Orijinal Adı: Star Wars: The Last Jedi (2017)
Yönetmen: Rian Johnson
Türü: Macera – Fantastik- Sci-Fi
İzlenme Tarihi: 16 Nisan 2019

Star Wars… Evet. Bu seri çocukken sorsanız hayatımın anlamı diyebileceğim kadar değer verdiğim bir seriydi. SW’nin bende çok ayrı bir yeri var. Hatırladıkça hem üzülürüm hem sevinirim. Ailem sayesinde öğrendiğim sinema klasiklerinden biriydi ilk üçleme. Ebeveynim bana filmin karakterlerini, hikayesini ve neyi amaçladığını anlatmıştı bir masal niyetine. 1999’da başlayan yeni üçleme ile ailem içerisinde ve gidilen misafirliklerde de konuşulur olmuştu. 2002’deki Klonların Saldırısı filmi ile 30-40 yaş civarındaki insanlardaki heyecan zirveye ulaşmıştı, bundan biz çocuklar olarak da nasibimizi almıştık. Oyun kartları, oyuncaklar, çizgi romanlar, romanlar gibi ürünler çocuk oyuncakları satan dükkanlarda gözümüze daha da çarpar oldu. Üçüncü film Sith’in İntikamı ile birlikte CNBC-e tüm seriyi her hafta bir episode olacak şekilde geceleri gösterime soktu. O geceleri unutamıyorum. Küçük olduğumdan geceleri uykuya dayanma direncim daha azdı ve kendimi uykuya dalmamak için zorlayarak tüm seriyi izlemiştim. Her izlediğim bölümden sonra ilkokuldaki arkadaşlarıma gidip anlatıyordum. Filmleri baştan sona ezberlemiştim adeta. Böyle anlatışlarım sayesinde SWci yaptığım arkadaşlarım da olmuştu. Hangi sınıftı hatırlamıyorum ama transfer gelen bir öğrenci olmuştu. Top Trumps Süper Kartlar’ın Star Wars kart serisine sahipti. Gizlice okula getirirdi ve tenefüslerde oynar dururduk. Unuttuğumuz karakterleri, dünyaları vs konuşurduk. Harika zamanlardı.

Seriye olan ilgim 2008’deki Klon Savaşları filmi ve animasyon dizi ile düşüşe geçti. Dizide izlediğim her bir bölümle sevgim nefrete dönüştü. Çocukluğun da etkisiyle yobaz bir sw hayranı olduğum için çizgi filmi kendimce boykot edip, onu seriye bir hareket olarak gördüm durdum. Çevremdeki insanlara yıllarca SW filmleri izletmeye çalışmıştım fakat onlar gidip çizgi filmini izleyip serinin hayranı kesilmişlerdi. Bunu kaldıramamıştı çocukluk kibrim. Sonradan görme olarak tabir etmeye başlamıştım onları ve zamanında benim önerime kıymet verdikleri için de hafif sitem doluydum. Tabii bunlar arkadaşlığımızı kötü etkileyen şeyler olmadı, sadece aklıma gelince laf sokardım olur biterdi.

Neyse tabii lise vesaire derken çevremde hala SW bilmeyen insanlar vardı ve çoğu yeni izliyorlardı. Aralarında konuşuyorlardı. Bense sessizliğimi koruyup içten içe aşağılıyordum. Evet, ergenliğimde burnu kalkık biriydim. Neyse ki atlattım, hoş zamanlar değildi. Çünkü bir şeyi anladım ki, sırf benden sonra öğrendiler-izlediler diye onları küçümsediğimden onların o hoş SW sohbetine dahil olamadım. Belki o zaman kendimi tutmasaydım, akışına bıraksaydım şu an hala SW’ye karşı hislerim olumlu düzeyde olacak ve yeni üçlemeyi merakla beklemiş olacaktım. Ama öyle olmadı.

Yeni üçleme duyurulduğunda ufak bir heyecanlandım. Şaşırdım. Neyi anlatacaktı ki bu seri diye sordum kendime. Tabii duyurunun üstünden zaman geçti gitti. Ben çıkış yapacağını dahi unutmuştum. Vizyona girdi, herkeste bir SW manyaklığı alıp başını gitti, herkes çizgi romanlarını okuyor, T-shirtlerini giyiyor, imperial march ı telefon zil sesi yapıyor falan. Fakat tüm bunlar olurken ben zorlama olarak değil, tamamen içimden hiç gelmediğinden dolayı ilgi göstermedim. 2015’te çıkan Güç Uyanıyor’u iki yıl sonra 2017’de izledim ve ne yalan söyleyeyim çok sıkıldım izlerken. 2017’de çıkan bu Son Jedi’ı da yine iki sene sonra 2019 Nisan’da izleme şerefine eriştim. Ha memnun mu ayrıldım? Ne evet ne hayır.

Son Jedi’ın çok rahatsız eden kısımları vardı. Şu asyalı kız, stormtrooper oğlan kaçmakta olan koca filoyu kurtaracak yegane ekip oldu birden. Snoke’un adamlarının pata küte girip yok edebileceği filoyu büyük gemiyi bırakıp, küçüklerle giderlerse atlatabileceklerini düşünmeleri, kurtarıcı ikilinin hapisten kaçışı -adam kaçabilirmiş de ne hikmetse bunların gelmesini beklemiş-, Snoke ve Kylo Ren sahnesi, Rey’in ailesi muhabbeti… OF. Saydıkça sayasım geliyor. Cidden çok huysuzlandım. Eskiden de olsa değer verdiğim bir serinin bu hallere düşmüş olması beni çileden çıkarıyor.

Her şeye rağmen sevdiğim bir şey varsa filmde o Luke ve Jedilik edebiyatıydı. Yoda’nın gözüküşü, Luke’un hologramı ve Rey’in Jedi oluşu. Ki bu hologram olayı Obiwan’ın ölümünde de vardı ve çocukken anlam verememiştim sadece kaybolup gitmişti, ceset falan kalmamıştı ortada. Film bu konuda açıklayıcı da oldu. Ve tabii ki en sonda, ikiliye yardım eden hizmetçi çocukların İsyancı direnişini anlatışları ve umudun yok olmadığı mesajını verip bitişi biraz daha duygu yüklenebilseydi ağlatırdı beni.
Filme puanım 7/10. Sevdiğimi taşa tutuyorum ve ne yazık ki SW konusunda çok acımasız olabiliyorum. Üçlemenin finalini sinemada izlemeyi planlıyorum. Umarım şu sallantıda giden öyküyü güzel bir final ile sevdirebilirler bana. Merakla bekliyorum.


















