Dogma

Orijinal Adı: Dogma (1999)

Yönetmen: Kevin Smith

Türü: Macera – Komedi – Drama

İzlenme Tarihi: 13 Ocak 2020

Sonunda Kevin Smith film evrenine giriş yapabildim. Bu girişimi Dogma ile yapmış olmak güzel oldu. Filmde bu kadar ünlü aktör ve aktristin rol aldığını bilmiyordum. Adeta baştan sona yıldızlar geçidi idi. Acayip garipsedim bu durumu.

Hristiyanlık ‘mitolojisi’ üzerinden kurgulanmış keyifli bir hikayeydi. On üçüncü havarinin zenci olduğu için atlanılması, Yeni Ahit’te İsa’nın 12 yaşından 30 yaşına direkt atlamasının sebebini kardeşlerine olduğuna bağlamak ve İsa’nın büyük büyük yeğeninin olması gibi akılda kalıcı mizah unsurları barındırıyor.

Ben filmi pek ofansif bulmadım. Filmin introsundaki uyarı yazılarını görünce bayağı kara mizah dönecek diye beklemiştim. Böyle orta seviyede takılmış olmaları benim daha çok hoşuma gitti. Köşeli ve uçarı espriler oldum olası hoşuma gitmiyor.

Yapıma puanım 6.5/10. Oldukça keyifliydi.

Saftirik Greg’in Günlüğü 1. Kitap: Bu Benim!

Original Adı: Diary of a Wimpy Kid

Cilt Çıkış Tarihi: Mayıs 2011

Türü: Komedi

Okuma Tarihi: 18 Kasım 2019 – 13 Ocak 2020

Wimpy Kid, her ne kadar bir çocuk kitabı da olsa kitaplığımda bulundurduğum ve ara sıra okumaktan keyif aldığım bir seridir. Elimde rastgele alınmış, sıraya dahil olmayan kitapları vardı. 4-8-9 diye gidiyordu. İlk kitabını okumamıştım.

Birkaç ay önce telefondan pdf/epub okumaya başladığımı Manifesto yazısında belirtmiştim. Hep bilgi içerikli şeyler okumaktansa eğlenceli şeylere de vakit ayırayım demiştim. Aklıma gelen ilk eser Wimpy Kid serisi oldu. Böylece pdfsini indirip okumaya başladım.

Saftirik ismiyle Türkçeleştirilen Greg Heffley’in maceraları ilk kitapta da tebessüm ettirecek cinsten. Cheese Touch olayının hikayesinin çatısı görevini görmesi beklemediğim ve karşılaşınca da epey eğlendiren bir unsur oldu.

Bu kitap, çizgi roman olarak anılmasa da benim algıma göre bir çizgi roman. Çocuklara yönelik resimli öykü kitabı olarak pazarlanması onu burada Roman kategorisine sokacağım anlamına gelmiyor. Üzgünüm Greg.

Esere puanım 6/10. Küçük-büyük demeden herkesin eğlenerek okuyabileceğine inandığım bir seri.

Sapık

Orijinal Adı: Psycho (1960)

Yönetmen: Alfred Hitchcock

Türü: Korku – Gizem – Gerilim

İzlenme Tarihi: 12 Ocak 2020

Hitchcock’un çoğu klasik eserini henüz izlememiş olmaktan büyük üzüntü duyuyorum. Bu üzüntüden kaynaklı olarak da vakit buldukça filmlerini birer ikişer izleme listeme ekliyorum. Listedeki onca yapım arasında Psycho’ya ancak sıra geldi.

Bana “Keşke bunu bu kadar geç izlemeseydim” dedirten çok az film olmuştur. Psycho, o filmlerin başında geliyor. Bugüne dek izlememiş olduğum gerçeği beni epey üzse de zararın neresinden dönsek kardır.

Norman Bates karakterinin kendisinden sonra yazılmış veya çekilmiş birçok kurguya ilham kaynağı olması hiç de garip gelmiyor insana. Her ne kadar roman uyarlaması olsa da Hitchcock dramatik bir arkaplanı olan oldukça akılda kalıcı bir karakter yaratmış.

Filme puanım 8/10. Şanını sonuna dek hak eden bir yapım.

Ermenistan’dan Kayboldu ve Bulundu

Orijinal Adı: Lost and Found in Armenia (2012)

Yönetmen: Gor Kirakosian

Türü: Komedi

İzlenme Tarihi: 11 Ocak 2020

Bir süredir arka arkaya kalite düzeyi yüksek yapımlar izliyordum. Bu sabah ciddi bir şey izlemek istemediğime karar verdim. Arşivdeki komedi filmlerine bakarken buna denk geldim. Biraz farklılık olur diye düşündüm ve izlemeye başladım.

