bu rezilliklere Batman, Superman ve Spiderman filmleri de dahil. En popüler olanlar olarak niteleyebileceğim bu üç kahramanın hikayesi her çizgi roman çizeri ve her film yönetmeni tarafından tekrar tekrar ele alınır. Bruce Wayne’in anne ve babasının bir ara sokakta kaç defa öldürülüşüne şahit olduğumu hatırlayamıyorum bile. Veya Kal-el’in Musa misali uzay taşıtı kundağında yolculuk edip kaç sefer Kent ailesinin arazinde dünyaya adım attığı gördüğümü de anımsayamıyorum. Ben amcanın bir sokak serserisi tarafından bir hiç uğruna canına kıyıldığını kim bilir kaç kez deneyimledim.

O üç kahraman öyle bir mitolojik figüre dönüşmüştür ki her yazar ve çizer onların orijin hikayesine farklı bir bakış açısı katarak yorumlamak ister. Theseus’un Girit seferi, Yason’un Kolhis’e yolculuğu, Odysseus’un eve dönüşü, Osiris’in cenazesinin bir araya getirilmesi, Odin’in bilgelik mücadelesi daha niceleri.

Bu destansı anlatıların ortak özelliği kanonlaşan belli başlı hatlara sahip olmalarıdır. O hatları tutturan her yazarın, devamında ne gibi bir hikaye anlattığına pek takılınmaz. Karakterin iskeleti sağlam olduktan sonra zaten gerçek kimliği ortaya çıkmış olur. Sonra varsın düşmanı Lex Luthor veya Boravia başbakanı olsun. Fark etmez.

Kal-el umudun sembolüdür. İnsanlığın kurtarıcısı, barışın sağlayıcısıdır. Superman her zaman politik bir karakterdi. İkinci Dünya Savaşı’nda ABD propagandası yapan bir enstrüman olarak bile kullanıldı. Ancak çağdaş yazımlara baktığımızda Superman’in daha gri, ahlak ve erdem anlayışlarının sorgulandığı, varlığının bir lütuftan ziyade bir tehdit olarak algılandığı yapımlar mevcuttu.

James Gunn’ın ele aldığı öykü ise çağdaş yazımların dışında, karakteri en temel haline yani saf iyilik ve adalet temsilcisi olan o Kritonitli adamın üzerine inşa edilmiş. Ve ben bundan çok mutlu oldum. Benim için Superman kahramanların en büyüğüdür. O bir arketip. İlahi bir güce sahip insanüstü bir varlıktır. Ve onun dünyaya huzur getirmek için mücadele ettiğini görmek beni çok keyiflendiriyor.

Esere puanım 7/10.

Pokémon 2: En Güçlü O

Orijinal Adı: ポケットモンスター 幻のポケモンルギア爆誕 (Pokemon Movie 02: Maboroshi no Pokemon Lugia Bakutan) (Pokémon: The Movie 2000) (2000)

Türü: Aksiyon – Macera – Fantastik

Stüdyo: Oriental Light and Magic, OLM

İzlenme Tarihi: 30 Ağustos 2025

Pokemon’un ikinci filminin bende yeri çok başkadır. Çünkü bu filmi izlediğim anlar benim ilkokula dair en net hatırladığım şeylerden. İlkokulda iken tahtanın üstünde, bizim boyumuzun hiçbir şekilde yetişemediği bir yükseklikte asma kilit takılı bir kafesin ardında duran sınıf televizyonumuz vardı.

Bu TV’de yalnızca hocanın izin verdiği veya kendisinin izletmek istediği şeyler gösterilebiliyordu. Onun harici durumlarda erişimimiz mevcut değildi. Zaten daha 8-9 yaşında olan çocuklardık. PC kullanmayı bile çoğumuz yeni yeni öğreniyordu.

Televizyona VGA veya RGB kablolar bağlayarak PC üzerinden görüntü iletme gibi şeyler boyumuzu aşan işlerdi. Biz anca hocadan gizlice CS 1.6, Hugo, Ghost Master falan yükleyebilmeyi başarmıştık. Ki teneffüslerde onları açmak riskli olduğu için çoğu zaman Ikariam, Travian, MetalDamage, Gladiatus, BiteFight, Klan Savaşları, OGame, Seafight, WildGuns, Dragonfable, BattleOn vb. browser tabanlı oyunlar oynardık.

Velhasıl konumuza dönelim. Öğrencilerin film getirmeye izni olduğu günlerin birinde -kim getirdi hatırlayamasam da- içimizden bir arkadaş Pokemon 2000 isimli bir CD ile çıka geldi o gün. Ve tüm sınıf 1.5 saat boyunca çıt çıkarmadan o animasyonu izledi.

Zihnimde Ash’in efsanevi Pokemonların saldırılarından kaçarak, üç küreyi toplamaya çalıştığı ve fırtına altında dövüşen Lugia’ya destek olduğunu anımsıyorum. Bir de filmin başındaki Hawaii tarzı kıyafetlere sahip kabilenin dansı ve müziği anılarımda yer etmişti. Başka bir detay hatırlamıyordum.

Filmi tekrar izleyince Pokemon’u zamanında neden o kadar çok sevdiğimizi tekrar anladım. Şu an bile Pokemon aşığı biri olarak uygun fiyatlı buldukça kart paketlerini alıp, fırsat yarattıkça da video oyunlarını oynuyorum. 2024’ün sonunda çıkan Pokemon TCG Pocket sayesinde de Pokedex bilgimi taze ve güncel tutmayı başarıyorum.

Lugia’nın Pocket’a Temmuz ayında Wisdom of Sea and Sky isimli seri ile dahil olduğunu da hatırlatmak isterim. İlgisini çeken arkadaşlar bence PTCGP’yi kaçırmasınlar. Ne gerçek kart oyununun katı kurallarına ne de uzun oynanış sürelerine sahip. Kart koleksiyonu yapmayı ve kart paketi açmayı seven insanların bağımlısı olacağını düşünüyorum.

Pokemon’un 3. Filminin başrolündeki Entei de Ağustos ayı sonunda gelen Secluded Springs serisi ile oyuna dahil oldu. Kartların gazıyla devam ederken 3. filmi de bir ara izlemeyi aklımın ucunda tutuyorum.

Esere puanım 7.5/10. Animasyon filmi çok sürükleyici ve keyifliydi.

Rilke’nin Şiirleri (Kolektif)

Orijinal İsim: Poems (Kolektif)

Yazar: Rainer Maria Rilke

Okuma Tarihi: 22 Ağustos 2025 – 29 Ağustos 2025

Şiir çok farklı bir yazın türü. Okuduğunuz anki ruh haliniz, bulunduğunuz ortam, sesler, uyarıcılar ve konforunuz. Hemen hemen her şey okuma keyfinize etki eden şeyler oluyor.

Ben de iş yerinde verdiğim ufak molalarda parça parça olacak şekilde Rilke’nin seçmece şiirlerini okumaya karar vermiştim. Orpheus’a Soneler adlı eseri ile kendisine ilgi ve alaka göstermeyi artırmıştım. Ancak yanlış yer ve yanlış zamanda deneyimlemeye çalıştığım bu şiirlerini mundar ettim diyebilirim.

Bir daha bu hataya düşmek istemiyorum. Şiirleri evde sakin sakin okumak en iyisi olacaktır.

Yarın bir gün Rilke’nin tüm şiirlerinin derlenmiş olduğu bir kitabı alacağım. İngilizce halini okuduğum bu eserlerin her birini ve daha fazlasını okuyup, özümseme şansı vereceğim kendime.

Fırtınadan Sonra

Orijinal Adı: 海よりもまだ深く (Umi yori mo Mada Fukaku) (After the Storm) (2016)

Yönetmen: Hirokazu Koreeda

Türü: Komedi – Drama

İzlenme Tarihi: 24 Ağustos 2025

Koreeda filmi izlemeyeli epey zaman geçmişti. Görünmeyen Japonya’yı bize göstermeye çalışan bir stili var bu adamın. Toplumun katı kuralları arasında varlığını sürdürmeye çabalayan basit insanların yaşam mücadelelerini konu alıyor.

Çoğu zaman da yasadışı veya zor duruma düşen insanları merceğin karşısında görüyoruz. Elbette bu çok temel bir şey. Varsıllık içinde yetişen, gelecek kaygısı duymayan, görece mutlu diyebileceğimiz karakterler kimsenin ilgisini çekmez. Bu sebeple Koreeda herkesten farklı bir rota izlemiş denemez. Ancak onun bu meselelere yaklaşırken farklı bir perspektifi var.

Film Ryota isimli bir yazarın, eşine ödemesi gereken nafaka parasını çıkarmak için aile evine gelip rehineciye satabileceği bir şeyler var mı diye bakmasıyla başlıyor. Yazarlık işinde durağanlaştığı için kendisini dedektiflik bürosuna atıyor. Burada geçirdiği süre içinde çeşitli arama-bulma işleri yürüterek kendi yevmiyesini çıkarmaya çalışıyor.