Filmin komedi seviyesi Türkiye’deki muadili yapımlarla denk diyebilirim. Ermenilerin ve Türklerin espri anlayışı aşağı yukarı aynıymış. Bu filmden bunu çıkardım. Diyaloglar yer yer politik ve dini ajitasyona dönmeseydi daha keyifle izleyebilirdim. Bunun gücenmemle alakası yok. Doğrusu milliyetçi bir insan değilim, yapımlara objektif bakmak benim hoşuma gider. Film zaten aptal Amerikalı turist klişesiyle başlamıştı. Gittiği yerlerde de Türk ve Ermeni stereotipleriyle dalga geçiyordu. Paraşütle köye düşen adamın Azeri-Türk ajanı sanılması olası ve komik bir durumdu. Ancak filmin sonlarına doğru mezarlığa gitmeler ve sınırda dolanan iki Azeri askeri falan epey anlamsız elementlerdi. Herhalde Ermenistan’da geçen bir hikaye yapıyoruz, buraya kadar geldik bir laf sokmadan bırakmayalım demiş yönetmen. Bahsettiğim iki olay olmasa film daha iyi olabilirmiş.

Puanım 5/10. Son yirmi dakika filmin genel çizgisine zarar veriyor.

İki Papa

Orijinal Adı: The Two Popes (2019)

Yönetmen: Fernando Meirelles

Türü: Biyografi – Drama – Komedi

İzlenme Tarihi: 10 Ocak 2020

Katolikliğe ve Vatikan’a merağım olmasından sebep film, çıkışı itibariyle radarıma girdi. Fikir beyan etmeden önce belirtmem gerekli ki stilistik bir filmdi.

Papa Benedict ve Francis’in aralarında böyle bir hukukun varlığından haberim yoktu. Film bana hem bunu ilişkiyi hem de Francis’in gençliğinde junta hükümeti ile kurduğu ilişkinin kısa bir özetini göstermiş oldu. Ziyadesiyle memnun kaldım.

Hikayeyi bir yana bırakalım. Pryce ve Hopkins oldukça keyifli bir başarılı oynamışlar. Sadece iki ihtiyarın oturup konuşmasından ibaret bir film olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, onu bu kadar eğlenceli kılmayı başaran şeyin oyuncu etkeni olduğunu rahatça söyleyebiliriz.

Yapıma puanım 6.5/10. Hafif, tatlı gibi gösterilen ve günah-çıkartan tarzda bir filmdi.

İhtiyarlara Yer Yok

Orijinal Adı: No Country for Old Men (2007)

Yönetmen: Ethan Coen, Joel Coen

Türü: Suç – Drama – Gerilim

İzlenme Tarihi: 9 Ocak 2020

Fargo’ya tersten benzerlik sağlayan bir senaryoya sahipti. Ancak Fargo’nun kara-komik havasını daha çok sevmiştim.

NCFOM’i baştan sona “hele gitsin bakayım ne olacak” diyerek izledim. Hikaye bende çok büyük bir merak uyandırmadı. Zaten bu filmi pek merak da etmiyordum. Biraz izlemiş olmak için izledim diyebilirim.

Fargo’daki para çantası ile buradaki para çantasının aynı olduğuna dair bir trivia duyumu aldım ama ne kadar doğrudur bilemiyorum.

Filme puanım 7/10. Pek bayılmasam da hikaye ikonik ve akılda kalıcı bir kötü adam barındırıyor.

Evlilik Hikayesi

Orijinal Adı: Marriage Story (2019)

Yönetmen: Noah Baumbach

Türü: Komedi – Drama – Romantik

İzlenme Tarihi: 8 Ocak 2020

Filmi epey beğendim. Basit bir konusu vardı. İsmi evlilik kelimesini içeriyor olsa da bir ayrılık öyküsü izletiyordu. Güzel bir tezatlık barındırıyor.

Adam Driver ve Scarlett Johansson ikilisine diğer popüler işlerinden aşinalığım bulunsa da direkt performans gösterdikleri filmlerini izlememiştim. İkisi de bu filmde harika oynamışlar. İlişkilerindeki kusurlar ve iletişim bozuklukları onları bu sonuca itmiş olsa da ikisinin de birbirinden tam anlamıyla kopamamalarını seyir zevki yüksek bir şekilde aktarmışlar.

Adam Driver’ın Charlie karakterine empati beslememek elde değil. Baba olarak çektiği sıkıntılara ortak olmamak gerçekten imkansız. O çaresizlik duygusunu izleyiciye harika anlatıyor.

Film boyu kendime tek bir şey söyledim: “Bu devirde evlilik yapanın aklı yoktur.” Umarım kader kimseyi bu duruma düşürmez.

Yapıma puanım 7.5/10. Duygusal gerilimi yüksek bir filmdi.