Ancak sorumsuz bir karakter olarak karşımıza çıkan Ryota eline geçen 3-5 yeni de hemen kumarda harcayarak işleri yokuş yukarı sürmeye devam ediyor. Filmin sonunda çocuğu ile birlikte bir bağ kurup, ortak bir anı inşa edebilmek için kendisinin de küçükken fırtınalı bir gece sığındığı çocuk parkı tünelinde vakit geçirmeleri çok hoşuma gitti. Filmin acı-tatlı finali de böylece sahnelenmiş oldu.

Esere puanım 7/10.

Shotgun King: The Final Checkmate

İlk piyasaya sürülme tarihi: 12 Mayıs 2022

Geliştirici: PUNKCAKE Delicieux

Tür: Turn-based – Roguelike

Platform: PC

Oynama Tarihi: 19 Ağustos 2025 – 22 Ağustos 2025

Shotgun King yaklaşık 1 saatlik oynanışın ardından ilk defa Beyaz Şah’ı alt etmemle birlikte son buldu.

Bundan aylar önce kardeşimi ne zaman ziyarete gitsem onu hep Shotgun King oynarken bulurdum. Oyunu sadece seyrederek bile ne kadar keyifli bir yapım olduğunu hissedebiliyordum. Bir ara oynamayı aklımın bir köşesine not etmiştim. Oynamak Ağustos ayına nasipmiş.

Oyunu oynadım. Bir defa Beyaz Şah’ı devirdim. Bana yeter dedim. Damağıma bir parmak bal çalmış gibi oldum. Ancak günden güne azalan kısıtlı vaktimi başka oyunları da deneyim ederek geçirmek istiyorum. Bu nedenle çok sevmiş ve tekrar oynamayı istiyor olsam da Shotgun King’e veda ediyorum.

Oyunun CRT TV efektine bayıldım. Ekran titreşim ve retro oyun renk paleti oyuna gerçek bir kimlik katmış. Ruhu olan yapımları çok seviyorum. Bu son yıllarda zor bulunan bir özellik oldu. İnsanın kıymetini bilmesi gerekiyor.

Yapıma puanım 7.5/10. Harika bir game loopu var. Bir ara aklıma takılırsa tekrar indirip Endless modunda sürüklenmek istiyorum.

At Çalmaya Gidiyoruz

Orijinal İsim: Ut og stjæle hester (Out Stealing Horses) (2003)

Yazar: Per Petterson

Okuma Tarihi: 14 Ağustos 2025 – 21 Ağustos 2025

Sanırım Norveç edebiyatından daha önce hiçbir eser okumamıştım. Per Petterson’ın kaleminden çıkan bu roman ise bir ilki başarmamı sağladı. Kitabın kendisi de ‘en popüler Norveç romanları’ ve benzeri isimler taşıyan listelerde kendine yer bulmuş. Bu sebeple iyi ki okumuşum diyorum.

Romanın ana karakteri olan Trond’un ağzından tüm hikayeyi takip ediyoruz. Kendisi hikayeyi bize anlattığı sırada 67 yaşında evli ve iki kız çocuk sahibi bir adam. Ancak kent hayatından uzakta, kendisini kırsalda inzivaya çekmeye karar vermiş. Bu tecrit hayatı sırasında çocukluğuna dönüyor yer yer.

İkinci Dünya Savaşı’nda Alman şiddetinin zirve yaptığı ve sonra çöküşe geçtiği dönemin Norveç kırsalındaki yaşama nasıl yansıdığını Trond, babası, arkadaşı Jon, Jon’un aile bireyleri ve köydeki birkaç karakterin üzerinden takip ediyoruz.

İçi dolu unutulan tüfek, başarısız at çalma faaliyeti ve sonrasında yaşanan trajediler. Ardından gelen ağaç kesme merasimi ve tomruklarla girilen mücadele derken işin rengi bir olgunlaşma hikayesine büründü.

Trond’un, kızı Ellen ile geçirdiği gün ve Lars ile belli belirsiz kurdukları gönüldeşlik çok hoşuma gitti. Roman genel hatlarıyla hafif bir tatlı yermiş hissi uyandırdı bende. Şerbetli bir tatlının bünyede bıraktığı ağırlık olmadan, ağızda hoş bir tat bırakarak okuttu kendisini.

Esere puanım 7/10. Yazarın Türkçe’ye çevrilen diğer romanlarına da göz atmak istiyorum.

Yamishibai: Japanese Ghost Stories 5

Seri Çıkış Tarihi: 3 Temmuz 2017 – 2 Ekim 2017

Türü: Korku – Doğaüstü

Bölüm Sayısı: 13

İzlenme Tarihi: 22 Temmuz 2023 – 20 Ağustos 2025

Yami Shibai’yi seviyorum. Bana küçürek korku öyküleri yazma konusunda ilham veren bir yapım. Her sene bir sezon çıkarıyor olmaları da ayrı bir hoşuma gidiyor. Ancak seriyi güncel takip etmiyorum.

İki sene evvel başlayıp yarısında kaldığım ve geriye kalan yedi bölümü birkaç güne yayarak izledim. Bu sezonu öncekilerden farklı kılan en önemli özellik ciddi bir görsel stil değişimine gidilmiş olması.

Benimsenen bu yeni stil bence öykülerin korku unsurunu izleyiciye aktarma konusunda çok daha başarılı. Jumpscare ve ses efektleri sağ olsun beni birkaç bölümde ürkütmeyi becerdiler.

Her sezonda farklı bir çizim stili deniyorlar mıydı emin değilim. Ancak bundan sonrakilerin de deneysel takılmalarını diliyorum. Kalan sezonlara yakın zamanda devam etmeyi planlıyorum

Sezona puanım 6/10.

Violet Evergarden: The Movie

Orijinal Adı: 劇場版 ヴァイオレット・エヴァーガーデン (Gekijouban Violet Evergarden) (2020)

Türü: Drama

Stüdyo: Kyoto Animation

İzlenme Tarihi: 17 Temmuz 2025

Öncelikle bu filmin, orijinal anime serisinin devamı niteliğinde olduğunu belirtmem gerekiyor. Az çok herkes bunu anlayabilir diyebilirsiniz. Bunu söylerken aklımda Cowboy Bebop – Knockin’ on Heaven’s Door vardı. Yani Cowboy Bebop serisi kendi içinde bir hikaye başlatıp sonra da final veriyor. Filme konu olan olaysa serinin son bölümünden evvel gerçekleşmiş bir olayı merkeze alıyor. Bu sebeple ek görev veya yan hikaye olarak değerlendirilebiliyor.

Ancak Violet Evergarden filmi ana serinin finalinin üzerine yeni bir öykü inşa ediyor. Senaryoda işlenen üç ayrı ama bir şekilde Violet karakteri sayesinde birbirine bağlı olan öykü mevcut.

İlki elbetteki Binbaşı’nın anısını yaşatmaya çalışan Violet’in hikayesi. İkincisi ölümcül bir hastalığa yakalan Yuris’in anne, baba ve kardeşine vefatından sonra iletilmesi üzerine mektup yazılması işi. Üçüncü öykü her ne kadar ekranda en az süre yer edinse de tüm olayların resmini tek bir çerçeveye oturtan Ann Magnolia’nın torunu Daisy’nin anneannesine büyükannesinin ağzından yazılarak gönderilen mektupların katibini arama girişimi.

Üç öykünün de farklı bir duygu hali vardı elbette. Fakat ben Yuris’in öyküsünün sonlanışına feci üzüldüm. Kurgusal eserlerde gözyaşlarıma hakim olamamak her ne kadar canımı sıkıyor olsa da bu tarz duygusal kırılımlar, bizi makineleştirmeye çalışan bu ruhsuz dünyada bana insan olduğumu tekrar hatırlatıyor.

Esere puanım 8.5/10.

Olağanüstü

extra ordinary

Orijinal Adı: Extra Ordinary (2019)

Yönetmen: Mike Ahern – Enda Loughman

Türü: Komedi – Korku – Fantastik

İzlenme Tarihi: 16 Ağustos 2025

Satanist temalı, şeytan girip cin çıkarmalı korku filmleriyle alay eden keyifli bir filmdi. Filmin en başı beni Mystery Men tarzı bir film olacağı yönünde bir beklentiye sokmuş olsa da hikayenin yöneldiği doğrultuyu gayet iyi buldum.

Filmin son 10 dakikası inanılmaz komikti. Şeytana genç kız kurban adanması, bakirelik kuralı, kanlı ay, kan yemini falan derken filmin komedide zirve yaptığı kısım ilmek ilmek işleniyor. Gerçekten kahkaha attığım bir sekanstı burası.

Böyle filmler izlerken aklımda hep setteki çekim kısımları canlandırıyorum. O son 10 dakikanın çekimleri sırasında deli gibi eğlendiklerine eminim.

Esere puanım 6/10.