Whiplash

Orijinal Adı: Whiplash (2014)

Yönetmen: Damien Chazelle

Türü: Drama – Müzik

İzlenme Tarihi: 7 Ocak 2020

Bir süredir izlediğim filmlerin kalite ortalaması yüksek olmasına rağmen beni olduğum andan koparacak kadar etkileyici bir film izlememiştim. Whiplash kelimenin tam anlamıyla nefesimi kesen bir film oldu.

Hem gerildim, hem eğlendim, hem küçük düştüm, hem de başarı hissini tattım. Bunu koca bir film boyunca yapamayan gırla yapım var. Whiplash ise bunu her 15-20 dakikalık periyotlarda gerçekleştiriyor.

Özellikle final sahnesi kesinlikle baş döndürücüydü. Evde yalnız olmanın getirdiği bir şeyleri son seste izleme şansı, seyir zevkini artıran bir etken oldu.

Yapıma puanım 8.5/10. Tabiri caizse kulaklarınızın pasını silecek bir film.

Sıkı Dostlar

Orijinal Adı: Goodfellas (1990)

Yönetmen: Martin Scorsese

Türü: Biyografi – Suç – Drama

İzlenme Tarihi: 6 Ocak 2020

İnternette filmler hakkında muhabbet ediyordum. Joe Pesci’nin en iyi performansının hangi filmde olduğuna dair bir tartışma başlamıştı. Konuşmaları takip ederken çoğu kişinin Goodfellas isimli yapım üzerinde mutabık olduğunu fark ettim. Bunun üzerine hemen listeme aldım.

Film Mafia isimli oyun serisinin ilk oyununa feci şekilde benziyor. Tabii ki bu benzerlik tersten gelişiyor. Oyun nihayetinde 2002 yapımıydı. Ancak bu ne oyunun ne de bu filmin değerini düşürüyor. Aksine birinin diğerini etkileyip tüketilebilir iki ayrı harika eser olarak bize sunuluyor oluşu epey mutluluk verici bir şey.

Filmin eğlence, aksiyon ve drama dozajı çok iyi tutturulmuş. Baştan sona doğru kopmadan kendini izlettiren bir yapım var. Suçun şiddeti artmasına rağmen film hiçbir zaman iç daraltacak düzeyde bir karamsarlığa ulaşmıyor. Bu da kurguyu daha hayatın içinden kılabilmiş.

Yapıma puanım 8.5/10. Oldukça iyi mafya hikayesiydi.

Ayna

Orijinal Adı: Zerkalo (The Mirror) (1975)

Yönetmen: Andrei Tarkovsky

Türü: Biyografi – Drama

İzlenme Tarihi: 5 Ocak 2020

Vurucu bir film. Kabaca ölmek üzere olan bir adamın kendi anılarındaki yolcuğunu sunuyor denebilir. Ancak kurgunun genel hikayesinden ziyade hayatın farklı dönemlerinden aktardığı anılar daha kıymetli duruyor.

Eğer yaşamınızda bu öyküdekine benzer olaylar, sorgulamalar ve travmalar yaşadıysanız sizi epey etkileyecektir. Bana dokunan bayağı bir sahne oldu. Film hem kişisel bir hikaye hem de Rus milletinin geneline hakim bir melankoli taşımakta. Durumu spesifik örnekler ile kelimelere dökebilecek olsam da izletinin izleyici üzerinde bıraktığı direkt etkiyi aktarmamın imkanı yok.

“The division of churches separated us from Europe. We remained excluded from every great event that has shaken it. However, we had our own special destiny. Russia, with her immense territory, had swallowed up the Mongol invasion. The Tartars didn’t dare crossing our western borders. They retreated to their wilderness and Christian civilization had been saved. To attain that goal we had to lead a special kind of life, which while leaving us Christians, had made us alien to the Christian world.
As for our historic insignificance, I cannot agree with you on that. Do not you find anything significant at all in today’s situation in Russia that would strike a future historian?
Although I am heartily attached to our sovereign, I am far more delighted with everything I see around me. As a man of letters, I am being annoyed, insulted, but I swear that nothing in the world would have made me change my home country or have any other history than the history of our forebears, such as it was given us by God”

Pushkin’s 1836 letter to Chaadaev

Okunan şiirler ve yapılan alıntılar, yaşanılan olay üzerine gelince alıcıya karşı tesirini üst seviyeye çıkarıyor. Çocukluğa dair anıların renkli, yetişkinliğe dair anıların monochroma sunulması da hoşuma gitti.

Margarita Terekhova harika bir oyunculuk sergilemiş. Taşıdığı karakterler, bir izleyici olarak bana son derece gerçek hissettirdi. Duyguları yüzünün her bir zerresine işlemeyi başarabilmiş.

Yapıma puanım 9/10. Tekrar izlenmeyi ve üzerine düşünülmeyi hak eden bir yapım.